29 Temmuz 2017 Cumartesi 16:41
245 Okunma
Türkiye’nin Hepatit B ile başı dertte

Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Hepatit Birliği tarafından hepatit hastalıklarına dikkat çekmek ve kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla belirlenen 28 Temmuz 'Dünya Hepatit Farkındalık Günü' dolayısıylaProf. Dr. Birol Özer, Hepatit B ve C hakkında önemli bilgiler verdi.

Türk Gastroenteroloji Derneği Genel Sekreteri ve Başkent Üniversitesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Birol Özer, "Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre; yılda ortalama 57 milyon insan ölüyor. Bu ölümlerin yaklaşık 1 milyonu hepatit B ve C'ye bağlı karaciğer yetmezliği tablosuyla gerçekleşiyor. Dünyada rakamlar açısından hepatit B virüsü taşıyanların tahmini sayısı 350 milyon. Bizim ülkemizde yaklaşık 3 milyon kişinin hepatit B virüsü taşıdığını öngörebiliriz. Bu sayının yaklaşık 300 bini tedaviye ihtiyaç duyuyor. Hepatit C'de ise rakamlar biraz daha farklı. Dünya genelinde 170 milyon enfekte birey hesaplanıyor. Bizim ülkemizde ise oranlar yüzde 1'in altında. Kabaca 700 bin civarında bireyin hepatit C virüsü ile karşılaştığını düşünüyoruz. Bu hastalık çok ciddi şikayetlere neden olmadığı için birçok insan bunun farkında değil" dedi.

Farkında olunmadan hastalık başkasına  bulaşabilir

Hepatit B virüsünün iki özelliğinin olduğunu söyleyen Prof. Dr. Özer, "Hepatit C içinde geçerli. Kişi hasta, hastalığının farkında değil ve kendi yaşamını tehlikeye sokuyor. Farkında olmadığı hastalığı nedeniyle bir başkasına bulaştırma potansiyeli var. Hepatit B ve C virüsü, kan ve kan ürünleriyle bulaşıyor. Herhangi bir ameliyat sırasında, diş müdahalesinde, dövme yaptırırken ve pirsing ile bulaşabilir. Aile içi bulaş sadece eşler arasında söz konusu. Eşler arası cinsel temas yoluyla eşine bu hastalığa bulaştırabilir. Doğurganlık çağındaki bir anne adayı bu virüsü taşıyorsa doğurduğu çocuklara bulaştırma potansiyeli var" diye konuştu.

‘Anne, doğurduğu çocuğuna hastalığı bulaştırabilir’

Virüsün anneden bebeğe geçmesini değerlendiren Prof. Dr. Özer, "Eğer bir anne adayı hepatit B virüsü taşıyorsa ve bu virüs kanında yüksek hızda çoğalıyorsa bebeğe bulaştırma olasılığı oldukça yüksek. Doğurduğu 2 bebekten 1'ine bu hastalığı bulaştırabilir. Eğer bebek doğum sırasında immunglobulin ve aşı protokolü uygulanmazsa bebekte bulaşmış olan virüs, yüzde 90 oranında kronikleşiyor. Bebek bu virüsü vücudundan atamıyor, ilerleyen yaşantısında siroza neden oluyor. Gebe olan anne adayı, doktora başvurduğunda bu testler mutlaka öncesinden yapılıyor. Hepatit C için durum biraz daha farklı. Hepatit C virüsü taşıyan anneler, bebeklerine bu hastalığı geçirip geçirmediğini test etmek için 18 ayda bir işlem yapmıyoruz. Annedeki antikorlar bebeğe geçiyor. Bebekte hastalık olmamasına rağmen annedeki antikorlar nedeniyle 1,5 yaşına kadar bebeklere bu testi yapmanın bir anlamı yok. 1,5 yaşından sonra bu testleri yaptığımızda eğer varsa buna tedavi düşünülebilir. Hepatit B ve C taşıyan anne adayları çocuk yapabilir ama çocuğun doğumdan sonra aşılanması kuralıyla doğum yapabilir" şeklinde konuştu.

Mutlaka kan testi yapılmalı

Hepatit B ve C çok ciddi belirtilere neden olmayan bir hastalık olduğu, çok sinsi seyrettiği ve risk taşıyan bireylerin mutlaka bir kez hepatit B ve C için kan testi önerdiklerini vurgulayan Prof. Dr. Özer, "Hepatit B ve C virüsünü kapan kişi 2-3 ya da 5 yılda siroz olmuyor. Bu 15-20 yıllık süreye yayılıyor. Hasta 60 yaşından sonra bu virüsle karşılaştıysa siroza gitme olasılığı 7-8 yıla düşüyor ama çok yavaş seyirli olduğu için hemen paniklemeye gerek yok. Böyle risk grubunda birey varsa testini yaptırmalı." İHA

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100