Siyasi partilerin yaptığı siyaseti herkes görüyor ve biliyor. Ancak herkesin göremediği ve bilemediği küresel düzeyde yapılan siyasi partiler üstü bir siyaset daha vardır. Asıl önemli olan ve her ülkedeki siyasi partilerin siyasi alanlarını belirleyen bu siyasettir. Söz konusu siyaseti yapan kuruluşlardan biri beynelmilel mason localarıdır. 
Mason localarında meşrik-i azam makamına yükselmiş bir mason, yaptıkları siyaseti şu sözlerle ifade etmiştir: “Evet, biz siyasetle meşgul oluruz, yalnız ve sadece localarımızdaki siyasetle.” Bu sözlerden de anlaşıldığı üzere masonlar için esas olan localarının siyasetidir.
‘Asaru’l Masoniyye’ adlı kitapta masonların siyaseti daha açık olarak şöyle anlatılır: “Mason, bir ülkenin vatandaşı olabilir. Ama her şeyden önce mason olmak kaydıyla, yani bütün kalbiyle masonluğa bağlandıktan sonra memur, milletvekili, cumhurbaşkanı da olabilir. Ancak, ilhamını daima masonluk fikirlerinden almalıdır.” Masonların en temel siyaseti işte budur. 
Mason locaları üyelerini her ülkede öne geçirmek, ülkelerin yönetiminde egemen kılmak için çalışırlar. Çünkü masonların mevkisi ne kadar yüksek olursa olsun, nihai emirleri mason localarından alırlar. Bundan dolayıdır ki, bu beynelmilel kuruluşları ve onların çalışma yöntemlerini bilmeyenler çok kolay tuzaklarına düşmektedirler. FETÖ, masonların çalışma yöntemlerini benimsedikleri içindir ki, birçoklarını aldatmayı başarmıştır. 
Lionel Rothschild, İngiltere’de Başbakanlık yapmış Benjamin Disrael’in dikkatini görünen siyasetçilerden çok, masonlar gibi görünmeyenlere çekmiş ve ona şöyle seslenmiştir: “Görüyorsun dostum, dünya olayları perde arkasını bilmeyenlerin sandığı kişilerden çok daha farklı kişiler tarafından yönetilmektedir.” Noam Chomsky de aynı paralelde düşünmekte ve şöyle demektedir: “Toplumların genelinin neler döndüğünden haberi yoktu. Hatta haberi olmadığından da habersizdirler.”
Yeni bir seçime doğru hızla yol aldığımız şu günlerde, siyasi partilerin üstünde siyaset yapan bu güçler üzerinde düşünmemiz, kafa yormamız ve seçmenleri uyarmamız gerekmektedir. Bazı sosyal bilimciler şöyle diyorlar: “Bir ülkede seçmenler ne oranda özgür iradeleriyle oy veriyorlarsa, o ülkede demokrasi, o oranda ilerlemiş demektir.”
Seçmenlerin iç ve dış etkilerden korunmasından ve özgür iradelerinin tecelli etmesinden, en başta medya mensupları ve özellikle de fikir adamları sorumludurlar. Maalesef, bu sorumluluğu hakkıyla yerine getirenler, yok denecek kadar azdır.
Fikir adamları toplumu, siyasi partileri emelleri doğrultusunda yönlendiren, siyaset üstü güçlere karşı bilgilendirmeli ve uyanık tutmalıdırlar. Bu, siyasi partilerin üstünde düşünmeyi ve fikir üretmeyi gerektiren bir husustur. 
Esasen, partiler üstü düşünen fikir adamları, demokrasinin teminatıdır. Ne yazık ki, ülkemizde demokrasi yeterince teminat altına alınamamıştır. Çünkü fikir adamı denilenlerin çoğu, bir partiye veya bir lidere teslim olmuş durumdadır. O nedenle iş bütünüyle seçmenlere düşmektedir. Seçmenler, bu seçimlerde,  her zamankinden daha çok ince eleyip, sık dokumak zorundadırlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.