Önceki yazılarımızda bahsettiğimiz şair Fuzûlî, yazdığı eserlerle bilim dünyasına ışık tutan Prof. Dr. Haydar Baş hocamızın “Hz. Fâtıma” adlı kitabında da geçer.
Kitapta; ‘Hz Fâtıma’nın son anlarında Hz. Ali’ye vasiyeti’ ve ‘Vefat ânı’ kısımları anlatılırken Prof. Baş, Fuzûlî’nin “Kerbela Şehitleri” adlı eserinden bilgi aktarımı yapmıştır.
Yazılarımızda beyitlerinden örnekler vererek anlattığımız Fuzûlî için hiç şüphesiz ‘Ehl-i Beyt’ aşığı diyebiliriz:  

“Hûn-i âl-i Mustafâ tökmez Müselmânam diyen
Kasd-ı Ehl-i Beyt kılmaz ehl-i îmânam diyen
Âdet itmez kendüye âl-i Muhammed buğzını
Rûz-i mahşer tâlib-i Tevfik-i gufrânum diyen.”
                                                                  
“‘Ben Müslümanım’ diyen kişi, Hazret-i Peygamber soyundan olanların kanını dökmez. ‘Ben inançlıyım’ diyen insan, Ehl-i Beyt’e kötülük etmez. Mahşer günü bağışlanmayı dileyen kişi, Hazret-i Muhammed’in ailesine düşman olmayı alışkanlık edinmez” (Hadîkatü’s-Süedâ).   
  
diyen Şair Fuzûlî, Ehl-i Beyt’in sevilmesine ve ona kötülük edilmemesi gerektiğine dikkat çekmiştir.
“Hazret-i Muhammed soyunu anarak dökülen her damla gözyaşı, yücelik makamına âit gökyüzünün bir gezegeni gibidir. Ehl-i Beyt için inleyerek verilen her soluk, esenlik yurdu olan cennet kapısının anahtarlarıdır.” (Hadîkatü’s-Süedâ, Kerbelâ Şehîdine Ağıt).
Bu anlamlı ifadeler de Fuzûlî’nin dilinden dökülür ve onu Fuzûlî yapan da budur.
Şiirin bir başka yerinde ise; 
“Ehl-i Beyt’in senâ vü mersîyesi
Ahsen ü afzal-i fezâ’ildür
Kim ki bir beyt ol husûsda dir
Ol dahı Ehl-i Beyt’e dâhildür”
(Ehl-i Beyt’i övüp, onlar için ağıt yakmak, erdemlerin en iyisi, en mükemmelidir. Kim bu konuda bir beyt söylerse, Ehl-i Beyt’ten sayılır) der.
Türk coğrafyasının yetiştirdiği gelmiş geçmiş en büyük Divan şairi olan Fuzûlî’nin gönüllere hitap eden daha nice aşk dolu beyitleri, eserleri vardır.       
1556 Yılında Kerbelâ’da verem hastalığından vefat eden Fuzûlî, İmam Hüseyin’in türbesinin karşısına defnedilmiştir. 
Son sözü de, asırları aşarak gönüllere taht kurmuş olan şairimiz Fuzûlî’ye bırakarak müsaadenizi isteyelim;

“Yâd it Fuzûlî Âl-i Abâ hâlin eyle âh
Kim berk-ı âh ile yakılur hırmen-i günâh.”
(Ey Fuzûlî! Âl-i Abâ’nın (Ehl-i Beyt’in) halini hatırla da, yakın, inle dur! Çünkü günah harmanı, ancak inleyiş şimşeğiyle tutuşturulup yakılır).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ali Haydar 7 ay önce

Aydınlatıcı bir yazı, bilmediğimiz hayli bilgiyi öğrendik Allah razı olsunn.

Avatar
Hasan 7 ay önce

Çok güzel bir çalışma olmuş tebrik ediyorum...

banner100