ABD’nin son Şam Büyükelçisi Robert Ford, Washington’da Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü’nde düzenlenen panelde yaptığı konuşmada, Rusya’nın Suriye’de Esad’sız bir siyasi formüle hiçbir şekilde sıcak bakmayacağını belirtti.

Böyle bir senaryoda Esad'ın ülkeyi yönetmeye 'bir şekilde' devam edeceğini söyleyen Ford, Rusya'nın 'tüm denklemi ABD ve müttefiklerinin kurduğu bir Suriye' yerine "Esad'ın mutlak içinde olduğu siyasi bir formül" inşa etmek üzere Suriye'ye müdahale ettiğini ve bunu büyük oranda başardığını ifade etti. Yani ABD’ye göre Suriye’de Esad’sız bir formül, Rusya’nın duruşu ve bu noktadaki başarısı sebebiyle asla mümkün değil.

ABD, konuyla alakalı eski bir diplomatı ve uzmanı vasıtasıyla bu itirafta bulunurken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hala Esad hakkındaki duruşunu anlamak mümkün değil.

Erdoğan, ABD’de Reuters ajansına verdiği mülakatta, Suriye’deki geçiş hükümetinde Beşar Esad’ın olmaması gerektiğini söyledi.

Esad iktidardan uzaklaştırılmadıkça Suriye’de barışın sağlanamayacağına inandığını belirten Erdoğan, "Bu katil (Esad) neden bazı ülkelerce destekleniyor? Esad, herhangi bir geçiş sürecinin parçası olamaz. Dünya, Suriye sorununa Esad’sız bir çözüm bulmalıdır. Diğer ülkeler Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygı göstermelidir” ifadelerini kullandı.

BM nezdinde Suriye’de meşru kabul edilen irade Esad yönetimi… ABD ve AB ülkeleri dahi bugün “Esadsız olmaz” itirafında bulunuyorlar ama bizimkiler hala “Esad gitsin” modunda…

Esad Türkiye’ye, Türk milletine bugüne kadar ne zarar verdiyse… Suriye, 5 yıl önce daha küresel terör ve onların destekçisi işgalcilerin akınına maruz kalmadan önce Türkiye’nin en güvenli sınırı, Esad yönetimi ise Türk siyasilerin en yakın müttefikiydi.

Prof. Dr. Haydar Baş’ın dünkü, “ABD herkese aynı” başlıklı makalesinde bu noktada çok önemli bir analiz vardı. Sayın Baş’ın analizinde şunların altı çizildi:

“ABD’nin son Şam Büyükelçisi Robert Ford’un ‘Rusya’nın Suriye’de Esadsız bir siyasi formüle hiçbir şekilde sıcak bakmayacağını’ dile getirmesi dikkat çekiyor. Onlar ise Rusya’nın reddettiği bir formülü hayata geçiremiyor.

Malum, Suriye devletinin daveti ile Suriye’ye destek veren Rusya’nın konumu Suriye’de bulunan diğer kuvvetlerin durumundan çok farklı. Bugün Rusya, Esad’ı halkı tarafından seçilmiş meşru bir lider olarak görüyor ve işgale karşı yanında yer alıyor.

Karşısındaki ABD takviyeli kuvvetler ise maalesef işgalle uğraşıyor. Türk siyaseti, işgal eden ve işgale karşı set olanlar arasında umarız doğru safı seçebilir. Aksi bir hal, kısa bir zaman sonra tıpkı Cerablus’ta yalnız kaldığımız gibi BM İnsan Hakları Mahkemelerinde de “Suriye’ye karşı tek sanık” olmamıza neden olabilir.”

Gerçekten de bugün Suriye’de, uluslar arası hukuka uygun hareket eden, meşru Suriye devletinin daveti üzere hareket eden sadece Rusya var. Terör örgütlerini, ister ismi PYD olsun, ister IŞİD, El Nusra, El Kaide, isterse de ÖSO olsun fark etmez zaten hukuka uygun olduğunu söylemek mümkün değil.

ABD hukuka asla uygun hareket etmiyor ama BM’de 5 daimi üyeden biri olduğu için onu hesaba çekecek bir irade yok. Sadece kendi vetosu ile her şeyi örtebiliyor.

Gelelim Türkiye’ye… Türkiye, eğer St. Petersburg’da Erdoğan-Putin zirvesinde mutabık kalındığı şekliyle Türkiye-Rusya-Suriye 3’lü mekanizmasıyla hareket ederek, Rusya ve Suriye ile koordineli olarak Suriye sürecine dahil olsaydı bugün belki hem büyük bir bataklığın içine sürüklenmeyecekti, hem uluslar arası hukuk nezdinde suçlu pozisyonda olmayacaktı, hem de yalnız başına kalmayacaktı.

Türkiye şimdi ABD’nin ipiyle, ona güvenerek girdiği Suriye bataklığında yapayalnız kaldı. ABD, Türkiye’nin terörist olarak ilan ettiği PYD’nin bulunduğu yerlere ABD bayrakları dikerek koruma altına alırken, diğer taraftan New York Times’ın haberine göre PYD’ye ilk kez doğrudan silah yardımında bulunma kararı aldı. Yani Cerablus’a ABD’nin talebi üzere girmemize rağmen, “Türkiye mi, PYD mi?” sorusuna ABD bir kez daha, ikinci kez, fiili ve resmi olarak “elbette ki PYD” cevabı vermiş oldu.

Satıldık hem de ne satıldık, sırtımızdan hançerlendik.

Peki, bildiğimiz ve tüm basın organlarında ilan edilen, gayet iyi bildikleri ve gördükleri bu ihanetin karşısında söz sahibi olan siyasilerimiz ayıktılar mı? Hayır.

Bırakın ayıkmayı, bizi sırtımızdan hançerleyen ABD’nin çizdiği rotada emin(!) adımlarla ilerlemeye devam ediyorlar. Üstelik beraber hareket ettiğimiz ÖSO birlikleri de yavaş yavaş yanımızdan ayrılıyor. Demek ki ÖSO’nun vazifesi katalizör görevi görmekmiş, reaksiyonu başlatıp hızlandırıp kenara çekildiler. Türkiye, planlandığı gibi Suriye bataklığına çekildi ve kaderiyle baş başa bırakıldı.

Şimdi Türkiye’nin, müttefikleri tarafından sırtından hançerlenmesine ve yalnız bırakılmasına rağmen IŞİD’in kalelerinden olan El Bab’a operasyon yapması ve bunun için de sınırda 41 bin askerini hazırladığı ifade ediliyor.

Bunun büyük bir tuzak olduğu açıkça görülmektedir. El Bab’da sadece IŞİD’le karşılaşmayacağımız kesindir. Ve ABD’nin 23 Eylül sonrası için Türkiye’nin 18 ilinde alarma geçmesi, vatandaşlarını bedava biletlerle bu illerden uzak tutmaya çalışması boşuna değildir.

Bundan sonra sınır ötesinden gelecek tabutlara mı üzülelim, yoksa illerimizde peş peşe düzenlenecek terör eylemlerindeki kayıplarımıza mı?

Yapılması gereken, dün Sayın Baş’ın yazısında ifade ettiği gibi, “Meşru müdafaa hakkının kullanılmasıyla devam eden operasyon bir an evvel bitirilerek, ülke sınırlarımızın müdafaasına odaklanılmalıdır.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Cemal 4 ay önce

"Ve ABDnin 23 Eylül sonrası için Türkiyenin 18 ilinde alarma geçmesi, vatandaşlarını bedava biletlerle bu illerden uzak tutmaya çalışması boşuna değildir."

Bir sey gazetellerde hic fazla dikkate alinmadi. 13 Temmuzda iki gün darbeden önce Fransa'nın Ankara Büyükelçiliği ve İstanbul Başkonsolosluğu kapatildi. Yani Fransa bu isi biliyordu. Bu neden saklaniyor acaba?

Avatar
avcı 4 ay önce

ABD nin ne zaman bize faydası oldu ki açık açık adamlar terörü destekliyor.ortadoğuda karışıklık yaratıyor.Ne zaman türkiye bir önlem alsa başka bir plan uygulanıyor.ABD ve AB ye güvenirseniz başımız daha çoook ağrıyacak.yanlış politikalar yüzünden o kadar insan öldü.haalaa amerikaya sitem ediyorlar.müttefikimiz pyd diyorlar adamlar açık açık söylüyorlar ağır silahlar gönderiyorlar.incirlik i kapatın önlemini alın artık hain abd ve ab nin düşman olduğunu sağır sultan bile anladı da siz anlamadtınız mı.

Avatar
tekin 4 ay önce

yok. o dediginiz gibi olmamali. vakit bu vakittir. suriyenin ve irakin son sinirlarina kadar dayanip her iki ulkeyide ele gecirme zamanidir. simdi korkup cekilirsen, uc bes yila kalmaz Turkiyeyede birlesip saldiracak bu virusler. zaman bunlari bu gun temizleme zamanidir.

banner100