Doğan Kitap’tan çıkan Konstantiniyye Oteli, Zülfü Livaneli’nin yazarlık serüveninin kilometre taşlarından… Kitabı geçen yıl okudum. Üslup ve kurgu açısından güzel; yedi yıldızlı Konstantiniyye Oteli’nin açılış günü ve erken bir yılbaşı kutlamasında, insanların hayatları üzerinden bir Türkiye ve Türk insanı fotoğrafı çekilmeye çalışılmış. Politikacılar, gazeteciler, belediye başkanları, televizyon yıldızları, garsonlar, komiler, güvenlik görevlileri. Hepsinin gözünden ve yaşantısından kesitlerle toplumsal dönüşüm irdelenmiş fakat tarihi konularda verilen ufak tefek bilgiler, hayli sansasyonel… Benim de dikkatimi çeken bu bilgiler oldu. Üslup ve kurgu değerlendirmesini bir kenara koydum ve şu notları araştırmak için kaydettim:

- “… Fatih, üvey annesi Mara Brankoviç’in koyu Ortodoks inancından etkilenmiş bir hükümdar olmalıydı ki; Yunanca ve Latince biliyor, Hıristiyanlık tarihini inceliyor, zaman zaman kiliselerdeki ayinlere katılıyor, yalnızca Homeros okumakla kalmayıp Akhilleus ve Hector’un mezarlarını görmek için Troya’ya gidiyordu. Onunla birlikte seyahat eden Bizanslı tarihçiler yazmıştı bunu.” (sf.99).

- “… Fatih bu şehri aldıktan sonra niye Konstantinos’un iki yeğenini vezir yaptı? (…) Başka bir Bizans aristokratını Rum Mehmed Paşa adıyla sadrazam yapmasının sebebi neydi onca Türk dururken?” (sf.99).

- “… (Fatih) öldüğü zaman kendisini Konstantinos ve diğer Roma imparatorlarının yattığı Havariyyun kilisesine gömdürmesi, daha doğrusu onun yerine yaptırdığı külliyedeki türbeye defnettirmesi de rastlantı olamazdı herhalde. Koca şehirde onca yer varken Bizans imparatorlarıyla aynı mekânda yan yana yatması ne tuhaftı?” (sf.101).

Zülfü Livaneli’nin fikri-zikri bir yana, romanında iddia ettiği bu bilgilerin kaynaklarını çok merak ediyorum doğrusu. Öğrendiğimiz resmi tarih, tamamen zıt yönde bilgiler içerdiğinden, büyük hayret yaşadığımı itiraf etmeliyim. Araştırmak için zaman kolladığım bu bilgilere, Azeri bir yazarın kitabında, yenilerini ekledim: Yunus Oğuz’un İleri Yayınları’ndan çıkan Şah Tahmasp-Şah İsmail’in Oğlu Tahmasp’ın Romanı.

Tahmasp Şah, 1514-1576 yılları arasında yaşamış Azerbaycan Şahı’dır. İran merkezli Türk devleti Safevi İmparatorluğu’nun kurucusu Şah İsmail’in oğludur. 10 yaşında tahta çıkar. Kanuni Sultan Süleyman, onun döneminde Azerbaycan’a 4 kez sefer düzenlemiş fakat bir türlü hakimiyet sağlayamamıştır.

Kitabın önsözünün Azeri profesörler tarafından yazılmış olması, ciddiyet açısından dikkati çeken bir nokta… Roman olarak kurgulansa da içerdiği bilgileri düşünmeden ve bir kenara not almadan geçemedim:

- “(Şah İsmail): Hatalarımız da oldu, başarılarımız da. Yazık ki, bütün Türkler bizi anlamadı, sevmedi, bizleri mezhep düşmanlığına çektiler. Biz de buna uyduk. (…) Oğlum, Osmanlılarla açık savaşa girme. (…) Aramızdaki Sünni-Şia farkına bakma, Osmanlılar Kızılbaşlarla kan akrabasıdırlar. Onlar da Oğuzlardandır. Çaldıran Savaşı olmasaydı, her şey tamamen başka olacaktı.” (sf.49).

- “… Osmanlı şehzadelerinden farklı olarak Kızılbaşlarda, kardeşlerini rakip görerek, tahta çıktığı gibi öldürtme tecrübesi yoktu. İktidara gelen, taht ve taç sahibi olan Şehzade, kardeşleri tarafından yapılmış bir hata gördüğünde, en kötü halde onu zindana atardı. Ancak Osmanlılarda böyle değildi. İktidara gelen Şehzade, hatta en küçük erkek kardeşinin bile rakip olabileceğini düşündüğü için onu da sağ bırakmazdı.” (sf.229).

- “… Sultan Süleyman sefere çıkmadan önce, İstanbul müftüsü fetva verdi (Azerbaycan’a 4. sefer öncesi). Ulemanın, İstanbul imamlarının ve komutanların Topkapı’da katıldıkları toplantıya büyük cihangir de katılmıştı. Âdet olduğu için, Osmanlı ordusu herhangi bir sefere çıkmadan önce müftü fetva verir ve kâfirlere, dinsizlere karşı cihad ilan ederdi. Bu defa da öyle oldu. Fetvada çeşitli bölümler çok sert ve keskindi ve herkesin dikkatini çekmesi için böyle hazırlanmıştı: O zalimler, Kur’an-ı azimi ve şeriat-i şerifeyi değiştirmeye çalışmakla ve kitab-ı şer’iyyeyi tahkir ederek onu yakmak ile(…) ulema-yı dini kırmakla, kendi reisleri olan Tahmasp Şahı mabut yerine koyarak ona ibadet etmekle, Hz. Ebubekir ile Hz. Ömer’e lanet etmekle kâfir olduktan sonra (…) Kur’an-ı Kerim’i yalanlayarak kâfir ve mürted oldukları için, onların küfürlerinde tereddütü olan şahıs Müslüman değildir!” (sf.329).

Özellikle son kısmı okuyunca, bugün Suriye’de yaşanan acıların, tarih şeridindeki yerini anlamak zor olmuyor…

Kitap önerisi:

“Masal Masal İçinde, Ahmet Ümit”: Çocuklarınıza çok güzel zaman geçirtecek, edebi yönü de olan bir macera kitabı… Okuyanların çok sevdiği notunu da düşerek tavsiye ediyorum. Adı üzerinde, iç içe geçmiş masalların sürükleyiciliğinde çocuklarınıza kitap okumayı sevdireceğinden eminim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100