Son 15 yılda tarım üretimimiz 1. Dünya Savaşı yaşadığımız ve Milli Mücadele verdiğimiz yıllarının bile gerisine düştü.
Sanki savaştan savaşa sürüklenmiş; topyekûn tarım üretimimizi kaybetmiş; tarım ürünlerinde ithalatçı ülkeler sınıfında ilk sıralara oturmuşuz… Konya kadar toprağı olmayan Hollanda, tarım ve hayvancılık ürünlerinde Türkiye bütçesi kadar gelir elde ederken; koca tarım ülkesi Türkiye saman ithal ediyor.

Savaşlardan çıkmış tarım ve Gazi Paşa
Bu topraklarda 1914-1918 arasında yaşanan savaşlar tarımı bitirdi; buğday üretimi yüzde 47, tütün yüzde 5, kuru üzüm yüzde 54, fındık yüzde 65, yaş koza yüzde 69’a düştü; koyun sayısı yüzde 45, keçi sayısı yüzde 33 azaldı. (Korkut BORATAV, Türkiye İktisat Tarihi (1908 – 1985), s 24, Gerçek Yayınevi, 3. Baskı, İstanbul: 1990).
Doğrudur. Lakin Gazi M. Kemal Atatürk ile savaştan çıkan ülkede tarım şahlandı; Türk çiftçisi ve köylü milletin efendisi oldu… Milli Ekonomi Modeli’nin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş Bey’in Hoş Geldin Atatürk eserinden okuyun lütfen.
Dünyada 1929 ekonomik buhranının yaşandığı yıllardaki Atatürk Türkiye’sinde tarım üretimi yüzde 63 kadar arttı; buğdayda yüzde 94, tütünde yüzde 56, baklagilde yüzde 72, şeker pancarında yüzde 270, patateste yüzde 47 oranında üretim artışı oldu. (BORATAV, age. s.55–56).
Tarım ile birlikte hayvancılık gelişti. Nitekim 1929’da 10 milyon 184 bin 524 Koyun, 8 milyon 342 bin 877 Kıl Keçisi, 2 milyon 784 bin 644 Tiftik Keçisi, 4 milyon 685 bin Sığır, 492 bin Manda varken; 1940 yılında bu rakam 26 milyon 271 bin 838 Koyun, 11 milyon 394 bin 957 Kıl Keçisi, 5 milyon 500 bin 648 Tiftik Keçisi, 9 milyon 759 bin 282 Sığır, 947 bin 208 Mandaya ulaştı. (http://www.tuik.gov.tr/yillik/Ist_gostergeler.pdf, 28.10.2010, s.223).

Çiftçiye liberal darbeler
Ne zaman ki liberal-kapitalist ekonomi anlayışına teslim olduk, faiz ve taviz maliyetli borç banknot için küresel sermayedarlar ve IMF kapılarında pinekledik; tarımımız da, hayvancılığımız da, sanayimiz de çöküşe geçti. İlk kez 2000 yılında tarımsal dış ticaret açığı verdik.
Türk köylüsü ve çiftçi, 15 günde 15 yasa diye nam salan Devlet Bahçeli’nin de iktidar ortağı olduğu dönemde tombaladan çıkma küresel sermaye tahsilatçısı Kemal Derviş’in ve AB müktesebatının ağır darbeleriyle can çekişmeye başladı.
Nüfusun yüzde 35 arttığı 1990-2013 döneminde, TÜİK verilerine göre tarımsal üretim, yüzde 43 azalarak; 2 milyon 13 bin tondan 1 milyon 148 bin tona indi.
Söz konusu liberal-kapitalist anlayış AKP iktidarıyla daha güçlü şekilde sürdürüldü.

Dünya güneşi keşfetti
Bu vahim süreçte Rusya, BRICS ve Asya ekonomileri ve tarım kesimi başta olmak üzere 4 milyarlık bir dünya nüfusu, Prof. Dr. Haydar Baş Bey’in Milli Ekonomi Modeli ve milli para gerçeğiyle buluşarak kurtuldu, şahlandı.
Zira Prof. Dr. Baş, üretim, kaynak ve GSMH karşılığında milli paraların devreye konması gerektiği gerçeğini ve formüllerini ortaya koydu.
Ekonomide yeni bir devir açıldı. Prof. Dr. Baş’a kulak veren dünyanın köylüsü, çiftçisi, tarım kesimi mahsulünün karşılığını aldı, para gördü, bereket yaşadı.
Türk köylüsü ve çitçisi gibi kulak vermeyenler ise her şeylerini kaybetti, borca-faize battı. Eken zarar etti, ekmeyen battı.  

Saman ithal ederek iftihar eden iktidar
Nihayet Tarım Ürünleri Hububat, Bakliyat İşleme ve Paketleme Sanayicileri Derneği Başkanı İsmet Aral, gelinen noktayı şöyle özetliyor: "1990'da 20 milyon dekar olan bakliyat ekim alanı yüzde 65 azalarak 24 yıl sonra bugün 7 milyon dekara gerilemiştir, üretim ise yüzde 41 oranında düşmüştür."
Buğdayı Rusya, Meksika ve Litvanya’dan;
Mısırı Rusya ve Romanya’dan;
Çeltik ve pirinci Rusya ve Kanada’dan;
Pamuğu Amerika ve Türkmenistan’dan;
Kuru fasulyeyi kanada ve Arjantin’den;
Nohudu Meksika ve Hindistan’dan;
Mercimeği Kanada’dan;
Soyayı Amerika, Ukrayna ve Uruguay’dan;
Ayçiçeğini Moldova, Romanya ve Rusya’dan;
Patatesi Suriye’den;
Sarımsağı Çin’den;
Saman ve kuru yemi Bulgaristan’dan;
Etlerimizi ise Sırbistan, Gürcistan, Belçika, Fransa, Polonya, Romanya, Letonya, İspanya ve Macaristan’dan ithal ediyoruz.
Son 15 yılda ithal edilen 63 milyon ton hububat için 17,5 milyar dolar ödendi. Hububat ithalatının 41 milyon tonu buğday, 12 milyon tonu mısır, 4,5 milyon tonu pirinç ve çeltiktir. 2016 yılında kasaplık hayvan ithalatı ise yüzde 177’lik artışla 426 bin tona çıktı. Soğan ve patates fiyatı Dolar ile yarışıyor.
Prof. Dr. Baş’a kulak vermeyip uzun-ince bir yolda yürümeye devam eden köylüsüyle-çiftçisiyletopyekun Türk milleti, elin marabası, küresel sömürgeci sermayedarların dilencisi olmaya mahkûmdur.
Dünyanın çözümü ve güneşi, Milli Ekonomi Modeli ve Prof. Dr. Baş olarak doğmuştur. Türkiye’de ise güneş tutulması veya ağır bir akıl tutulması yaşanmaktadır!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ayten 2018-07-05 11:53:15

Sn hocam,bu yazıdan sonra "aşure" diye bir milli yemeğimiz olmayacak demek.ki..YAZIK..