Bu haber kez okundu.

AVRUPA BİRLİĞİ MACERAMIZI TARİH AFFEDER Mİ?
Üye adaylığımız kime yaradı?

Helsinki Zirvesi'ndeki Üye Adaylığımız

17Ağustos 1999'daki deprem felaketinden sonra AB ile Türkiye arasındaki ilişkilerde yaşanan olumlu havanın ertesinde AB Komisyonu, 13 Ekim 1999 tarihinde Türkiye için yeni bir İlerleme Raporu yayınlamıştır.

10?11 Aralık 1999 tarihlerinde Helsinki'de gerçekleştirilen Avrupa Konseyi Zirve toplantısında, ikinci İlerleme Raporu'nda yer alan öneriler ışığında, Türkiye'ye resmi olarak aday ülke statüsü tanınmıştır. 23

Türkiye'ye adaylık statüsünün doğrultusunda, AB Komisyonu, Türkiye'nin Topluluk müktesebatının üstlenilmesine ve katılım öncesi hazırlıkların tamamlanmasına yönelik kısa ve orta vadeli hedeflerini ortaya koyan bir "Katılım Ortaklığı Belgesi" hazırlayacaktır. (24) İkinci olarak, Türkiye, AB müktesebatına uyum bağlamında çıkarılacak kanun ve yönetmelikleri ve bunlara ilişkin takvimi gösterir bir "Ulusal Program" hazırlamakla yükümlü kılınmıştır."(25)

10?11 Aralık 1999 da Helsinki'de toplanan AB ~|~zirvesi komisyonunun verdiği rapor doğrultusunda Türkiye'nin "Aday ülke" olduğunu resmen kabul etti, ancak üyelik müzakerelerinin hemen başlatılmayacağını da belirtti. Türkiye'nin bekleyeceği çok yıllar ve yerine getireceği tek taraflı pek çok şartlar (tavizler) vardı.

Türkiye AB'nin tüm bu nazlanmalarına karşılık hiç usanmadan ve toplumdaki tepkilere de aldırmadan bu hedefe kilitlenmiş durumda. Ancak Avrupa'nın Türkiye'nin bu ısrarlı talebine rağmen Türkiye'nin birliğe kabulünün mümkün olmadığı kısaca kendi istediği kıvama gelmediğini belirterek randevusunu 2010'a attı.

Ancak bu randevuya gelebilmek için Türkiye'nin AB'nin istekleri doğrultusunda yapması gereken daha çok şey vardı.

Bu Ne Biçim Üye Adaylığı?

Medyamızda her nedense hemen hiç yer almayan ve AB'nin niyetini açıkça ortaya koyan bu bağlamdaki bir gelişmeyi ise Erol Manisalı anlatıyor. "Helsinki'de Türkiye'nin adaylığını kabul eden AB, bir önlem aldı ve AB Komisyonu genişleme raporunda adaylığın statüsünü aşağı indirdi. Böylece 1? Adaylık otomatik görüşme sürecine başlamayı gerektirmez. 2? Aday ev ödevini yapsa da "AB'ye girişi AB'nin iç dengelerini bozuyorsa yine de içeri alınmaz, diyerek bir anlamda Türkiye'nin adaylığına göre hazırlanmış yeni bir genişleme politikası açıklanmış oluyordu. Nitekim AB Şubat 2000'de Türkiye dışındaki ülkelerle tam üyelik görüşmelerine başlayacağını açıkladı ve Helsinki'nin hemen ardından AB'nin genişlemeden sorumlu komisyonunun başkan yardımcısı basına yaptığı bir açıklamada şunları söyledi "Türkiye sadece adaydır, üyelik konusunda hiçbir garanti bulunmuyor, biz zaten Türkiye'yi Avrupa'ya gücenmesin diye aday yaptık."

AB'cilerin Hallüsinasyonu

AB nin Türkiyeyi dış kapıda 2010 yılına kadar bekletme kararına rağmen Türkiyedeki AB lobisinin bu kararı yorumlayışı çok farklı ve ilginçti. Örneğin Mehmet Yılmazer, Helsinki'yi şöyle kutsuyordu:"Helsinki'den sonra ülkede adeta Meşrutiyet günleri gibi bir şenlik yaşandı. Pek çok toplumsal kesim AB'ye girişte kendine göre bir yarar gördü. Hatta olayın pek boyutunu kavramadan çalışan halk kesimleri bile AB'de kendilerine göre küçük çaplı bir "kurtuluş" görüyorlar. "(26)

Sn Yılmazer, hayalgücüne dayanarak ütopyalar yazmak yerine sokaktaki adamla anket yapmayı yeğleseydi rüyaları kâbusa dönüşürdü herhalde. Hayır, Sn Yılmazer'in ütopyası bir illüzyon bile olamaz olsa olsa bir hallüsünasyon.

Helsinki Zirvesinden sonra AB'nin Türkiye'ye ev ödevi olarak verdiği Katılım Ortaklığı Belgesi'nin ve buna karışılık bizimkilerin hazırladığı Ulusal Program'ın öyküsü de oldukça ilginçtir.

Katılım Ortaklığı Belgesi'nde Yunan Hilesi

AB Komisyonu, Türkiye'nin tam üyelik stratejisini tek taraflı olarak belirleyen "yol haritası" nitelikli "Katılım Ortaklığı Belgesi" (KOB) AB'nin iki yüzlülüğünü ve Yunan oyununu gözler önüne seriyordu.

Tek taraflı olmasının dramatik bir göstergesi dönemin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın durumu olsa gerek. Sn Yılmaz oturduğu yerden, AB Komisyonu ile yapılan görüşmelerin fevkalade olumlu geçtiğini belirterek, "AB tarafından açıklanacak raporun, genel hatları ile bizim tarafından kabul edilebilir bir rapor olacağı inancındayım" diyordu. (27) Sn Yılmaz'ın psikolojisi, hastanın doktorundan müjdeli haber beklemesini çağrıştırıyordu. Sn Yılmaz, tatlı rüyalarla kendi kendini avuturken belgede, Yunanistan'ın son anda bir değişiklik yaptırarak, Kıbrıs konulu ifadeleri giriş bölümünden çıkarttırdığı ve kısa vadeli önlemler bölümüne aldırdığı gözlemlendi. Bunun anlamı AB sürecinin Kıbrıs geçtiğini gösteriyordu.

Komisyon, belgeyi sunarken, Türkiye'nin, yıl sonunda Ulusal Uyum Programı'nı açıklamasını ve bu çerçevede KOB'da belirtilen öncelikleri dikkate almasını beklediğini vurguluyordu. (28)

Elbette mesele sadece Kıbrıs'tan ibaret değildi. AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Türkiye'nin Katılım Ortaklığı Belgesi'nin yayımlanmasından sonra Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin Kopenhag kıstaslarını hala yerine getirmediğini söyledi. "Ordunun MGK kanalıyla siyasetteki rolünden, insan haklarına ve azınlık haklarına saygıdaki yetersizlikten endişe duymaya devam ediyoruz" diyen Verheugen, "Türkiye, Kürtlerin durumunu geliştirmeli ve olağanüstü hale (OHAL) son vermelidir" ifadesini kullandı. (29)

Geçen haftalar, Sn Mesut Yılmaz'ın "Ulusal Güvenlik Belgesini" tartışmaya açmasının ardında belliki Verheugen'in AB adına verdiği yukarıdaki mesaj var.

Ulusal Program, Bakanlar Kurulunda bile tartışılmadan imzalandı, demokrasi ne oldu?

AB'ye uyum sürecinde Katılım Ortaklığı Belgesi'nin gereğini yerine getirmek için hazırlanan Ulusal Program'ın hazırlanış öyküsü de dikkat çekici.

Ulusal Program'ın içeriği Bakanlar Kurulu'nda bile hiç tartışmaya açılmadan bir oldu bitti ile yürürlüğe konuluyordu. AB Genel Sekreterliği, Ulusal Program'ın hazırlanma aşamasına basına sızdırılmaması için yoğun güvenlik önlemleriyle çalıştı. Anadilde yayın, ölüm cezası MGK gibi konuların bulunduğu kriterlerle ilgili sunuçlarda dizüstü bilgisayarları kullanan Genel Sekreterlik, belgenin sınırlı sayıda kişide bulunmasını sağladı. MHP lideri Devlet Bahçeli dışındaki MHP'li bakanlar, siyasi kriterleri ilk kez önceki gün yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında gördüler. MHP'nin de yer aldığı bir hükümetin hazırladığı programın siyasi kriterler bölümünün kamuoyunda fazla tartışılmadan geçirilmesinin amaçlandığı, ancak bu şekilde koalisyon ortaklarının bir metin üzerinde çalışmalarının sağlandığı bildirildi.

Programın açıklanmasından önce hafta sonu bakanlara siyasi kriterlerle ilgili bir bilgi notu gönderildi. Ancak bu notta MGK, OHAL ve anadilde yayın?eğitim konuları boş bırakıldı. Bakanlar, siyasi partilerle ilgili ifadeleri programın resmen açıklanmasından önce yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında gördüler.

Bakanlar Kurulu'nda siyasi kriterlerle ilgili görüşlerini iletmek isteyen bazı MHP'li bakanlar, Devlet Bahçeli tarafından susturuldu. AB'ye karşı olduğunu açıklayan Devlet Bakanı Abdulhaluk Çay'ın konuşmak için söz istediği, ancak Bahçeli'nin "liderler anlaştı. Sadece imzalayın" dediği öğrenildi. (30)

Partilerarası Uzlaşma Komisyonu, Avrupa Birliği'ne üyelik amacıyla Ulusal Program'da verilen sözler çerçevesinde hazırlanan 37 maddelik bir Anayasa Değişikliği Paketi durumun vahametini göstermeye yetiyordu. (15.06.2001 tarihli Yeni Mesaj Gazetesi)

Üye Adaylığı Bir Aldatmaca

Bundan sonraki sürecin de yine "sürüncemeye bırak?taviz kopar" yöntemi üzerine kurulu olduğunu görüyoruz. Bir yandan Türkiye'nin 13 ülke ile eşit aday olduğu söyleniyor öbür yandan AB'nde Türkiye'den diğerleriyle birlikte eşit muamele edilmiyor. Avrupa Parlamentosu Türkiye'yi genişleme raporunun dışında tuttu; İsveç Dönem Başkanlığı Türkiye'yi AB üyeleriyle adaylar arasındaki parlamentolar toplantısına davet etmedi. Avrupa Komisyonu Türkiye'yi sosyal ve ekonomik birleşme raporunun dışında tuttu. Nice'de Avrupa Birliği bir harita çizdi ve 27 ülke olacağını söyledi; burada haritada Türkiye'ye yer verilmemişti. Oy ağırlıklarının yeniden tespiti gibi hesaplamalara Türkiye dahil edilmedi. (Bkz.,http://www.belgenet.com/arsiv/ab/nicezirve.html) Bunları ileride ele alacağız.

Yarın: Helsinki Zirvesi'ne Yunanistan

Niçin Çok Sevindi?
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100