Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Faruk Yücel, 3 Nisan 1999 yılında İzmir?de yaptığı bir konuşmada şunları söylüyordu: ?Türkiye önlem alınmadığı takdirde 3-5 yıl sonra açlık sınırına gelecektir. Ehil ellerde olmayan tarım politikaları yaz-boz tahtasına döndü. Türk tarımı bugün can çekişiyor. İşlenen tarım alanları 1999 yılı itibariyle, 1970?e göre 653 bin hektar azalmıştır. Türkiye?de tarım değil, tarım ürünleri ithalatı destek görmektedir?

Yücel, ?3-5 yıl sonrası? için bu karamsal tabloyu çizdi ama, onun dedikleri 1 yıl içinde gerçekleşmeye başladı. AB?ci ve küresel politikalar, Türk tarımını tamamen imha etti. Milliyetçi Ana-Sol iktidarı Türkiye?yi hızla ithal tarım ürünleri çöplüğüne çevirmeye devam ediyor. Geleneğimizi satanlar, geleceğimizi de satıyorlar.

Gelenek diyorum, zira bir çok ?geleneksel tarım ürünümüz? bitme noktasına geldi. Nohuttan pirince, bakladan buğdaya pek çok ürünü ithal etmeye başladık.

Milletten Gürgör Uras ve Star?dan Önder Barlas ?tarım efsanesinin? b~|~itişinin acı öyküsünü aktardılar.

Türkiye 20 yıl öncesine kadar dünyada kendi kendine yeten 7 ülkeden biri iken, ülkeyi yöneten küreselleşmeci kadrolar, ülkenin tarımını heba ettiler.

Barlas?ın araştırmasına göre ?Türkiye 1981?de pirinçle başladığı ithalat furyasına her yıl bir yenisini ekleyerek nereyese bütün tarım ürünlerini ithal eder hale geldi. Örneğin Türkiye mercimekte dünyanın en büyük 3 üreticisinden biri idi. Hatta bir ara o kadar fazla mercimek stoğumuz vardı ki, televizyonlarda her akşam haberlerden önce bir hanım profesöre ?etten daha fazla proteini var? dedirterek tüketimi teşvik etmek için atmadığımız takla kalmamıştı. Şimdi ABD ve Kanada?dan mercimeği bile ithal ediyoruz.

1990?da 906 bin hektar alan ekili mercimek alanı bugün 517 bin hektara düştü. 1990?da ki üretim 846 bin ton ihracat 242 bin tondu. Bugün 180 bin ton üretim 100 bin ton ithalat var. Yeşil mercimeği Kanada?dan tonu 630 dolara ithal ediyoruz.

Geçen yıl 839 bin ton ithal mısıra 98 milyon dolar ödedik. Yıllık 20 bin ton patlamış mısır ithal ediyoruz, onu da Arjantin?den tonu 680 dolara getiriyoruz.

Nohut üretimi 1990?da 850 bin ton, ihracat 277 bin tondu. 2000 yılında 300 bin tona düştü. ABD geçen yıl İzmir?den nohut aldı, bu yıl üretecek, seneye bize satacak. Türkiye 1990?larda 20 milyon tonda kaldı. 1999?da 1.8 milyon ton buğday ihraç ettik ama, 1.6 milyon tonluk ithalata 186 milyon dolar ödedik.

Toplam 700 bin top pirinç tüketimimiz var. Üçte ikisini ithal ediyoruz. 1981?den beri 200-250 bin ton üretebiliyoruz. ABD, Avusturalya, Mısır ve İtalya?dan tonu 400-1200 dolara yılda 400 bin ton pirinç ithal ediyoruz.

1990?larda 300 bin ton fasulye üretiyorduk. Şimdiki üretimimiz 80 bin ton. İran, ABD, Arjantin ve Çin?den tonu 900 dolardan 70-80 bin ton fasulye ithal ediyoruz.

Yıllık 1.2 milyon ton olan pamuk tüketimimiz var. 2000 yılında 831 bin ton pamuk ürettik, 116 bin ton ihraç ettik, 282 bin ton ithalatımız var, ihracatlar 114 milyon dolar girdi, ithalatla 353 milyon dolar ödedik.

Barbunyayı ABD Kanada, Çin, İran ve Azerbaycan?dan alıyoruz. 20 bin ton ithalatımız var.

Baklayı İtalya ve Yunanistan?a satardık. 1990?da 30 bin ton 2000?de 37 bin ton üretildi. Şimdi ithal ediyoruz.

1999 yılında 115 bin ton tütün ihracat etti, 469 milyon dolar kazandık. Aynı yıl 40 bin ton ithal ettik 133 milyon dolar dışarı gitti.

Ayçiçeği tüketimimiz 1.2 milyon ton. Geçen yıl 600 bin ton ürettik. 1993?te 73 bin ton olan ayçiçeği ihracatı, geçen yıl 38 bin tona düştü. 2000?de 97.8 bin ton ithal ettik.?

Uras?ın araştırmasına göre de ?baklava için ceviz kalmadı. Susamı sudan, Hindistan ve Pakistan?dan alıyoruz. Ülkede vişne kalmadı. Reçel için ithal donmuş vişne getiriliyor.?

Türkiye?de tarımı tamamen bitirmeye yönelik bu politikaları takip edenler bütün bunları globalleşmenin bir gereği olarak uygulamaya koydular. Tarım üreticisi Türkiye?yi pirinçte, buğdayda bile dışarıya el açar hale soktular. Milyonlarca köylüyü topraklarından koparıp işsiz-aşsız insan kitleleri halinde açlığa sürüklemenin hesabını yapıyorlar. Kemal Derviş, Sağ olsun ABD?nin küresel tarım politikalarını uygulamak için ?şeker ve tütün kanununun? çıkarılmasını baş şart olarak koştu.

Bu gidişle 20 yıl öncesinin tarımda kendine yeten Türkiye?si, dünyanın yükselen en büyük tarım ürünleri pazarı haline dönecek. Kendi üretme imkanı olduğu ürünleri üretmeyerek ve ?bunu batılılaşma, küreselleşme, dünya ile entegrasyon? teraneleri ile yutturmaya çalışarak milyarlarca doları dışarıya transfer ettirecek.

Yoksulluk daha da artacak. Köylü isyan noktasına gelecek.

Bu durumda diyecek tek şey kalıyor:

Yaşasın küresel ekonomi!
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100