10 Mart 2012 Cumartesi 09:50
1703 Okunma
Obeziteye cerrahi yöntemler
Doç. Dr. Mustafa Güçlü ve Doç. Dr. Yılmaz Bilsel obezite tedavisindeki endoskopik ve cerrahi yöntemlerle ilgili önemli açıklamalarda bulundular. Cerrahi müdahaleden önce denenen girişimsel yöntemlerin en başında mide balonu uygulamasının geldiğini dile getiren Doç. Dr. Mustafa Güçlü, “Yan etkileri son derece nadir ve aynı zamanda kilo vermede oldukça etkili olan mide balonu endoskopi muayenesi sırasında yerleştirilebildiği için obezite tedavisi gören hastalarımızın en çok tercih ettiği yöntemlerden biri durumundadır” dedi.
Mide balonunun normal endoskopi seansında endoskobun çalışma kanalından mideye yerleştirilen silikondan yapılmış bir balon olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Mustafa Güçlü, mide balonundaki amacın midede yer kaplayarak tokluk hissi yaratmak ve yeme miktarını azaltmak olduğunu söyledi. Güçlü, “Mide içindeki balona yaklaşık 500-700 cc hava veya sıvı verilerek şişirilir ve balon midede bırakılarak endoskopi işlemine son verilir. Mide balonunun midede kalış zamanı 6 ay ile 1 yıldır. Bazı balonlar ayarlanabilir üretilmiştir. Hastanın kilo kaybına veya toleransına göre şişirebilir veya söndürülebilir. Ortalama 10-40 kilo arası kilo kaybı sağlar. Mide balonu takıldıktan sonra ilk birkaç gün bulantı ve kusma olabilir. Bu durum ilaçlarla kontrol altına alınır. Çok nadir yan etkiler arasında balonun sönmesi ve barsak tıkanıklığı sayılabilir, ancak bu durum modern balonlarda ortadan kalkmıştır. Balon söndüğü zaman midede kalır, barsak tıkanıklığı yapmaz. Balonun 6-12 ay sonra çıkarılması yine sedasyon eşliğinde endoskopi ile yapılır” dedi.

“İki tür ameliyat prensibi var”
Mide balonu uygulamasını tercih etmeyenler ya da balon ile hedeflenen kilo kaybının sağlanamadığı hastalar için cerrahi seçenekler devreye girdiğinde uygulanan yöntemleri ise Hisar Intercontinental Hospital Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Yılmaz Bilsel şöyle açıkladı: “Obezite cerrahisinde temel olarak iki tür ameliyat prensibi vardır. Birinde mide hacmi küçültülür diğerinde ise gıdaların emilimi azaltılır. Bu tür hastalarda genellikle obeziteye eşlik eden birçok yandaş hastalık da bulunduğundan, bu hastaların ameliyatı normal popülasyona göre biraz daha fazla risk içermektedir. Bu risk, hastaların ameliyat öncesi hazırlıklarının yeterli ve uygun bir şekilde yapılması ve bu tür ameliyatların kapalı-laparoskopik yöntemlerle gerçekleştirilmesiyle biraz daha azaltılabilmektedir.”
Doç. Dr. Yılmaz Bilsel, en sık kullanılan üç yöntemi de açıkladı:
“Gastrik Bant: Halk arasında mide kelepçesi olarak da bilinen bu yöntemde yemek borusuyla midenin birleştiği yere ayarlanabilir bir silikon bant takılır. Bu bant yardımıyla mide hacmi 30 cc'nin altına düşer. Hastanın yemek alımı azaltılır.
Gastrik Sleeve: Midenin hacmi küçültülerek hastanın çok az gıdayla tokluk hissetmesi hedeflenir. Bu amaçla midenin belli bir bölümü laparoskopik olarak çıkarılır ve geriye tüp şeklinde bir mide bırakılır. Ayrıca midenin açlık hormonu (Ghrelin) salgılayan bölümü de çıkarıldığı için hastada açlık hissi de oluşmaz.
Gastrik By-pass: Küçük bir mide cebi oluşturulduktan sonra bu cep barsakların bir kısmı by-pass edilerek daha distaldeki ince barsaklara dikilir. Bu şekilde hem küçük bir mide yaratılmış hem de gıdanın normal yolu izlemesi engellenerek bilinçli bir emilim bozukluğu yaratılmış olur. Yine laparoskopik yöntemlerle yapılan bu ameliyatlardan sonra hasta kısa bir süre içinde evine dönebilir.” (İHA)
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100