Üniversite son sınıfta okuyan bir genç, dünkü makalemde, Kabataş açıklarında demirleyen Amerikan savaş gemileri dahil topyekun Batı dünyasının İstanbul'u işgal ettiğine dair düştüğüm nota hayret etmiş, inanamamış, gazete telefonundan ulaşarak "Hocam, gerçekten İstanbul da mı işgal edilmişti? Padişah ne yapıyordu?" diye sordu.

Hayret ve şaşkınlık içindeydi. Gerçekten bilmiyordu. AKP iktidarı da kurtuluş kutlamalarını kaldırmıştı.

İlçe ve illerdeki Kurtuluş günleri kutlamalarına dair Prof. Dr. Haydar Baş hocamızın makale ve ikazlarının gençlerimizin milli kimliği ve toplum hafızası için ne kadar ne kadar ehemmiyetli olduğunu, dün bir kez daha anladım.

Dedim ki delikanlıya, İngilizler başta olmak üzere işgalciler, 13 Kasım 1918'de Haydarpaşa önlerine demirleyip İstanbul'a girdiler. Fiilen gerçekleşmiş olan işgal, 16 Mart 1920 tarihinde resmi işgale dönüştü. Padişah, Sadrazam ve Osmanlı bürokrasisi mandaya teslim olmuştu. Osmanlı'nın idam fermanı olan Sevr'e imza atmışlardı.

Gazi M. Kemal Paşa ve Kuvay-ı Milliye kadrosu, Milli Mücadele ile vatanı kurtarma seferberliği başlatmıştı. İstanbul'u işgalden kurtaran işte bu Gazi ordusudur.

Gazi Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti devletinin 3. Kolordu komutanı Şükrü Naili Paşa, devletin tapusu olan Lozan Antlaşmasının tescilinden sonra, 6 Ekim 1923'te İstanbul'un işgalini sonlandırmıştı. İşgal 4 yıl 10 ay 23 gün sürmüştü.

Delikanlı adeta şok olmuştu. Anlatmaya devam ettim:

16 Mart 1920'de İstanbul'un resmi işgali tescillenirken, 11 Nisan 1920'de Padişah ve Şeyhulislam Dürrizade, Milli Mücadeleyi sürdüren M. Kemal hakkında kafir ve katl-i vacip fetvası çıkartmış, devletin resmi organında ve Peyam-i Sabah'ta yayınlamıştı (Bkz. Takvim-i Vekayi, 11 Nisan 1336/1920, No: 3824; PeyaM-İ Sabah, aynı gün, No:493).

Bu arada Said Nursî ve şürekası da, Gazi'yi ve Kuvva kadrosunu kafir, bağiy ve katl-i vacip ilan eden benzer bir fetvayı İkdam gazetelerinde yayınlamışlar; uyduruk fetva Yunan uçaklarıyla Anadolu'ya dağıtılmıştı (M. Bayraktar, Bir başka açıdan Said Nursî, 25 Nisan 2005, Yenimesaj).

Şeyhulislam Dürrizade'nin uydurma fetvası ile, Nursîlerin uydurmaları ve Yunan uçaklarının attıkları fetva ve ilanlar adeta aynıydı. Halife-padişah, Şeyhulislam, Said Nursiler, Yunan işgalcileriyle aynı fetvada buluştular!

Dürrizade fetvası şunu diyordu: "İslam Halifesi hazretlerinin veliliği altında bulunan İslam memleketlerinde bazı kötü kimseler anlaşarak ve birleşerek ve kendilerine elebaşılar seçerek Padişahın sadık tebasını hile ve yalanlarla aldatmakta yoldan çıkartmaktadırlar… Çeşitli baskı ve işkencelerle halkın mal ve eşyalarını zorla almakta ve yağmalamaktadırlar… Padişahın nice suçsuz insanlarını öldürmekte ve kan dökmektedirler… İşledikleri kötülüklerden memleketi temizlemek ve kulları fenalıktan kurtarmak dinimizce gerekli olup, bunların Allah'ın "Öldürünüz" emri gereği öldürülmeleri şeriata uygun ve farzdır… Padişahın bu asilerle savaşmak için verdiği emre itaat etmeyen Müslümanlar da, günahkar ve suçlu sayılıp şeriata göre cezaları tatbik edilmesi haktır" (Bkz. Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu, Milli Mücadelede Din Adamları, 2/30-31).

İşgal altındaki İstanbul'da sarayında adeta esir oturan Halife-Padişah, Şeyhulislam ve mandacı hocalar, işgalci İngiliz ve Haçlı ordularına karşı cihad ilan edip seferber olmaları gereken yerde; bu cennet vatanı Haçlı işgalinden kurtarmak için, Nutuk'taki ifadesiyle "Milli Mücahede" başlatan Gazi Mustafa Kemal ve kadrosunu cani, bağiy ve katl-i vacip ilan etmişlerdir.

Fevzi Çakmak Paşa, bu fetvaların İngilizlerin aklı ve baskısıyla çıkartıldığını açıklamaktadır TBMM'de (TBMM Zabıt Ceridesi,1 /92).

Yunan işgalcilerinin dağıttıkları fetva ve ilan ise şöyledir: "…Zabitleriniz ve kumandanları bulunan Mustafa Kemal kendi kanınızla bol bol maaş, rütbe ve nişân ve servet ihrâz için sulhun akdini arzu etmeyip harbin devamını tercih etmektedirler.

Âmirlerinizin daha yüksek mertebelere nail olmalarına yegane vâsıta ve alet olan ancak siz bedbahtlarsınız.

Yunan ordusu sizleri köle etmek için değil, bilâkis kan ve terinizi emmekte bulunan muhtelif beylerin zulmünden sizleri halas etmek için gelmişdir… Bil cümle beşeriyetin kardeş olduğunu öğretmek için gelmiştir.

İçinizden her kim şedâid?i harbiyeden usanmış, efrâd?ı ailesinden uzak kalmağa tahammül edemeyen, idâre?i Yunaniyenin bahş ettiği nimetlerden müstefid olarak… hür yaşamayı arzu ederse, kıyâm edüb bey ve ağaların boyunduruğunu def etsin. Bu sûretle bunların mevkiilerini siz işgâl ediniz.

Cümlemiz kardeş olmakla beraber bir pederin evlâdı olduğunuzu düşününüz. Büyüklerin menâfi?i şahsiyeleri uğrunda yekdiğerimizle harb etmemiz doğru olmayıp el ele vererek müştereken çalışmamız icâb eder"

(TİTE Arşivi Kutu No:71, Gömlek No:32, Belge No:1).

Prof. Dr. Baş'ın ikaz ve çözümlerine kulak vererek; İslamcı kisveli çağdaş mandacılardan kendimizi, aile fertlerimizi, millet ve devletimizi koruyup kollamak, iman ve vatan borcudur… Aksi halde FETÖ'de olduğu gibi Papa misyonunda yahut Amerikan projesinde buluştururlar; her şeyimizi kaybederiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100