İsviçre’nin Cenevre kentinde Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde organize edilen 4. tur Suriye konulu görüşmeler dün başladı. Cenevre’de Suriye konulu en son görüşmeler bundan 1 yıl önce gerçekleşmişti. Cenevre görüşmelerine, Suriye yönetimi, muhalifler, Türkiye, Rusya, İran ve ABD’nin içinde olduğu Uluslar arası Destek Grubu temsilcileri katıldı.

“Görüşmelerden ne sonuç çıkar” sorusuna BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura cevap verdi ve "Bir ilerleme bekliyor muyum? Hayır, beklemiyorum" diye konuştu.

Görüşmelerin hedefinde güvenilir, kapsayıcı ve mezhepçi olmayan bir yönetim kurulması, yeni bir anayasanın tasarlanması için takvim belirlenmesi, BM gözetiminde yeni anayasanın uygulanmasından 18 ay sonra özgür ve adil seçimlerin yapılması bulunuyor.

Görüşmelerde, muhalifler, Suriye Devlet Başkanı Esad’ın geleceğini tartışmak istiyor, Suriye hükümeti ise buna karşı çıkıyor. BM kararlarında Suriye'de siyasi geçiş dönemi için resmi müzakerelerin başlatılması çağrısı yapılıyor.

Son dönemlerde, Suriye’de oldukça önemli gelişmeler yaşandı. Türkiye, ÖSO ile beraber Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında El Bab’a kadar indi ve bu kentin yüzde 40’ını IŞİD’den temizledi. Muhalifler Halep’ten ayrıldı ve Halep Esad yönetiminin eline geçti.

Türkiye’nin öncülüğünü yaptığı, Kazakistan’ın başkenti Astana’da gerçekleşen zirvede muhaliflerle, Suriye yönetimi ortak kararlar aldılar ve ateşkes sürecinin devamı sağlandı.

Bütün bu adımlarda ABD denklem dışı kalmıştı ama ne olduysa Astana süreci devam ederken, Rus uçaklarının Türk askerinin bulunduğu yere bir saldırı gerçekleştirmesiyle gerçekleşti. Bu saldırıda 3 askerimiz şehit oldu ve yaralılar da vardı. Halbuki, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden yapılan açıklamalarda, askerimiz burada 10 gündür bulunuyordu, Rus yetkililer bunu gayet iyi biliyordu, açıklandığı gibi bir koordinasyon eksikliği de yoktu.

Peki, burada yaşanan neydi? Neden ateşkes görüşmeleri yapılırken, Rus uçakları askerimize saldırmıştı? Bunun en büyük nedeni, Suriye konusunda Rus uçağı düşürüldükten sonra Rusya ile ABD’nin yapmış olduğu anlaşmaydı. Bu anlaşmaya göre, Suriye’nin kuzeyi, ABD’nin kontrolündeki PYD’ye bırakılacaktı, bunun karşılığında da ABD, Halep’ten Azez’e uzanan hattın güneyini Esad yönetimine bırakacaktı.

Dikkat ederseniz, Halep ve El Bab konusunda kolları sıvayan, Suriye ordusuna destek olan Rusya, Suriye’de sözde toprak bütünlüğünden bahsetmesine rağmen, Münbiç ve Rakka konusunda, ya da Suriye’nin kuzeyindeki diğer bölgeler konusunda sözü hep ABD’ye bırakıyor. Rusya’nın PYD konusundaki bakış açısı ABD’ninkinden farklı değil…

Geçtiğimiz günlerde Rusya Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Aleksandr Botsan-Harçenko, PKK ve PYD'yi terörist örgütler olarak görmediklerini açıkladı.

Rus basınına konuşan Botsan-Harçenko, terör örgütü PKK ile Suriye’deki uzantısı YPG’ye Rusya’nın nasıl baktığı ile ilgili soruya, “Rusya Federasyonu, Türkiye’deki PKK ile Suriye’deki YPG’yi terörist örgütler olarak görmüyor. Rusya’da bu iki örgüt, resmi terör örgütü olarak kabul edilmiyor. Bu bir gerçek, durum böyle” cevabını verdi.

ABD, PYD’yi “sahadaki en iyi müttefik” olarak görürken, Rusya da Türkiye’ye rağmen PYD’ye defalarca yardım etti. Rusya, Esad yönetimi lehine operasyonlara başladığı 2015 Eylül'ünden sonraki süreçte Halep'in kuzeyinde Afrin bölgesindeki terör örgütü PKK'nın Suriye kolu PYD militanlarının muhaliflere saldırılarına da destek verdi.

Azez bölgesindeki altı yerleşim yerinin PKK/PYD'nin eline geçmesine yardımcı olan Rusya, IŞİD'in Mare köyüne saldırıları sırasında da Mare'deki muhalifleri bombaladı.

Bu gelişmeler olurken Rusya Devlet Başkanı Putin'in Temsilcisi ve Rus Dışişleri Bakan Yardımcısı Bogdanov 9 Ekim 2015'te PYD lideri Salih Müslim ile görüştü.

16 Kasım 2015'te PKK'yı terör örgütü olarak görmediklerini açıklayan Bogdanov, 2016 yılında da Salih Müslim ile ikisi resmi, toplam dört görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmeler sırasında Şubat ayında terör örgütü PKK/PYD Rusya'nın başkenti Moskova'da temsilcilik açtı.

Astana zirvesi öncesi PYD temsilcileriyle Haseke’de bir araya gelen Rus yetkililerin PYD’lilere sunduğu şartlardan birisi de, oluşturulacak olan Kürt heyetinin, Kuzey Irak’taki Bölgesel Yönetimin lideri Mesut Barzani tarafından kabul görecek şekilde olmasıydı.

Bütün bunlar dikkate alındığında, Rus uçaklarının Türk askerine yaptığı saldırı daha iyi anlaşılabiliyor. Bu saldırı, Suriye konusunda zaten ABD ile önceden anlaşan Rusya’nın, Türkiye’yi ABD’ye doğru itmesiydi. Bu da doğal olarak Türkiye’yi ABD ile hareket etmeye, PYD’yi de kabul etmeye zorlayacak bir adımdı.

Karşımızda, ABD ile mücadele eden bir Rusya değil, ABD ile anlaşan, ona karşı mücadele etmekten sakınan, ABD’nin suyuna giden bir Rusya var.

Bütün bunlar da gösteriyor ki, Türkiye’nin gerçek manada Türkiye’den başka dostu yok.

Bizler bu coğrafyada dimdik ayakta kalmak istiyorsak, hiçbir ülkeye güvenmeden, milli bir duruşla, milli politikalarla, kendi ayalarımız üzerinde durarak ancak bunu başarabiliriz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner137