Bu haber kez okundu.

Kentleşme, alerjik hastalık oranını artırıyor
Çevre kirliliği ile birlikte kent yaşamının alerjik hastalıkların görülme oranını artırdığını
belirten uzmanlar, bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerin daha fazla risk taşıdığını kaydediyor ~|~

Alerjinin bir bitkinin veya bir hayvana ait alerjen maddenin vücuda girmesini ve istilasını önlemek için bağışıklık sisteminin gösterdiği bir reaksiyon olduğu bildirildi.

Saman nezlesi ile ilgili bilinmesi gerekenler
19. yüzyılda 'saman nezlesi' olarak yanlış isimlendirilen hastalığın polenlerle ilgili olduğunun belirlendiğini ifade eden uzmanlar, polenler dışında besin maddeleri (çilek, fındık, yumurta, balık gibi), ev tozu, hayvan tüyleri veya mesleki ortamda karşılaşılan maddelerin de alerji yapabileceğini vurguladı.

Alerjik rinitin ya da saman nezlesinin burun içi örtüsünün hapşırma ve akıntıyla birlikte şişmesi durumu olduğunu belirten uzmanlar, saman nezlesinin ortaya çıkabileceği durumlarla ilgili şu bilgileri verdi: "Hastalık herhangi bir yaşta başlayabilir ancak genellikle genç yaşta (120 yaş) başlar. Çoğunlukla ailede aynı hastalık mevcuttur. Anne ya da babada alerji varsa yüzde 29, her ikisinde de alerji varsa yüzde 47oranında çocukta alerji görülecektir. Diğer alerjik hastalıkların (egzema, astım ve göz nezlesi) görülmesi olasılığı fazladır. Alerjik rinit ağır bir hastalık olmamasına rağmen kişiyi son derece rahatsız edebilir. Uykuyu, yemek yeme ve yaşam şeklini olumsuz etkiler. Okul ve işgücü kaybına yol açar."

Kent yaşamında astım gelişme riski daha fazla
Kent yaşamının alerjik hastalıkların görülme oranını artırdığına dikkat çeken uzmanlar, bunda çevre kirliliğinin rol oynadığının düşünüldüğünü belirtti. Alerjik riniti olan kişilerde sinüs enfeksiyonları, kulakta sıvı birikimiyle ortaya çıkan işitme azalmaları ve burun poliplerinin görülebileceğini açıklayan uzmanlar, alerjisi olmayan kişilere oranla astım gelişme riskinin 4 kez daha fazla olduğunu bildirdi. Uzmanlar, alerjiye yol açan diğer bir maddeyi ise "mold" denen küfler olarak açıkladı. Moldların ekmeği küflendirdiğini, meyvelerin bozulmasına yol açtığını aynı zamanda kuru yapraklarda, çayırlarda, samanda, tohumlarda, diğer bitkilerde ve toprakta da bulunduğuna dikkat çeken uzmanlar, bunlar soğuğa dirençli olduklarından alerji sezonunun uzun ve karın toprağı kapattığı dönemler dışında sporların havada bulunacağını belirtti. Moldların ev içindeki bitkiler ve topraklarda yaşadığını ifade eden uzmanlar, bodrum katları ve çamaşır odaları gibi nemli yerlerin yanı sıra peynirde ve mayalanmış içkilerde de bulunan moldlardan korunmak için ev bitkilerinin sayısının azaltılması gerektiğini vurguladı.

Hangi kişiler alerjik olarak tanımlanıyor?
Alerjik rinitin belirtilerinin burun tıkanıklığı, hapşırma nöbetleri, sulu burun akıntısı, burun ve gözlerde kaşıntı (aynı zamanda konjuktivit), damakta ve gırtlakta kaşıntı, öksürük ve baş ağrısı olduğunu ifade eden uzmanlar, alerjiye yol açan polenlerin kaynağının çeşitli otlar ve ağaçlar olduğunu açıkladı. Uzmanlar, "Polenler havadan burun, göz ve boğazımıza yapışarak birikirler. İlkbaharda polenlerin kaynağı genellikle ağaçlar, yaz ve sonbaharda ise çayır otlarıdır. Bir bitkiye veya hayvana ait alerjen madde vücuda girerse bu istilayı önlemek için bağışıklık sistemi bir reaksiyon gösterir. Normal şartlar altında bu, yararlı ve doğal bir korumadır. Ancak bazı kişilerde bu reaksiyon aşırı boyutlarda olmaktadır. Bu kişiler alerjik olarak tanımlanmaktadır. Alerjen maddeler vücudu antikor yapmak üzere uyarırlar. Bunlar daha sonra alerjen maddelerle birleşip bazı kimyasal maddeler salgılatırlar. Bu maddeler arasında en iyi bilineni histamindir. Kimyasal maddeler burun içi örtüsünün şişmesine, kaşıntıya ve aşırı miktarda salgı oluşmasına neden olur" diye konuştu.

Alerjinin teşhis ve tedavisi
Alerji düşünülen durumlarda tanıyı kesinleştirmek için serolojik (kan) tetkik, pricktest (derideki spesifik antikorların gösterilmesi), burun sekresyonunun kimyasal analizi ve burun içine alerjen maddelerle yapılan uyarı gibi bazı testlerin yapılmasının zorunluluğuna değinen uzmanlar, alerji tedavi yöntemleriyle ilgili şunları söyledi:

İlaç tedavisi:
Alerji tedavisinde birçok ilaçtan yararlanılmaktadır. Bunlar arasında antihistaminikler, dekonjestanlar, kromolin ve kortizonlu ilaçlar vardır. Bu ilaçlar tek tek veya kombine olarak kullanılabilir. İlaç tedavisinin özelliği çok çabuk etki göstermesidir. Burun içerisine uygulanarak kullanılan kortizonlu spreylerin yan etkileri son derece azdır. Ancak bu ilaçların etki gösterecek en düşük dozda ve düzenli olarak kullanılması yararlı olmaktadır.

Hiposensibilizasyon (aşı) tedavisi: Çevre kontrolü ve ilaç tedavisine rağmen şikayetlerin 2 yıldan fazla devam etmesi durumunda önerilir. Bu tedavinin özelliği hastaların da temel isteği olan gerçek anlamda iyileşmeyi sunabilmesidir. Bu yöntemle bağışıklık sisteminin tepki mekanizması değiştirilmeye çalışılmaktadır."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100