Bu haber kez okundu.

Tabiat sağlık kaynağı olmayı sürdürüyor
Doğada kendiliğinden yetişen ve yenebilen birçok otun insan sağlığı
açısından faydalı ve  vitaminler bakımından da zengin olduğu kaydedildi ~|~

Erciyes Üniversitesi Atatürk Sağlık Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölümü'nde görevli Dr. Nurten Budak, havaların ısınması ve yağmurların artmasıyla birlikte doğada birçok ot çeşidinin kendiliğinden yetişmeye başladığını, bu bitkilerden birçoğunun yenebildiğini hatırlattı.

Anadolu toprağı vitamin deposu
Doğada kendiliğinden yetişen madımak, ebegümeci, kuzukulağı, yemlik ve ısırgan otu gibi bitkilerin insan sağlığı açısından faydalı vitaminler barındırdığını bildiren Budak, Anadolu'nun birçok bölgesinde bu otların yaygın olarak tüketildiğini belirtti. Bu otların vitaminlerin yanı sıra demir ve kalsiyum mineralleri bakımından da zengin bir içeriğe sahip olduğunu kaydeden Budak, şu bilgileri verdi: "Doğada kendiliğinden yetişen madımak, ebegümeci, kuzukulağı, ısırgan otu ve yemlik gibi otlar E, A, C, B2 ve B6 vitaminleri, demir ve kalsiyum mineralleri bakımından oldukça zengindir. Bu otlar içeriklerindeki vitamin ve mineraller ile çeşitli hastalıklara, ilaçlara, bazı kimyasal maddelere ve hava kirliliğine karşı vücudun direncini artırırlar, ısı değişimlerine karşı vücudu korurlar. Böylecevücudun savunma mekanizmaları güçlendirilmiş olur. Bu vitamin ve minerallerin yetersizliği kansızlık, cilt bozuklukları, sindirim ve sinir sistemi bozukluklarına neden olabilmektedir. Bu nedenle doğada bol bulunan bu otların tüketilmesini tavsiye ediyoruz."

Anneler için daha önemli
Otlarda bulunan ve depolanabilme özelliği olan A vitaminlerinin hücreleri koruyucu özelliği olduğunu vurgulayan Budak, otların içeriğinde bulunan folikasitlerin ise gebe ve anneler için daha büyük önem taşıdığını ifade etti. Gebeler ve annelerin diğer insanlara göre daha fazla folikasit tüketmesi gerektiğine dikkati çeken Budak, bu açıdan otların gebeler ve anneler için önemli bir besin kaynağı olduğunu söyledi.

Otların tüketimi
Doğadan toplanan otların tüketilmeden önce iyi temizlenmesi gerektiğini vurgulayan Budak, şöyle devam etti: "Otların içeriğindeki folikasit ve C vitamini suda erime özelliğine sahiptir. Bu nedenle pişirilerek yenecekse otların pişirme suları dökülmemelidir. Bu otların, ıspanak gibi yemeği yapılabilir. Ancak, daha çok taze olarak tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Taze tüketimin yanı sıra ısırgan otunun böreği, madımağın bulgurlu yemeği veya kuzukulağının salatası yapılabilmektedir. Bu otların kurutularak yenmesini ise tavsiye etmiyoruz."

Budak, bilinen otların tüketilmesinin yanı sıra bilinmeyen otlarınyenmesinin de sakıncalarına dikkati çekti. Doğada kendiliğinden yetişen bazı ot türlerinin besin zehirlenmelerine yol açabileceğini hatırlatan Budak, insanların yenilip yenilmeyeceğinden şüphe ettikleri veya bilmedikleri otları tüketmemeleri gerektiğini sözlerine ekledi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100