Bu haber kez okundu.

Çağın hastalığı: Kalp krizi
Önlem alınmaması durumunda, 2020 yılına ulaştığımızda kalp krizinden yaklaşık 400 bin kişinin hayatını kaybedeceği tahmin ediliyor. Sağlıksız beslenmeye bağlı kolesterol, kalp ve damar hastalıklarını tetikleyen faktörlerin ise başında geliyor. Genellikle kalp kasına kan ve oksijen taşıyan atardamarlarda pıhtı oluşumu nedeniyle meydana gelen kalp krizinde, ‘anında müdahale' hayat kurtarıyor.
Hastanın hastaneye başvurmasını sağlayan tipik belirtinin göğüs ağrısı olduğunu belirten Medline Aydın Hastanesi'nden Dr. Hasan Güngör daha önceden kalple ilgili sorunları olan kişilerin bu ağrıyı iyi bildiklerini, ağrının şiddetlendiğini fark edebildiklerini söyledi. Güngör şu ifadeleri kullandı: “Daha tehlikeli olan, olayın farkında olmayan daha genç ya da öncesinde yürürken ya da istirahat anında kısa süreli ağrılar yaşamamış hastalar. Bunlar ağrıyı bilmiyorlar, bu yüzden de o gelen ağrıyı bazen kas ağrısı olarak yorumlayabiliyorlar. Bu da bu kişilerin hastaneye başvurma süresini uzatıyor. Kalp krizinin geç döneminde hastaneye geldiklerinde ise yapılacak girişimden yeterli faydayı sağlayamıyorlar. Oysa krizden sonra, altın saatler dediğimiz, ilk 3 saat içinde en yakın hastaneye başvurulması gerekir.”

Kimler risk altında?

Kalp krizi geçiren hastaların dörtte birinin ilk 1 saat içinde ani kalp durması sebebiyle hayatını kaybettiğini de belirten Dr. Hasan Güngör, bu sebeple kalp krizini doğru tanımlayabilmenin ve derhal bir ambulans çağırarak, ambulansla hastaneye ulaşmanın çok önemli olduğunu kaydetti. Güngör kalp krizi belirtilerini şöyle sıraladı: “Göğüste sıkışma, yanma hissiyle birlikte ağrı, ağrının sol kola ve/veya çeneye doğru yayılması, ağrının hareketle artması ve dinlenirken azalması ancak tamamen geçmeyip, yarım saatten fazla sürmesi, ağrıyla birlikte soğuk terleme ve mide bulantısı, nefes darlığı.”
Bu belirtilerin sadece birkaçının bile olmasının kalp krizi şüphesi uyandırarak en yakın sağlık kurumuna gidilmesini gerektirdiğinianlatan Dr. Hasan Güngör: “Bu belirtilerle karşı karşıya kalan kişinin, hemen yardım istemesi, kesinlikle yürümeye ya da merdiven çıkmaya devam etmemesi gerekir. Çünkü aktiviteye devam etmek, zaten oksijen almakta zorlanan kalbin daha da zorlanmasına sebep olacaktır” diye konuştu.
Kalp krizine karşı risk altında bulunan kişilere de değinen Göngör, şunları söyledi: “Şeker hastaları, kolesterolü yüksek olan hastalar, hipertansiyon hastaları, orta yaş ve üzerindeki erkek ve kadınlar, menopoz sonrası kadınlar, sigara içenler, kilolu kişiler, ailesinde kalp hastalığı bulunanlar ya da genç yaşta kalpten ölüm öyküsü olanların risk altında olduğunu kaydeden Güngör kalp krizinin fark edildiğinde nasıl müdahale edilmesi gerektiğini şu sözlerle anlattı: “Hastayı sakinleştirin, hastayı oturur pozisyonda yerleştirin, hareket ettirmeyin, solunum, dolaşım gibi hayati fonksiyonlarını izleyin, vücudu sıkan kıyafetleri gevşetin, kravat var ise kravatı hemen çıkartın, kalp krizi geçiren kişiyi sıcak tutun, eğer kalp rahatsızlığı için bir ilaç kullanıyorsa ilacını verin, derhal ambulans arayın , hastayı, sağlık personeli ile uygun hastaneye nakledin.” (İHA)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.