29 Kasım 2012 Perşembe 11:43
883 Okunma
4,6 milyon diyabetli var

Diyabetin, insülin hormonunun yokluğu veya yetersiz olması durumunda kan şekerinin hücre dışında ve kanda yükselmesi ile ortaya çıkan bir hastalık olduğuna işaret eden Dr. Şenol Okur, günlük yaşamda gerekli aktiviteleri sürdürebilmek için glukoz adı verilen bir tür şekere ihtiyaç olduğunu söyledi. Okur; diyabetin Tip 2 diyabet-Toplumda daha sık görülen form, Tip I diyabet-Daha çok çocuk ve gençlerde görülen form, Gebelikte ortaya çıkan diyabet ve Başka hastalıklar sonucu gelişen diyabet olmak üzere dört türü olduğunu ifade etti.

Tip 1 diyabetli kişilerin genellikle insülin üretmemekte olduğunu belirten Okur, \"Dışarıdan insülin kullanmak zorundadırlar. Başka türlü yaşamaları imkansızdır. Tip 1 diyabet herhangi bir yaşta da çıkabilir, fakat genellikle çocuklarda ve genç erişkinlerde oluşur. Eğer Tip 1 diyabetli kişiler insülin bulamazlarsa diyabet komasına girerler. Uluslararası Diyabet Federasyonu, dünyada en az 17 milyon kişide Tip 1 diyabet olduğunu tespit etmiştir. Tip 2 diyabetli kişilerde, insülin üretimi azdır veya onu yeterince kullanamamaktadırlar. Genellikle insülin enjeksiyonu gereksinimleri yoktur. Yalnızca diyet veya oral tabletlerile tedavi olabilirler. Tip 2 diyabet, 45 yaşından büyük şişman kişilerde en yaygındır. Tip 2 diyabet en yaygın diyabet tipidir, tüm diyabetlilerin yüzde90-95\'ini oluştururlar. Uluslararası Diyabet Federasyonu, dünyada en az 170 milyon kişide Tip 2 diyabetli olduğunu tahmin etmektedir\" dedi.

Hayat tarzındaki değişimin sonucu

Yaşam tarzındaki hızlı değişim ile birlikte gelişmiş ve gelişmekte olan toplumların tümünde özellikle tip 2 diyabet vakalarının hızla artmakta olduğuna dikkat çeken Okur, \"Gelişmekte olan ülkelerde, özellikle de bu ülkelerden gelişmiş ülkelere göç eden topluluklarda diyabet hastalığı artışından bahsedilmektedir. 2009 yılı sonu itibarı ile tüm dünyadaki diyabet nüfusu 285 milyon iken bu sayının 2030 yılında 438 milyona ulaşması beklenmektedir. Bunun başlıca nedenleri nüfus artışı, yaşlanma ve kentleşmenin getirdiği yaşam tarzı değişimi sonucu obezite ve fiziksel aktivitenin azalmasıdır.

Diyabetin belirtileri çok su içme, sık sık idrara çıkma, çok yeme, kilo kaybı, görme bulanıklığı, aşırı kaşıntı, tekrarlayan enfeksiyon, mantar enfeksiyonudur. Diyabet açısından risk altında olan kişiler; yakın aile bireylerinde diyabet öyküsü olanlar, kalp-damar hastalığı bulunanlar, obez kişiler, hipertansiyon hastaları, kan yağları yüksek olan kişiler, gebelikte diyabet geçirenler, düşük veya ölü doğum yapanlar, iri bebek doğuranlar, 45 yaş üstü kişilerdir. Diyabetin ortaya çıkardığı sağlık sorunları; böbrek bozuklukları, kalp-damar bozuklukları, beyin damarı bozuklukları, göz bozuklukları, kemik kaybı, cinsel sorunlar, sinir hasarı, diyabetik ayak şeklinde tanımlanabilir. Diyabetten korunmak için sürekli ve düzenli fiziksel aktivite yapmak gerekir. Fiziksel aktivite kişiye özgü olmalı, düz zeminde yapılmalı, aynı tempoda sürdürülmeli, uygun hava şartlarında yapılmalı, yemekten 1-3 saat sonra planlanmalı, özellikle akşam yemeğinden sonra egzersiz yapılmamalıdır\" diye konuştu. HABER MERKEZİ

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100