21 Aralık 2015 Pazartesi 17:11
111 Okunma
Bel sağlığı ihmale gelmez

Ev ve iş hayatında yapılan ani hareketler ya da kaldırılan ağır eşyalar belde ciddi hasarlar bırakmakta hatta fıtığa varan sağlık problemlerine yol açmakta. Bazen geçer diye beklenen bel ağrıları tedavi edilmediği takdirde hastanın günlük yaşantısını da olumsuz etkilemekte. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Naki Keleş, bel sağlığının ihmale gelmeyeceğini belirterek bel fıtığı ve tedavisi hakkında bilgiler verdi.

Bel fıtığı olan her hastanın ameliyat olması gerekmediğini, çoğu hastanın dinlenme, fizik tedavi uygulamaları gibi cerrahi olmayan seçeneklerle bel fıtığını hafifletebileceğini belirten Opr. Dr. Naki Keleş, "Ancak sinirlerde basıya bağlı bacaklarda güçsüzlük ya da istemli idrar yapamama, omurgada anormal hareketlilikler varsa cerrahi girişim mutlaka gereklidir. Kuvvet kaybı gibi nörolojik bulgular olmamasına rağmen uzun süren ağrılar hastaların yaşam kalitesini etkiliyorsa cerrahi girişim kaçınılmazdır” dedi.

Cerrahinin amacının, fıtıklaşmış bir diskin, ağrı ve güçsüzlük belirtilerine neden olacak şekilde sinirler üzerine baskı yapmasını ve rahatsızlık vermesini durdurmak olduğunu belirten Opr. Dr. Naki Keleş, bel fıtığı ve tedavisi hakkında bilgi verdi. Keleş, “Bel fıtığının en önemli belirtisi bel ve bacakta başlayan ağrılardır. Ağrı hafif, orta veya şiddetli olabilir. Bel fıtığı ağrısı, belden başlayıp bir elektrik akımı gibi kesintisiz bacağa yayılır. Uyuşmanın da eşlik ettiği bu ağrı genellikle tek taraflıdır ancak taraf değiştirdiği veya iki tarafta da hissedildiği görülebilir. Bazen hastalar yalnızca bacak ağrısı ile gelir. Hapşırma, uzun süreli oturma, öne eğilme, ağrıyı arttırabilir. İleri vakalarda bacak kaslarında erime, incelme, bacakta üşüme olabilir, idrar kaçırma da görülebilir. Bu durumda hasta acilen ameliyata sevk edilmelidir” diye konuştu.

Bel fıtığının cerrahi yöntemleri hakkında da açıklamalarda bulunan Keleş, "Açık diskektomi ameliyatı yara yerinin büyük olması nedeniyle ameliyat sonrası dönemin ağrılı geçmesi, sinir yaralanması ve diğer komplikasyonların ortaya çıkabilmesinin yüksek olması nedeniyle pek tercih edilmemektedir.

Mikrodiskektomi, disk cerrahisi için önemli ve standart bir yöntemdir. Daha küçük kesi atılır ve kan kaybı oldukça azdır. Aynı zamanda hasta daha kısa sürede taburcu edilir. Hasta ameliyat sonrası daha çabuk günlük ve iş yaşama adapte olur, ancak bu bazı hastalarda değişim gösterebilir. Bel egzersiz programına ise ameliyattan 30 gün sonra başlanabilir. Bu ameliyatın %98’inde başarılı klinik sonuç vardır. Nükleoplasti (buharlaştırma ve büzüştürme) tam patlamamış disklere uygun bir yöntemdir. Komşu dokulara zarar vermeden fıtıklaşmış diskin buharlaştırma ve büzüştürme ilkesine dayanır. Disk materyalini azaltılmakta ve sonuç olarak disk basısını ortadan kaldırılmaktadır. Son derece sınırlı bir kullanım alanı vardır. Ancak uygun hastalarda kullanıldığında faydası tartışılmaz bir gerçektir. Nuklepolasti uygulanan hastalarda yüzde 50-60 iyileşme beklenmektedir. Lazer disk dekompresyonu nükleoplastiye benzer. Nükleoplastiden daha az etkili. Tam patlamamış disklere uygundur. Bu disklerin büyük bir bölümü ilaç tedavisi ile zaten düzelmektedir. Endoskopik diskektomi her hastaya uygun olmaması nedeniyle pek tercih edilmemektedir” şeklinde konuştu.

İHA

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100