12 Kasım 2012 Pazartesi 11:59
1378 Okunma
Sessiz düşman hipertansiyon

Yüksek kan basıncı ya da bilinen adıyla hipertansiyonun, yıllarca belirti vermeden böbrek, beyin, kalp ve damar sistemine verebileceği hasar nedeniyle ‘sessiz düşman’ olarak da anıldığı kaydedilirken, inme, kalp krizi, böbrek yetmezliği gibi hipertansiyonun yarattığı ciddi durumlardan korunmak için ise erken tanının büyük önem taşıdığı kaydedildi.

Uzman Dr. Nuri Cömert, yüksek kan basıncı ya da bilinen adıyla hipertansiyonun, vücut atardamarlarında oluşan uzun süreli yüksek basınç olduğunu belirterek, hipertansiyonun kalp damar hastalıkları, böbrek hastalıkları, göz hasarı, inme gibi durumlara yol açabilen bir rahatsızlık olduğunu ifade etti. Dr.Cömert, “Tam nedeni bilinemese de günlük yüksek tuz alımı (6 gram-gün), stres, obezite, genetik faktörler (ailede hipertansiyon öyküsünün bulunması), şeker hastalığı, hareketsiz yaşam tarzı, kalsiyum, potasyum, magnezyum gibi elementler içeren besinlerin günlük olarak yetersiz tüketilmesi hipertansiyona yol açan sebepler arasındadır. Hipertansiyonun ikincil sebepleri ise böbrek, böbrek üstü bezleri ve aort damarlarıyla ilgili problemlerdir” dedi.

Bu belirtilere dikkat

Hipertansiyon için ‘sessiz düşman’ terimi kullanıldığını belirten Dr. Nuri Cömert, şunları söyledi:
“Sıklıkla yıllarca belirti vermeden böbrek, beyin, kalp ve damar sistemine hasar verebilir. Dolayısıyla belirli aralıklarla kan basıncını ölçtürmek hayat kurtarıcı olabilir. Bazı kişilerde aşırı yüksek kan basıncı baş ağrısı, baş dönmesi, nefes darlığı, göğüs ağrısı, görmede bozukluk yapabilir. Bu şikayetler hissedildiğinde mutlaka bir doktora başvurulmalıdır. Her yüz kişinden birinde bulunan çok yüksek kan basıncı (malign hipertansiyon) adı verilen durumda ise zonklayıcı baş ağrısı, bulantı, kusma, görme bozukluğu, baş dönmesi bazen de böbrek yetersizliği görülebilir. Bu acil bir durumdur ve organ hasarından korunmak için mutlaka hastaneye başvurulmalıdır.”

Sağlık profesyonelleri tarafından uygun şartlarda yapılan ölçümlerde kan basıncının 140/90 mm hg üzerinde olmasının hipertansiyon varlığını gösterdiğini belirten Dr.Cömert, “Bu tanıyı koymada detaylı bir fizik muayene, elektrokardiyogram, ekokardiyografi, 24 saatlik kan basıncı izlemi ve laboratuvar testleri yardımcı olur. Kan basıncı birçok faktörden etkilenir. Kan basıncı ölçümü öncesi bir saat içerisinde bir şey yememek, istirahat halinde olmak, sigara ve kahve içmemek ideal ölçümü sağlar” dedi.

Tedavide başarının şartları

Hipertansiyon tedavisinde hedefin kan basıncını 140/90 mm hg altına düşürmek olduğunu vurgulayan Cömert, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şeker hastalarında, böbrek yetersizliği ve organ hasarı olan hastalarda daha düşük kan basıncı değerleri hedeflenir. Tedavinin temeli yaşam tarzı değişimi ve ilaç tedavisinin birlikte devamıdır. Çoğu hipertansiyon ilaçları tek başına veya kombinasyon şeklinde kullanılır. Belirli hastalıkları olan kişilerde ilaçlar değişiklik gösterebilir. Hipertansiyondan korunmada yaşam tarzı değişimi, düzenli egzersiz, kilo kontrolü, tuz alımının kısıtlanması (3 gram-gün) temel rol oynar. Tüm tedavilere dirençli hipertansiyon durumunda ise böbrek atardamarlarına işlem yapılarak kan basıncı kontrol altına alınabilmektedir. İnme, kalp krizi, böbrek yetmezliği gibi hipertansiyonun yarattığı ciddi durumlardan korunmak için erken tanı önemlidir. Erken tanı koyulan ve kontrol altına alınan hipertansiyon yaşam kalitesini etkilemez.” HABER MERKEZİ

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100