Seçim güvenliği eğer Türkiye’de tartışma konusu ise oturup bunun üzerinde çokça düşünmeliyiz. Başlı başına böyle bir tartışmanın yapılabilmesi, bunun akıllara gelebilmesi tam bir demokratik ilkelliktir ve demokrasimizin içinde bulunduğu sıkıntıyı ve seviyeyi göstermesi açısından trajiktir!
Bir insan verdiği oyun nereye gideceğinden emin olamıyorsa iktidar partisi başını ellerinin arasına alsın ve duvarlara vursun! Çünkü suçlu çok açık iktidar partisidir! İktidar partisi buna sebep olmaktadır!
2002’den bu yana tüm seçimlerde Allah’ınızı severseniz söyleyin bu tartışma yapılmadı mı? Hatırlayalım 2007 seçimlerinde Cihan Haber Ajansı daha sandıklar açılmadan sonuçlar duyurmadı mı? Öğrencinin sınav sorularını çalan, asker fişleyen, en mahrem gizli kayıt yapanlar sizce sandığa el atmamış olabilir mi? Onlar o günlerde kimin ortağıydı? İktidar onlardan tevarüs ettiği numaraları deyim yerinde ise bugün unutmuş mudur?
Bu büyük bir ayıptır ve Türkiye bu ayıptan kurtulmalıdır. Ülkenin partiler üstü, ülkenin, milletin menfaatlerini esas alan, yüzde 100 adil, fikirlerin, projelerin Meclis’te yarışmasına imkân sağlayan bir sisteme ihtiyacı var!
Fatih’in çocuk katline karşı çıktığımız gerekçelerden birisi neydi? Diyorduk ki nereden biliyorsun o boğdurduğunuz çocuklardan birisinin senden daha faziletli olmadığını?
Bundan hareketle şöyle diyelim: Nereden biliyorsun Meclis’e girmesini engelleyerek boğdurduğun fikrin senden daha hayırlı olmadığını ya da ülkeyi kurtarmayacağını?
Türkiye’nin yeni fikirlere ihtiyacı var. Bunun aksini kim iddia edebilir? Ülke sorunlarını biriktirdi ve yapısal sorunlarımız var. Bir sistem ve zihniyete değişikliğine ihtiyacımız var. Peki, bunu mevcut siyasi partiler yapabilir mi?
Sistemden beslenenler, sistemi yenileyemezler. Sistemden beslenenler paradigmayı (model) değiştiremezler. 
Bunun sebebi seçim sistemimiz!
Şimdi BTP’yi Meclis’te düşünün! Geçtik iktidarını, bir kişi Meclis’te olsa bu ülke emin olun aynı ülke olmazdı. Öyleyse bir seçim sistemin namusu şu olmalıdır:
15 yıldır siyaset sahnesinde varım diyen bir parti varsa, ülkenin tamamında örgütlü ise, 10’larca seçime girmiş ise, fikirleri, projeleri dünyada kabul görüyorsa, bu parti nasıl olurda Meclis’te temsil edilmez!
Bu milletin ayıbı olduğu kadar aynı zamanda seçim sisteminin de siyasal siteminde namussuzluğudur!
Önemli olan nicelik değil, niteliktir. Tarihi değiştiren insanlara bakın bir elin parmakları kadardır. Ama onlara bu şansı tanımazsanız kaybeden insanlar ve ülkeler olur!
Batı’da melek yatırımcı diye bir kavram var. Teknolojik veya fikri yenilik getiren projeler melek yatırımcı tarafından desteklenir. Denilir ki bir ülkeyi asıl kalkındıran, büyüten işte bu yatırımcılardır. Niye? Çünkü büyük atılımlar bu fikirlerde gizlidir. Bu fikirler ülkeler çağ atlatır, bu fikirler çağı delerler!
Bizim seçim sistemimizde de buna ihtiyaç var. Öyle bir seçim sistemi olmalı ki melek yatırımcı gibi davransın! Fikri olan, derdi olan siyasi partiyi alsın Meclis’e taşısın ve orada bu fikir faydalı ise büyüsün ve iktidar olsun! Çünkü bu tür fikirlerin ana rahmi Meclis’tir. Fikirler Meclis’te büyür ve ülkelerine millete ve insanlığa hizmet ederler!
Eğer seçim sistemi bu fikirlere kapıyı kapatıp, irileşmiş cüsseyi daha da şişiriyorsa bu, o ülkenin emin olun ölmesi demektir! 
Öyle bir sistemimiz olmalı ki bırakın parlak fikri, projeyi Meclis’e sokmayarak öldürmeyi bilakis onu ödüllendirmeli. Ona hamallık etmeli.
İnsanlık tarihi kadar eski bir gerçek var:
Marifet iltifata tabiidir!
Bakınız Milli Ekonomi Modeli için Ruslar tam 10 yıl Prof. Dr. Haydar Baş’ı izlediler. Evine en kalibreli adamlarını yolladılar, ayaklarının altına kırmızı halılar serdiler. Tezin matematiğini yazdılar. En milliyetçi liderlerine “Ne mutlu Türküm diyene” dedirttiler. Yetmedi Duma’nın kapılarını Prof. Dr. Haydar Baş’a açtılar. Niçin? 
Çünkü gördüler ki ülkeleri Rusya ve insanlık çöküşe gidiyor ve bir tek kurtuluş adresi var: Milli Ekonomi Modeli ve Prof. Dr. Haydar Baş!
Şimdi Rusya bu fikre kapılarını açarken insanlık bu gemiye binerek kurtuluşa yelken açarken biz alamete binip kıyamete gidiyoruz.
MEM ve Baş’ın etrafında yol olmak, yolcu olmak, rota olmak, ödül vermek Meclis’e taşımak gerekirken ‘hayır giremezsin yollar kapalı’ diyoruz. Ülkenin bugününe dönük ihanetin biri bin para ama bu yanlış, hırs ve kıskançlık bize geleceğimizi de kaybettirecek! Bunu herkes böyle bilmek durumunda ve zorundadır! (Devam edecek)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.