Bu haber kez okundu.

‘BAŞKAN EN BÜYÜK FELAKET!’
Trabzonspor eski Kulüp Başkanı Özkan Sümer, Yeni Mesaj Gazetesi’ni birbirinden önemli açıklamalar yaptı. Arkadaşımız Serkan Genç’e konuşan Sümer, bordo-mavili kulübün izinde bulunduğu durum ile ilgili önemli tespitlerde bulundu. İşte Sümer’in öne çıkan açıklamarı..
S.G.: Trabzonspor’un gelecek sezonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Özkan Sümer: “Gelecek sezon için bir yıl belirsizlik yaşanıyor en kritik noktada oyuncu alma, verme, katma, çıkarma yönünde planlı bir süreç başlaması gerekirken, bir yıl belirsizlik yaşadı. Kaldı ki aldığımız, alacağımız oyuncular yani bu kadar karmaşık bu kadar belirsiz ortamda sportif başarı dediğimiz gibi çok bilgiye çok plana çok ilişkiye dönük bir olgu zaafa uğrar. Anlaştık gibi ifade edilen teknik kişi şuanda kulübün veya takımın başında değil, takımın nasıl başında olacak. İşte bu dediğim hadiseleri kurgulamak yönünden olacak kontrolü elinde tutacak ve Trabzonspor’a sportif başarı anlamında tatmin edici bir sonuç elde üretmenin birinci değeri şuanda yapılacak doğrulardır ondan mahrum olduğumuzu söyleyebilirim.”

‘TRABZONSPOR’UN GELECEĞİNİ ÇALDILAR’ 

S.G.: Trabzonspor’un divan genel kurul toplantısında bir konuşmanızda şunu ifade ettiniz. Kupa süreci yaşanıyor ‘3 temmuzdan beri Trabzonspor’un sadece kupasını değil sevincini, onurunu, geleceğini çaldılar’ dediniz, Trabzonspor’un gerçekten geleceği çalındı mı?
Özkan Sümer: Geleceği büyük ölçüde çalındı çünkü Trabzonspor’un o şampiyonluğu ve kupası verilmiş olsaydı bütünleşme değeri çok yükselecekti, bilinçlenme değerine ulaşacaktı, yaptığı bir kısım doğruların daha dinamik şekilde ortaya çıkması ve kullanılması süreci başlayacaktı ve Trabzonspor ekonomik açıdan da güçlenecekti ve itibarında prestijinde çok fark edilebilir bir değer oluşması mümkündü yani Trabzonspor’un ikbalinde olumsuz bir etki yapan olgu; şampiyonluğunun verilmemesi, kupasının çalınması bu olayı böyle görmek lazım. Başka ciddi bir hatamız var. Biz kazandığımız kupayı elde etmek yönünde mücadele verirken diğer kazanacağımız kupalar için maalesef bir enerji yetersizliği yaşadık. Zira kupanın peşine takılırken yeni kupalar elde etmenin mücadelesini, bilincini ve davranışını, anlayışını yeterince ortaya koydukları söylenemez”

‘SİYASET İLE KULÜBÜ YALNIZLAŞTIRDILAR’

S.G.: Trabzonspor gelen yönetimle birlikte hiç olmamış bir şekilde siyasetin içine çekildi ve baktığınız zaman şehri bu anlamda böldüler bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Özkan Sümer: “Şimdi Trabzonspor nedir onu bilmek lazım. Trabzonspor bir mozaiktir. Herkesimden insanı barındıran ve onları ilişkilendiren ve daha sonrada onları etkinliğe dönüştüren bir olgu. Siyasallaşma buna en aykırı şey yani bir kesime bağlanıyorsun diğer kesimleri ret ediyorsun veya diğer kesimlerin uzaklaşması konusunda zaman ve zemin hazırlamış oluyorsun. Bunun sonucu da nedir kulübün ve camianın güçsüz kalması. Bir camianın gücü, kitlesinin bütünlüğüyle oluşur bu gücü veya bu potansiyeli parçaladığın takdirde artık büyük bir kayba uğrarsın yani camia ilişkisiyle çok ciddi bir yalnızlaşma içinde. Trabzonspor’da o kitlenin bütünlüğü olmadığı zaman dıştan sana güven ve saygıda olmaz. Bunu da kaybetti,  diğer değerlerini de Trabzonspor. Siyasi yönden Trabzonspor çok dikkatli olmak zorundadır. Siyasetten yararlanmayacak anlamında söylemiyorum. Tam tersine siyasetten yararlanmayı bilecek ama siyaset dışı kalmayı da bilecek. Siyasetin içine girdi mi siyasi yönünde bir çehre bir yol ortaya koydu mu diğer kitlesini kaybeder. Şu anda Trabzonspor’un yaşadığı en büyük sorunların başında da bu geldiğini düşünüyorum”

‘YÖNETİM TRABZON’UN SAYGINLIĞINI KAYBETTİRDİ’

S.G: Bakğınız zaman Trabzonspor’da kongre sesleri yükseliyor ve camia bu beklenti içersinde, yaşanan bir yargı süreci var ve camia artık Hacıosmanoğlu ve yönetimine güvenmiyor. Kongre süreci ile ilgili neler söyleyeceksiniz?
Özkan Sümer: “Trabzonspor’un bu yolda iyi bir duruş veya iyi bir yöneliş içinde olmadığını söyleyebiliriz nihayetinde. Trabzonspor, bugünkü geldiği nokta yönünde çok ciddi bir güven kaybı içinde. Bu kitle tarafından fark edilmeyecek bir boyutta ama daha inandırıcı tarafı şu düşünebiliyormusun; bu yönetimle iş birliği yapmış güç birliği yapmış kader birliği yapmış yönetimin yaklaşık yarısı istifa etmiştir. Kendi dava arkadaşları tarafından yetersiz görülen bir yönetimi camia ve dıştan nasıl yeterli görmek mümkün olabilir. Bu arkadaşlarda yönetim kurulunun bu yönde Trabzonspor’a zarar verdiği düşüncesinde buluştu ve o sorumluluktan veya o aykırılıktan uzaklaşma yönünde çok ciddi bir sorumluluk örneği göstererek yönetimden ayrıldılar. Buraya baktığımızda zaten her şey çok açık yani. Trabzonspor açıkça yanlış yönetiliyor. Bu yanlış yönetimde sportif yönden tutun idari yönden tutun mali yönden tutun ilişkiler yönünden tutun ve bir süreç planlaması yönünden tutun her birini dahil etmek mümkündür zaten. Trabzonspor yönetiminin planla falan çok alakası yok. Doğaçlama bir kısım olayların peşine gidiyor ki tekrar tekrar söylüyorum Trabzonspor un 2 tane çok ciddi şeye ihtiyacı var. Bir, bütünlük ikincisi, bilgiye dayalı yönetim. Bunlar yoksa Trabzonspor’un sonuç olarak da yok olacak bir sürece başlaması mümkün”

‘KENDİ KALEMİZE GOL ATTIK’

S.G.: Düzenlediğiniz basın toplantısında, şuan ki yönetimin Trabzonspor tarihinin başına gelmiş en büyük felakettir dediniz!
Özkan Sümer: ...Evet düşünerek ifade ettim o andaki bir heyecanla değil çok düşünerek ifade ettim. Hatta şunu da söyleyebilirim, Trabzonspor’un seçim karambolünde KENDİ KALESİNE ATTIĞI GOLDÜR. Yani o seçim karambolü nasıl oluştu işte zamansız bir olağanüstü genel kurul kararı vermiş olan geçmiş yönetimin bu düşüncesi ve uygulaması artık seçim ortamını böyle çok karambole çevirmiştir. Bu karambolde de doğruyu ayırt edemeyecek imkan ve üyelerin bulduğunu zannetmiyorum. Bu katılmışlıkta böyle bir sonuç verdi.”

‘İSTİFA ETMEK İSTEDİM’

S.G: Trabzonspor’un başkanı kendi kulübünü mahkemeye verir mi? Size bu yönde bir eleştiri var.  Başkanım buna siz cemiyette düzenlediğiniz basın toplantısında da açıklık getirdiniz ama o süreçten sonra neler söyleyeceksiniz ?
Özkan Sümer: “Biz kulübü değil o andaki iş başında görevde olan yönetimle bir çatışmaya dönük olarak karar verdik. Kulübü nasıl mahkemeye verebilirim ki, icraatı yapan kulüp değil ki yönetim. O yönetim bana son derece rahatsız edici davranış sergiledi. Ben istifa edeyim dediği yerde ‘hayır’ diyor benim görevime son veriyor yani istifa etmiş olsam elbette ki bu dediğim şartlar söz konusu değil zaten onlardan feragat etme manasında ‘ben istifa edeyim’ diyorum bir akitim var benim bu akite dönük haklarımda var. İstifa ederek bu haklarımdan vazgeçiyorum anlamında bir mesaj ve başkanla konuşuyoruz bunu. Yani en sorumlu yetkili insanla bu ifadeleri konuşuyoruz yalnız beni böyle değersizleştirme gayretiyle görevime son verdiklerini açıkladılar olay buradan patladı. Yoksa kulüp işi değil. Kişilerle ve yönetimle alakalı yani olaya böyle bakmak lazım veya başka türlü düşünen insan varsa bunları ben hiçbir şekilde ikna etmem mümkün değil. Katılaşmış bu düşünceyi bu anlattığım sebepler eğer tatmin etmiyor ise yapacak bir şey yok”

‘ADAY OLMAYACAĞIM’

S.G: Sizin böyle bir düşünceniz varmı? Bir aday olma durumunuz söz konusu mu? 
Özkan Sümer: “Kesinlikle yok. Bir çok temsalarımızda da davet üzerine o kurum ve kişilerle konustuk yani kalkıpta ben geliyorum düşüncesinden hareket etmedim. insanların bu konudaki duyarlılığı sonucu katıldık bir kısım açıklamalarda yaptık, belirlemeler yaptık, çözüm yolları yönünde kafa yorduk. Kendimle ilgili ilk ifadem bu konuşmalarda ve görüşmelerde; kesinlikle bu olayın içinde olmam dedim zira olayın içinde olupta hem böyle bir bütünlüğe katkı yapmak söz konusu olmaz. Yalnız hala o yönde çok büyük bir zorlama var bu zorlamanın sonuçsuz kalacağını şimdiden söylüyorum aday olmam” 

‘YÖNETİM, HAMİ’NİN ÖNÜNÜ KESTİ’

S.G: Mami Mandrılaı görev aldıktan başarılı işlere imza attı ancak yönetim kulübün yetiştirdiği kendi evladını adeta yok saydı Hami hoca konusunda düşünceniz nedir?
Özkan Sümer: “Hami’nin gelmesi mevcut yönetim kurulunun diğer hoca arayışlarının sonuç vermemesi en önemli argüman burada göz ardı edildi veya kulüp veya Hami bundan mahrum bırakıldı diyebiliriz. Hami Mandıralı’nın performansına baktığımız zaman iyi bir duruş sergiledi. Yalnız teknik adamların dönem olarak duruşundan önemli olan bu bir duruş meselesi değil bu bir yolculuk meselesidir yani yolun başında Hami Mandıralı’nın kafası koparıldı, yol kapatıldı. Mustafa Akçay’ın ayrıldığı ilk günler bana soranlara cevaben şöyle dedim; gelecek insan bu noktadan sonra en önemli kazanımı oyuncu kazanmaktır. Hami buna güzel bir örnek yani genç oyuncuları kazanmak anlamında önemli bir çaba sarf etti ve yine yönetime yakınlığıyla futboldaki becerisiyle başarısıyla performansıyla değil de yönetime yakınlığıyla sahada yer alan insanlarda fırsat vermedi engel oldu. Bu da önemli bir tutarlılık örneği. Şimdi bir kısım, baştaki sorunları da algılaması uygulamalarıyla bazı şeyleri doğrulaması ile kendini kanıtlayan bir hocanın görevini sonlandırmak ve hiçbir bilmedik hoca ile daha önce geldi ama performansıyla doyurucu olmadan giden bir hoca ile anlaşıldı. Trabzonspor gerçekten çok ciddi bir çözülme içinde umutsuzluk en büyük rahatsızlıktır bir camia içinde. İş de yönetim kurulunun değişmesi yönündeki bu argümanların başında da bu umutsuzluğun giderilmesi gereği vardır bakalım ne kadar başarırız” 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100