Cumhurbaşkanı Erdoğan bugünlerde gittiği her yerde “milli para”dan bahsediyor.

Rusya, Çin ve İran’a “milli paralarla alışveriş yapalım” çağrısında bulunduğu basın ve medya yayın organlarında yer alıyor.

Örnek olarak da, Başbakan Binali Yıldırım başkanlığındaki Türk heyetinin Rusya ziyaretinde harcamalarını Ruble ile yapacağı ifade ediliyor. Halbuki Rusya’da 2006’dan bu yana Ruble dışında başka bir parayla alışveriş yapma imkanı zaten yok. 2013’te Rusya’ya gittiğimizde bunu bizzat gördük.

Rusya, Çin ve İranlı yetkililer, elbette bu tür çağrılara, tekliflere gülüp geçiyorlar. Neden mi? Onlar bu “milli para” kavramıyla 2005 yılında Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’nden duydular, öğrendiler.

Başta Rusya olmak üzere 4 milyar nüfusa sahip olan BRICS ülkeleri o gün bugündür paralarını milli hale getirdiler ve 2008 yılından bu yana da yine Prof. Dr. Baş sayesinde dış ticaretlerini milli paralarla yapıyorlar.

9. Uluslar arası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’ne BRICS devletleri temsilcisi olarak katılan Prof. Dr. Vladimir Gorbanovsky bakın bu konuda neler söylüyor:

“BRICS ülkeleri olarak bizim şansımız, 2005’te Milli Ekonomi Modeli ile tanışmış olmamızdır. İlk defa 2005 yılında Milli Ekonomi Modeli Kongresi’nde Prof. Dr. Haydar Baş parayı, emek ve üretimin karşılığı olarak tanımlıyordu. Ayrıca dünya ilk defa Haydar Baş’ın milli paralarla ticaret yapma fikriyle tanıştı. Bu çok önemliydi zira milli paralar devreye girdiğinde ABD’nin kağıttan imparatorluğu yıkılacaktı.”

Gerçekten de böyle oldu. IMF’nin COFER raporuna göre, 2000 yılında toplam döviz rezervi içinde ABD Dolarının payı yüzde 55,8 iken, milli paralarla ticaret devreye girdikten sonra 2013 yılında bu pay yüzde 33,3’e kadar düştü ve hızla düşmeye de devam ediyor.

Yani ABD’nin kağıttan imparatorluğu eriyip gidiyor.

Sayın Cumhurbaşkanımız, daha önce Milli Ekonomi Modeli’ni öğrenmeye çalışan ama bir türlü öğrenemeyen jöleli danışmanlarının yönlendirmesiyle bugünlerde artık dünyada moda olan “milli para”yı yeni keşfetmiş durumdalar ama içi doldurulmadığı takdirde bunun hiçbir anlamı olmadığını belirtmek isteriz.

Milli para, üzerinde “TL” yazan para değildir. Parayı “milli” kılan neyin karşılığı olduğudur. Milli para milli değerlere endeksli olan, kontrolü tamamen bizde olan paradır.

Peki, elimizdeki TL böyle mi? Prof. Dr. Haydar Baş’ın sık sık ifade ettiği gibi, elimizdeki TL, faizli bir şekilde borç olarak alınmış ve hazinemize konulmuş Doların karşılığıdır. Yine Sayın Baş’ın meşhur ifadesiyle, “Doların tercümesidir.”

Böyle olduğu için de bugün cebimizdeki TL’nin 1 kuruşu bile “milli” değildir. TL’yi altına da endekslesek, kontrolü bizde olmayacağı için yine milli olmayacaktır.

Paramız, ismi TL de olsa Doların esareti altındadır. Parası esir olan bir millet de esirdir, parası gerçekten milli olmadıktan sonra bağımsız olması asla mümkün değildir.

Bir ülkenin lideri güçlü görünüyor, parası zayıfsa, parası esaret altındaysa, o liderin milleti adına güçlü olmadığının, parası neye endeksliyse ona sahip olanlar adına güçlü olduğunun göstergesidir. Esasen buna da güç denmez. Bu Saddam’ın, Hüsnü Mübarek’in güçlü olması gibidir. Suya yazı yazmak gibidir.

Bugün TL, Doların tercümesi, Dolara endeksli, Doların esaretinde olduğu için Türkiye’de bile milli değilken, uluslar arası ticaretin milli para ile yapılmasından bahsetmek söz konusu değildir. Kendi ülkesinde “milli” olmayan para uluslar arası arenada milli olamaz.

Prof. Dr. Haydar Baş ise Milli Ekonomi Modeli’nde parayı milli emek ve üretimi ifade eden gayri safi milli hasılanın (GSMH) karşılığı basılması gerektiğini ifade ederek, tamamen milli ve kontrolü bizde olan bir değere endekslemektedir. Hatta MEM kitabının 78. sayfasında geçen şu tanımda paranın çok daha geniş bir anlamı ifade edilmiştir:

“Emeği devreye koyan, atıl duran yer altı ve yerüstü kaynaklarını harekete geçirerek ekonomik değer üreten, tüketicinin ihtiyaçlarını talebe dönüştüren, piyasalarda oluşan talebe cevap verecek üretimi devreye koyan, üretim faktörlerini tetikleyen, üretimde ve tüketimde tahrik unsuru olan, mal ve hizmetin karşılığı olan maliyetsiz para, ekonomide her şeydir.”

Mükemmel bir tanım, dünya tarihinde eşi ve benzeri yok. Bir değil, binlerce Nobel’i hak eden bir tanım. “Para hem milli emek ve üretim karşılığı basılmalıdır” diyor Sayın Baş, hem de “üretilmesi planlanan emek ve üretim, yeraltında tespit edilen madenler için de basılmalıdır” diyor. Hatırlatalım, Milli Ekonomi Modeli ve içindeki tüm görüşlerin patenti Prof. Dr. Baş’a aittir.

Paranın emek ve üretim karşılığı olduğu konusunda Türk milletini ikna edemedik ki, paranın tahrik unsuru olduğunu anlatabilelim.

İnadından dolayı anne sütünü bile emmeyen bir bebeğe, pilav yedirmeye benziyor.

Dünya Türk milletinin içinden çıkmış bir dahi olan Prof. Dr. Baş’ın modeliyle şekillenirken, BRICS kapsamında 4 milyar insan onun modeliyle karnını doyurup, sırtını giydirirken, ne yazıktır ki, Türk milleti bu değerden, bu nimetten, inadı ve sırt dönmesi sebebiyle nasiplenemiyor, yalan yanlış kopyalarını sadece duyarak yetinmek zorunda kalıyor.

Dünya MEM’le aya giderken, Türkiye’de körler, sağırlar birbirini ağırlıyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100