Marmaray’dan inip metroya bindim. İkisi dolu olan, dörtlü koltuğa, oturan üçüncü kişi oldum. Karşımda aksakallı bir ihtiyar, yanında “hacım” diyerek onla kafa bulan, ellinin üzerinde, irice bir çantayı kucağında sıkı sıkı tutan, kara bir adam…
Çekmeköy-Üsküdar Metrosu’nu konuşuyorlar. 18 aydır açılmayı bekleyen ve daha yeni, 112 milyon avro kredi almak için, belediye meclis kararı alınan metrodan söz ediyorlar.
İhtiyar hararetle, metronun neden açılamadığını savunuyor. “Ümraniye-Üsküdar arasında çökmeler olduğundan” söz ediyor ve çökme olan noktaları sayıyor.
Bende, “ne tür bir çökme?” diye sordum.
-Toprak çökmesi, dedi.
“Başka tür çökmeler olmasın da, toprak temizlenir, bir şey değil!” dediğimde, yanındaki kara adam, muhtemel bir atışmaya karşı, mevzi aldı. Bunu hissettim.
-Yapan ve yaptıranlardan Allah razı olsun, dedi ihtiyar. 
-Yapanlar yabancı olabilir, öyle deme hacım. Gâvur olabilirler, dedim.
Kara adam, rahatsız oldu!
-İşçiler ve mühendisler Türk, diyerek ilk savunmasını yaptı. İhtiyar, “gâvurda olsa Allah razı olsun, bize çalışıyorlar” demez mi?
 Adeta şoke oldum.
-Gâvurdan sen razısın yeter, Allah’ı niye karıştırıyorsun, dedim ama sendeledim resmen.
Ak sakallı, belki sekseninde olan adam, “gavurda olsa Allah razı olsun” diyor.
GDO’lu ürünlerin dışı güzel ama içi zehir diye yazmış konuşmuştuk ya, belli ki hacımda GDO’lu!
Dışı ak sakallı, içi zifiri karanlık!
Oysa Müslüman olmayana “Allah razı olsun!” demek, Müslüman’ı İslam’dan çıkartır. Bir metro hattının, neden geciktiğini bilebiliyor ama gayrımüslime dua edilemeyeceğini bilmiyor. Metrodaki çökmelerden haberi var, ama imanındaki çökmelerden bihaber.
Onlarca yıldır iktidar imkânlarıyla vatandaşın dinine, imanına, sızan küresel “diyalog” fitnesi, 40 yıllık hacıda iman bırakmamış baksanıza!..
Papaz ve hahamlarla “iftar”, Papa’dan “dua” istemek, Papa ile birlikte “huzur duruşu” icat etmek, sıradan vatandaşın kalbinde iman bırakmaz. Alır götürür. Ülke insanının, sadece emek ve üretimleri götürülmedi anlayacağınız, iman ve inançları da götürüldü. Sorsan, dört dörtlük Müslüman!
Neyse, biz metroya geri dönelim:
-Beyefendi, paranın dini imanı olmaz, diyerek ilk taciz ateşini yaptı, kara adam.
-Paranın imanı olmazda, paranın dini olur. Dolara bak, o “tek göz” bir dindir, dedim.
-Ben müteahhidim benim kadar bilemezsin. Yabancı büyük şirketlere mecburuz. Onlarsız bir şey yapamayız. Ne köprümüz olur, ne tünelimiz!
Sordum:
-İşçi ve mühendis bizden dedin!
-Demir, çimentoda bizden!
-Proje bizden diye, kendi ekledi.
-Peki ya bir geçişi yüz lira olan köprü ve tüneller, neden Japon’un, İtalyan’ın veya başka bir ülkenin, hem de en az on yıllığına?
-Bu işte bir yanlışlık yok mu?
Kara adam iyice huzursuzlaştı. Çokbilmiş havalarına girdi ve “bu benim işim, sen bilmezsin!” dedi.
-Buyurun anlatın, bende öğreneyim!
Sustu.
Diyecek bir şeyi kalmamıştı çünkü. Kara adamı ve hacıyı ikna etmeliydim, inanç ve ekonomide “milli” olmanın lafla olamayacağına… Seçimlik “yerli” vurgusu yapıp, geleceğimizi satamayacağımıza… 
Kara adam savunmayı bırakıp, teslim olmuştu!
Mevziiyi kaybetmişti!
Devam ettim:
-40 bin araç garantili köprüden, 12 bin araç geçince, 28 bin araçlık para, vatandaşın cebinden çıkıyor. Hazine ödüyor. Soyuluyoruz. Bizi soyanlara hacım, dua ediyor!
-Hem de, “Allah razı olsun!” diyor!
- Bir köprüden, bir uçak bileti parasına geçilir mi? 
-Kafayı mı yediniz?
-Bari savunmayın!
-Din, iman ve akıllarınızı kaybetmeyin!
Sonra;
Ak sakallı indi metrodan. Kara adam, yüzüme bakmamaya özen göstererek, bir süre sonra da, o indi. Soğuk ve sevimsizce “iyi günler” diyerek…
Kıymetli dostlar!
Bu iki adam, Türkiye’nin fotoğrafı aslında… Sömürülen ve sömürenlere duacı ak sakallı ihtiyar halk, yanında sömüren veya sömürüyü savunan kara adam… 
Kafaya bak: Sermayenin dini olmazmış!
Yalancının!..
Sermayenin dini yokta, bir köprü ve tünele iman dahil geleceklerini satan, bu ak sakallılar neyin nesi o zaman?
Sermaye ülkelere giren asker gibidir. Girdiği ülkeyi, teslim alır. Şimdi asker yerine, sermaye giriyor. 
Ha yabancı sermaye, ha yabancı asker!
Farkı yok.
O zaman, ‘dolar boz’ demeyin mesela?
Yabancılar köprü ve tüneli elbette alıp gidecek değil ama senin emek ve üretimini götürüyor. İmanını götürüyor. 
Dünyanın en pahalı elektrik, doğalgaz ve petrolünü neden sen kullanıyorsun, düşünmedin mi hiç?
Prof. Dr. Haydar Baş, bundan en az yirmi yıl önce bir soru soruyor: Çimento, demir, işçi, mühendis hatta proje bizde madem, neden yabancı parasıyla barajlar yapılıyor?
Bizde kâğıt mı yok, mürekkep mi?
Neden yabancı para?
Metroda bunu sordum: Neden?
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
cemal 1 hafta önce

Bir milleti bozmak icin önc dinini imanini bozacaksin. hacli isi cözmüs.

Avatar
Adnan 1 hafta önce

Köprü geçislerini euro veya dolarla belirliyorlar,burası Türkiye değil mi?Köprüleri bizim şirketler ihale ile niye yapmıyorlar.Devletin parası mı bitti?

banner100