11 Eylül 2007 Salı 00:00
140 Okunma
Doktorunuz Sizinle/ Bel ağrısı deyip geçmeyin

Romatoloji 2007 Kongresi Genel Sekreteri Prof. Dr. Sedat Kiraz, bu konuda yaşanan sorunları şöyle dile getirdi: "Bel ağrısı toplumda sık görülen bir vaka. Ama her bel ağrısı illa da komplike nedenlerle ortaya çıkmıyor.

~|~

Büyük bir kısmı yüzde 90 kadarı basit ağrı kesicilerle geçebiliyor. Ama içinde bazı durumlar var ki onlar özellik arz ediyor bunlardan bir tanesi de ankilozan spondilit. Tüm bel ağrılarının içinde ankilozan spondilit dediğimiz omurga romatizmasına bağlı bel ağrıları yüzde 5'i oluşturuyor.
Ankilozan spondilitin en önemli bulgusu; bel ağrısı gerçekten sinsi başlıyor genç yaşların hastalığı. Genç bir erkekte ortaya çıkan bel ağrısı; özellikle gece uykudan uyandıran tarzda ise, sabah tutukluğu dediğimiz, kalktığında hasta belinde tutukluluktan yakınıyor. Bu tutukluk 1 saati aşkın sürüyorsa, hareket ve egzersiz ile bu tutukluk rahatlıyorsa bunda ön planda ankilozan spondiliti düşünmek lazım; hele ki hasta 40 yaşından daha genç ise.

Ankilozan spondilitin erken tanısının önemli. Tedaviye erken başlıyoruz, bir takım kalıcı sakatlıkların ortaya çıkmasını engelleyebiliyoruz. Bunun içinde elimizde ilaçlarımız var, bir kısmı uzun daha basit olabilen maliyeti daha düşük ilaçlar. Ama bir kısmı gerçekten dirençli hastalarda kullandığımız daha maliyetli ilaçlar."
Romatizma hastalıkları arasında en sık görülenlerden biri de Romatoid artrit. Eklemlerde şişlik ve ağrı yapan bu hastalık, el, diz ve dirsek gibi orta boy eklemleri tutuyor. Hastalığın en ayırt edici tanısı elde sabah oluşan tutukluk. Romatizmal hastalıklara bağlı sakatlıkların önemli bir bölümü romatoid artritten kaynaklanıyor.
Romatizma Kongresi Genel Sekreteri Prof. Dr. İhsan Ertenli, romatoid artritle ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor:
"Her 200 kişiden birinde bu hastalık görülüyor. Son 10 yılda romatoid artritin tedavisinde çok büyük değişiklikler oldu Bağışıklık sistemini etkileyen ilaçların birden fazla kullanımı gündeme geldi. Hastalığın erken tanısının tabii ki çok büyük önemi var, çünkü tedaviye ne kadar erken başlarsak o kadar iyi oluyor. Erken tanı ile birçok hastalığın sakatlığa gitmediği görüldü.

Son yıllarda geliştirilmiş biyolojik ilaçlarla klasik tedavilere cevap vermeyen hastalarda önemli yararlar sağlandı. Bu kadar ilerlemeye rağmen her şey çok da ideal değil: Herhangi bir kliniğin izlediği romatoid artrit populasyonuna bakıldığı zaman hastalarımızın üçte ikisi iyi durumda olmasına rağmen, belki bir yüzde 10'luk kısmı da hala tüm tedavilere cevap vermeyip kötüye gidebiliyor. Gene son yıllarda şu görüldü ki; hastalar sık hekime başvurur tedavileri de aktif olarak bir romatolog tarafından takip edilirse uzun dönemde tedavilerinin sonuçları çok iyi oluyor. Yaşam kaliteleri düzeliyor, sakatlıkları azalıyor, ölüm oranları azalıyor. Hastaya ilaç verip, 6 ayda, 1 senede görmekle olmuyor. Hastaların bir romatoloğa başvurmasını ve yakın takipte olmasını öneriyoruz.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100