20. yüzyıl ve öncesinde tarihi coğrafyamız üzerinde Birleşik İngiliz Krallığının Şark Projesi söz konusuydu. 
20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bölgemiz, inisiyatifi İngiltere’den devralan ABD’nin sömürge planlarına ve Büyük Ortadoğu Projesi’ne muhataptır.
Ulaşılmak istenen netice ise; BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş beyin 30-40 yıldan beri ısrarla uyardığı Arz-ı Mev’ud inancı eksenli Büyük İsrail oluşumudur.
Bu projede İngiliz Merkez Bankasının sahibi Yahudi Rothscild ailesi ve Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) ortakları olan Yahudi Rockefeller ailesi ise baş çekiyor.
İsrail devletinin kurucusu Yahudi Rothscild ailesi Büyük İsrail Oluşumunun babası, Yahudi Rockefeller ailesi de ebesidir.
Kendi klasik kaynakları, Arz-ı Mev’ud’un Kuzey sınırlarını Diyarbakır-Nevşehir yörelerimize dayandırmaktadır.
İki-üç asırdan beri adım adım yürütülen bu “kıyamet öncesi temel proje”de, dünya savaşlarıyla bölgemizde üretilmiş krallıkların ve taşeron örgütlerin cibilliyetlerinin şüphesiz kendilerine yakın yahut kendi soylarından olmalarına azami dikkat göstermişlerdir.
Projenin gözdeleri, bölgenin şartları gereği İslamcı kisveli olması gereken Siyonist meşrepli yahut Yahudi soylu krallar, aşiret reisleri ve cemaat önderleridir. 
İngilizlerin ve Amerikalıların, Büyük İsrail’i yaş tahtaya bastırmayacakları
muhakkaktır.
Bu bağlamda hemen yanı başımızdaki İslam topraklarını parçalamak için kullanılan Barzanî aşiretinin Yahudi meşrepli ve özel İsrail destekli olması, her akl-ı selim için hayati bir ikaz olsa gerektir (Bkz. M. Emin Koç-Emre Polat, Nakşibendilik, s. 330 vd.) 
Amerika’nın Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesi karşısında Siyonistvâri bir duruş sergileyen Suudi Arabistan’ın cins ve cibilliyeti de sıcağı sıcağına düşünülmesi gereken bir konudur.
Arabistanlı tarihçi-yazar Nasır es-Said, “Tarihu Âl-i Suud” adıyla 1040 sayfalık bir kaynak eser kaleme alır. Eser, Suud Hanedanının köklerinin Yahudi bir aileye dayandığını ortaya koyması bakımında bir ilktir ve önemlidir.
es-Said, eserin yaklaşık ilk 30 sayfasını Suud Hanedanının şecerenamesine ayırır; kitabının sonunda da bu hanedanının aslında Hicaz ve Medine Yahudilerine dayandığının belgeleriyle anlatır (Nasır es-Said, Tarihu Âl-i Suud, s. 5-35, 777 vd., Menşûratu İttihad-i Şuabi’l-Arabiyye, 1. Baskı).
Esere göre, Suud hanedanının soyu, hicretten sonra 851 yılında Necd bölgesine gelen Yahudi tüccar Mordechai bin İbrahim bin Moishe’dir.
Bölgede etkin olan alim Şeyh Salih Salman Abdullah et-Temimi, Murdakai'nin Yahudi meşrep öğretilerinden foyasını ortaya çıkartarak bölgeden uzak Diriye kasabasına sürdürmüştür.
Yahudi Murdakai, adını Şeyh Markan Bin İbrahim Musa olarak değiştirerek Riyad bölgesine yerleşmiştir. Bölgede etraf edinen Murkadai, kendisini sürdüren  Şeyh Temimi'yi ez-Zalafi kasabasındaki camide katletmiştir.
Denetimden ve gözden uzak bu bölgede güç haline gelen Murdakai'nin oğullarından el-Mukaran'in iki oğlu olur. Bunlardan birisinin adı Muhammed, ötekisinin ise Suud'dur. Hanedanın cibilliyeti işte buraya dayanmaktadır (Tarihu Âl-i Suud, s. 501 vd.)
Konunun enteresan yanı, bu bilgi ve iddiaların, araştırmacı-gazeteci Wayne Madsen tarafından, Strategic Culture adlı uluslararası bir dergide paylaşmasına rağmen dikkatlerden kaçması (https://www.strategic-culture.org/news/2011/10/26/the-doenmeh-the-middle-easts-most-whispered-secret-part-ii.html).
Madsen, Suud hanedanının soyunun Yahudi bir aileye dayandığı konusunun, Saddam’ın sarayına yapılan operasyonda ABD Savunma Bakanlığı’nca ele geçirilen ve 2008’de açıklanan Irak Muhaberat’ının "Vahabizmin Ortaya Çıkışı ve Tarihsel Kökleri" adlı rapor ve belgelerinde dikkat çektiğini yazar.
Filistin ve Kudüs’teki Müslümanlara yönelik İsrail devlet terörüne rağmen, Suud hanedanının İsrail yanlısı duruşu ve fetvalarının yanısıra ABD Başkanı Trump ile kılıç dansı göz önüne alındığında; söz konusu bilgi ve iddialara dikkat etmek gerektiği açıktır. 
İslam coğrafyasında ikinci Yahudi meşrepli Barzani vakası yaşanmaktadır. 
Vehhabizmin kurucusu M. Abdulvehhab’ın cibilliyeti de Suudunkinden farklı değildir… Ona da yarın değinelim. 
Siz bu arada, bölgedeki oyun içindeki oyunları çözmek için, Prof. Dr. Haydar Baş hocamızın “Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler” adlı eserini bulup okumaya başlayın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet Ali Gunaydin Karabük 2017-12-14 11:29:27

Çabalarınız ışık tutmakta Allah razı olsun

Avatar
mersinli yusuf 2017-12-18 23:42:46

kaleminize yüreğinize sağlık yüce rabbim bizleri ehlibeyt yolundan ayırmasın