27 Kasım 2017 Pazartesi 17:59
195 Okunma
Diyabet, kanserin habercisi olabilir

Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alihan Gürkan, pankreas kanseri ve cerrahisi hakkında bilgi verdi.

Sigara kullanımı ve obezitenin her tümörün oluşumunda olduğu gibi pankreas kanserinin ortaya çıkmasında da önemli rol oynadığını belirten Prof. Dr. Alihan Gürhan, “Pankreas kanseri ile şeker hastalığı ilişkisi göz ardı edilmemelidir.

Diyabet hastalığı ortaya çıktıktan sonra pankreasta hastalık gelişimi daha riskli hale gelmekte, pankreas kanseri diyabet ile belirti verebilmektedir. Bazı genetik faktörler de pankreas kanserinde etkindir ve ailesel geçiş söz konusudur.

Bu açıdan aile fertlerinde pankreas kanseri olan kişilerin genellikle daha sık aralıklarla takip edilmesi gerekir. Bazı kanser türleri de pankreas kanserine eşlik edebilir ve pankreas kanserinin oluşumunu tetikleyebilir. Ailesinde kanser öyküsü olan kişilerin bu açından da değerlendirilmesi önemlidir” dedi.

Sigaradan uzak durun

Pankreas kanserinin nedenlerinin önemsenmesi gerektiğini ifade eden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Gürkan, “Yüzde 30 oranında sigara kullanımı, ileri yaş, daha çok protein ağırlıklı, meyve ve sebzeden yoksun beslenmek, obezite, petrol ve kimyasal maddelere maruz kalmak, uzun süre tedavi edilmeyen kronik pankreas iltihabı, diyabet pankreas kanseri nedenleri arasında olabilir.

Pankreas kanseri, erken evrede genellikle belirti vermeyen ve ilerlediğinde faklı şikayetlerle kendini gösteren bir hastalıktır. Özellikle sırta vuran ağrı, idrar ve deri renginin sararması ile sarılık gelişimi, tümör çok ilerlediğinde açığa çıkar.

Pankreasın bulunduğu yer nedeniyle şikayetler de farklı hastalıklar ile benzerlik gösterebilir. Midenin arkasında yer alan bir organ olduğu için ağrı şikayeti, yine midenin arkasında gelişir ve pankreasta var olan bir sorunun da göz ardı edilmesine yol açar.

Mide ağrısı şikayeti, asit salgısının azaltılmasına yönelik bir takım tedaviler ile giderilmeye çalışıldığında, pankreas kanseri tanının gecikmesine neden olabilir. Yemek sonrası ya da yatay pozisyona geçince artan karın ağrısı, gaz sancıları, şişkinlik, kusma ve iştah kaybı, koyu renkli ya da kanlı idrar, genel halsizlik, karaciğer ve safra kesesinde büyüme, kaşıntı, varis gibi belirtilere de dikkat edilmesi gerekir" dedi.

 ‘Ameliyatlarda hasta konforu ön planda’

Açık ve kapalı cerrahinin pankreas tümörünün her türünde uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Alihan Gürkan, “Gövde ve kuyruk tümörlerinde rutin olarak laparoskopik cerrahi yapılabilir. Pankreas başı tümörlerinde laparaskopik cerrahi için deneyim mutlaka gereklidir çünkü oldukça zor bir cerrahidir.

Özellikle etrafta büyük damarların bulunması, tümörün bunlarla olan ilişkisi cerrahiyi zorlaştırır. Özellikle ilerleyen dönemlerde tümörün büyüyerek onikiparmak bağırsağını ve safra yollarını tıkamasıyla ortaya çıkacak sarılık, bulantı ve kusma şikayetlerinin giderilmesi adına ameliyatın önemi büyüktür” dedi.

 ‘Her hastanın cerrahi şansı olabilir’

Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Gürkan şöyle devam etti:

“Pankreas başı, onikiparmak bağırsağı ve safra yollarının pankreas başına yakın bölümlerinde oluşan tümörleri ayırmak, bu üç organ birbirine yapışık olduğu için pek mümkün olmamaktadır.

Söz konusu organlarda meydana gelen tümörlerde bölgeyi komple temizlemek için çok daha etkin olan “whipple yöntemi”ne başvurulmaktadır. Tümörü pankreasın içerisinde olan, yayılmamış durumda olan hastalar için uygundur. Ama günümüzde artık karaciğerin arkasındaki toplardamara atlamış tümörlerde de bu ameliyat yapılabilmektedir.”
İHA

Anahtar Kelimeler:
PankrasDiyabetKanserBelirti
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100