04 Eylül 2005 Pazar 00:00
155 Okunma
Basından seçmeler
Türk Spor basınından gözümüze çarpan bazı yazılardan alıntılar için taklayın... ~|~

Gerçekler farklı
Bazı kulüplerimizin yıllardır transfer ücretlerini düşük gösterip (benim bildiğim 20 yıldır) devletten vergi kaçırdığını bilmeyen yoktur.
Diyelim ki kulüpler ve Maliye damga vergisi konusunda Nisan ayında uzlaştı. Peki, aynı federasyon geçen yıl da benzer komik ücretler yazan kulüplere neden duyarsız kalmıştı? Üstelik o dönem damga vergisinin kaldırılması söz konusu değildi!
Bu mantığa göre, transfer harcamalarını kuruşuna dek doğru beyan eden Beşiktaş ve Fenerbahçe kulüpleri, acaba akıl hocalarından hiç mi ders almamıştı?

Ya da devlete verecekleri fazladan paraları mı vardı?
Federasyonun arka çıktığı ve gelir vergisini gerçek tutar üzerinden tahakkuk ettirdiği iddia edilen kulüpler, sümen altına koydukları özel sözleşmeleri Maliye'ye beyan etmişler miydi?
Bakanlık ile üç büyük kulüp arasında yakın geçmişte varılan anlaşma çerçevesinde affedilen ve taksitlendirilen yüzmilyonlarca dolarlık vergi borcu, ödenmeyen sembolik damga vergileri yüzünden mi, yoksa gerçeğe aykırı beyan edilen transfer sözleşmelerinden mi doğmuştu?
Yüzde 0.75'lik damga vergisinden kaçan kulüplerin tahakkuk edecek gerçek vergileri ödeyeceğine bu koşullarda kaç kişi inanır bilmem.

Federasyon artık bir gerçeğin farkına varmalı.
Futbolu sırtınızı dört büyük kulübe dayayarak yönetemezsiniz. Siz, bu ülkedeki 151 profesyonel, 4 bin 214 amatör kulübün federasyonusunuz. Hepsine eşit davranmak ve aynı hoşgörüyü göstermek zorundasınız.
Yoksa, futbol ailesine olan borçları nedeniyle talimata aykırı bir şekilde hangi kulüplere lisans çıkarıldığını, UEFA kriterlerine uymadığı halde hangi kulüplere göz yumularak uygunluk belgesi verildiğini, kara listeye giren hangi kulüplerle ilgili yönetim kurulu kararlarının askıya alındığını açıklamak zorunda kalabilirsiniz.
Şeffaf bir federasyondan da bu beklenir, değil mi?

Cemal ERSEN?Milliyet İstedi ve kazandı
Dakika 90... Skor 2-2... Ümit Milli Takım Teknik Direktörü Reha Kapsal, orta sahadan Sabri Sarıoğlu'nu çıkartıp forvet oyuncusu Mehmet Çakır'ı soktu... Görünüşte zaman kaybı olarak değerlendirilebilecek bir değişiklik, maçı kazanmamızı sağladı.
Reha Kapsal'ın teknik direktörlükteki en önemli özelliklerinden birisi kazanma hırsı. Genç, idealist ama bir o kadar da tecrübeli bir isim Kapsal... Zor bir göreve geldi. Ümit Milli Takım'da asıl hedef A Milli Takım için oyuncular yetiştirmek. Ama Kapsal için bu yeterli olmayacak. Onunla bir kez konuşma fırsatım oldu. Vizyonu geniş, başarı için her türlü planı olan bir teknik adam gördüm. O yüzden Kapsallı Ümit Milli Takım'dan gelecek dönemde sadece iyi oyuncular değil, başarılı sonuçlar da bekleyebiliriz.
Reha Kapsal'ın Ümit Milli Takım'a kazandırdığı ilk olumlu görüntü kazanma hırsı olmuş.

Murat DEMİRYAS?Sabah Aklansa da paklanmaz!
"Bahis şikesi" olayında spor camiasında yapılan yargısız infaz ve toplumsal linç aslında hasetliğimizin bir göstergesi değil mi? Suçu sabit görülmeyen gencecik insanları toplum vicdanında mahkum etmek için gösterdiğimiz çabanın ne kadar sefil bir iştah olduğunu ferketmiyoruz bile...
Serdal, "Futbolcu arkadaşlara haksızlık yapılıyor. Her hangi bir şekilde suçlu olduğum ıspatlansın lisansımı yırtarım" diyor.
Gökdeniz Karadeniz bir yandan "Sen yüz kızartıcı bir suç işledin. Şike yaptın. Güvensiz insansın" diye toplum önüne atılırken, milletimizi temsil eden Milli Takım'ın kadrosuna alınıyor. Yarın Gökdeniz gerçekten suçlu bulunur ve ceza alırsa onu Milli Takım'a çağıran Fatih Terim ve Federasyon çok büyük sıkıntıya düşecek. Ama tersi olursa üzerine çullanan akbabalar avı kaçırmanın üzüntüsü içinde ama vicdanı hiç rahatsız olmadan "Hayıflanacak!" mı? Yeni ceza yasasının inanın bir önemi yok. Namık Kemal, "Her günaha bin azabi manevi çekmekteyim. Düzahı dünyada gördem kendi vicdanımda ben" diyor.
Bugünkü Türçeyle "İşlediğim her günaha bin tane manevi azap duyuyorum. Cehennemi dünyada kendi vicdanımda yaşıyorum" diyor. Eksiklik işte burada...
Kenan KARCI?Dünden Bugüne Tercüman

Fener'in yumuşak karnı
Bir takımın kalbi orta sahasında atar. Fenerbahçe Teknik Direktörü Daum sezon başı planları içinde olmasına rağmen orta saha oyuncularından oluşan bir "orta saha" oluşturmak için ligin üçüncü haftasındaki Rizespor maçını bekledi.
Bu düzen topa sahip olma, pas sayısını arttırma, set düzeni ile rakibi avlama ve en önemlisi gücünü rakibe kabul ettirme adına umut verdi. Bir kaç maç daha beraber oynadıklarında daha gelişecek ve daha çok üretecekler. Ama bu düzenin yumuşak karnı var. O da Daum'un dört oyuncusundan birini yedek kulübesinde oturtamaması.
Alex, Anelka, Tuncay ve Nobre, geçmiş maçlarda iyi oldukları müddetçe beraber oynadılar. Şimdi onlara Zafer Biryol da eklendi. Alman hocanın bilinen en önemli taktik hamlesinin mümkün olduğu kadar çok forvet ve az orta saha ile oynamak olduğunu, geçmiş sezonlarda gördük.
Açıkcası yukarda saydığımız beş oyuncudan ikisinin kulübede oturması gerekiyor. Çağdaş futbol adına Selçuk, Appiah, Aurelio üçlüsü takımın belkemiğini iyi oluşturdular. Çalışkan ve orta saha özelliklerine sahipler. Selçuk defansın önünde, Appiah 2. bölgenin kontrolünde, Aurelio ise ofansif aksiyonlarda kendilerine rol biçiyor. Takım Alex'e bağımlı olmaktan çıktı, golcüler çeşitlilik kazandı.
Gürcan BİLGİÇ?Sabah

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121