Yazının başlığı “Tuzağa düşmeyen lider” de olabilirdi. Şu an önümdeki kitabın adına bakıyorum: “Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler”…Prof. Dr. Sayın Haydar Baş’ın uzun yıllar öncesinde kaleme aldığı bu eserin ismi bile çok şeyler söylüyor.
Anayasa değişikliği için referandum sürecinin başladığı günleri yaşıyoruz. Bu kritik dönemde ülke bütünlüğü, milli birlik ve beraberliğimiz için çok dikkatli ve temkinli olmamız gerekiyor.
Siyasi liderler, anayasa değişikliği için yapılacak halk oylamasında, kamuoyu oluşturacak tezlerini evet/hayır ekseninde savunuyorlar. Demokrasinin icabıdır bu. Ancak bu ortamı kötüye kullanmak arzusunda olan mihrakların dolduruşuna gelip fevri ve aşırı duygusal tepkilerimizin sarmalında yitip gitmeyelim. Bizimle birlikte ulusal bütünlüğümüz de yok olup gitmesin.
Halkımızı bölüp, grup çatışmalarına çekecek, şiddeti yayacak tuzakların kokusu toplumu sarmadan;
Ülkenin vicdanlı, namuslu, güzel insanları:
Senin memleketin, üzerinde ve yakın çevresinde dünya güç dengesini etkileyecek tarzda, sürekli ve çok yönlü çıkar ve çatışmalarına sahne olan, hassas bir coğrafi konuma sahip bulunmaktadır.
Bu konumu ile Türkiye;
Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının düğüm noktası olarak nitelendirilen Akdeniz ve Ortadoğu’nun Doğu-Batı ve Kuzey-Güney eksenleri üzerinde bir köprü durumundadır. Bu konumu nedeniyle farklı özelliklere sahip Avrupa, Asya ve Afrika ülkelerinin fiziki, sosyal-kültürel ve ekonomik mihverleri ülkemiz üzerinde çakışmaktadır.
Bütün bu özellikleri ülkemize; dünya güç merkezleri için mutlak kontrol ve elde bulundurulması gerekli bir hedef olma niteliği kazandırmaktadır.
Geçmişten günümüze hep hedefteyiz; çevremiz tuzaklarla dolu.
Ayrıca, ruhsal yapılarının çarpık ve hastalıklı olduğu izlenimini veren insanlar vardır. Bu kişiler kendilerini oturttukları bir dünyanın dışındaki oluşumlara çok şüpheyle bakarlar; çok işkillenirler. Tahammülsüzdürler, çok çabuk hiddetlenir, bağırır çağırırlar. Ailelerinde, işyerlerinde ve mahallelerinde herkesin keyfini kaçıracak biçimde şiddetli tepkiler gösterirler. Ama sonuç olarak bu kızgınlık ve kırıcılık nöbetleri oralarda kalır.
Ancak bir toplum üzerinde etkisi olan siyasilerin şiddet ve hiddet krizlerinin tuzağından uzak durmaları gerekir.
Ülkemiz ve milletimiz için kurulu tuzakların sahibi güç mihraklarının fırsat kolladığı şu referandum sürecinde uyanık bulunmamız, demokrasinin sınırları içinde tercihlerimizi yapmamız elzemdir.
Tercihimiz evet-hayır ekseninde ne olursa olsun birlik ve beraberliğimize halel getirmemelidir.
İşte tam bu kertede Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ın, evet-hayır tercihinde partisini serbest bırakması, Türkiye üzerinde kötü emelleri olanların heveslerini kursaklarında bırakmıştır.
Parti içi demokrasi nasıl olurmuş, bunun dersini veren Sayın Baş, demokrasinin değil, ileri demokrasinin de delikanlısı olduğunu gösteriyor… Bunun keyfini ve umudunu yaşayalım.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
cemal 2017-02-20 10:10:19

Muthis baslik Muthis yorum. Allah razi olsun Unal Hocam.

Avatar
demir 2017-02-20 11:42:12

Referandum tiyatrosu ile yeni Türkiye nin şekillendirileceğini,,,
Evet in ve hayır ın HİÇ BİR ÖNEMİ OLMDIĞINI ve sözde sonuçlar göre Anayasa değişikliğinin maddeleneceğini,,,
Yarım yüzyıllk Kontrollü krizin resmileştirileceğini,,,
Emperyalizm temsili-temsilcisi tek adamın vesayetinin diktatörleşeceğini,,,
Nato türkiyesi-2.cumhuriyetin hukuka bağlanacağını
Bu Milletin anlaması için ne yapmalı?

banner131

banner137