Bu haber kez okundu.

AVRUPA BİRLİĞİ MACERAMIZI TARİH AFFEDER Mİ?
Avrupa Birliği'nin Doğuşu

Ünlü filozof Kant'ın Ütopyası

Ünlü Alman filozof "Kant sürekli bir barışı sağlayacak düzen arayışına girdiğinde, Avrupa Birleşik Devletleri düşüncesini ortaya atmıştır. Bu düşünce hiçbir zaman ortadan kalkmamış olsa da, II. Dünya Savaşının çok acılı deneyiminden sonra Avrupa'nın gündeminde o zamana kadar görülmemiş bir düzeyde etkili olmaya başlamıştır. Avrupa'nın kendisi için bir barış düzeni kurmaya çalıştığı bu dönemde, 1952'de, Avrupa'da bir siyasal birliğin oluşmasının eşiğine gelinmiş olmasına karşın, bu düşüncenin henüz yaşama geçirilemeyeceği anlaşılmıştır." (44)

Gelişmiş batılı ülkelerin yaklaşık 200 yıl öncesinden Kant'ın ütopyasını bugün gerçekleştirme noktasına gelmiştir. Azalan batılı nüfus ve doğal kaynaklar bu süreci hızlandıracaktır.

Öncelikle AB sürecinin uzun geçmişine kısaca bakmakta yarar var. II. Dünya savaşının arifesinde Avrupalı güçlü devletler yeryüzünün 1/3ünden fazlasını sömürgeleştirmişler ve Avrupa kıtasından 30 kez da~|~ha büyük olan bu bölgede siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel güçlerini empoze etmişlerdi. Büyük savaş Avrupa'da başlamış, bu kıtayı harabeye çevirmişti, milyonlarca ölü, çok kötü bir ekonomi, zayıflamış bir güç ve kaybolmakta olan bir etki ... Sömürge imparatorluklarının yıkıldığı ve kolonize edilmiş olan milletlerin bağımsızlık mücadelesi verdikleri bir sırada, ABD ve SSCB süper güç olarak dünyaya egemenliklerini empoze etmeye başlamış, Avrupa ise kendi içinde galipler ve mağluplar olarak iki kampa ayrılmıştı. Birbirinin zıddı olan iki siyasal sistem arasında eski kıta "demir bir perde" ile iki kampa bölünmüştü.

İşte Avrupa Topluluğu bu şartlar altında gündeme gelmiştir. Şimdi bu sürecin kritik tarihlerini ele alalım.

9 Mayıs 1950: Avrupa doğuyor

Avrupa Birliği'ni doğuran Avrupa Demir Çelik Birliği ve onu izleyen Ortak Pazar'ın oluşumunun arkasında birçok faktör vardır. Bunlardan birisi Stalin'dir. (45) II. Dünya Savaşı'ndan sonra başlayan Soğuk Savaş, Batı Avrupa'da Rus işgali korkusunu doğurmuştur. Bu da kimi Batı Avrupa ülkelerini Rusya'ya karşı bir araya getirmiştir.

Bir diğer faktör III. Dünya Savaşı'nı engellemekti. Çünkü her iki Dünya Savaşı da özellikle Fransa ile Almanya arasındaki rekabetten doğmuştu. Öyleyse özelikle Almanya ile Fransa arasındaki savaşı engelleyecek bir uluslararası sistem kurulmalıydı. AB sürecinin uzun dönemli amaçları arasında ABD, SSCB (şimdi Rusya), Çin ve Japonya gibi küresel bir güç olmak, küresel güçlerle denge kurmak böylece Dünya'nın kaynaklarını kendi çıkarlarına göre kullanmaktı.

Avrupa Topluluğu fikrinin babası Fransız iktisatçı Jean Monnet'dir. Monnet, Avrupa bütünleşmesinin ilk adımı olan Avrupa Kömür Çelik Topluluğu (AKÇT) nun temellerini oluşturan Schuman planının arkasındaki kişidir. İki dünya savaşının acı deneyimlerinden yola çıkan Monnet'nin Alman Başbakanı Adenaur ile Fransa Dışişleri Bakanı Schuman'a iki ülkenin savaş sanayii için stratejik maddeler olan kömür ve çelik pazarının ortaklaşa yönetilmesini sağlayacak uluslar üstü bağımsız bir kurum oluşturulmasını önermesi, AB serüveninin başlangıcı sayılır. 1951 yılında Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu 'nu (AKÇT) kuran Paris antlaşması, bu amaç için Belçika, Fransa, Federal Almanya, İtalya, Lüksemburg ve Hollanda'yı bir araya getirdi. Avrupa Birliğine doğru atılan ilk adımların çoğu AKÇT içinde hayat bulmuştur. ilk dönemlerde kömür ve çelik gibi birtakım sektörlerde entegrasyon sağlanmış, daha sonra bu entegrasyon diğer sektörlere ve nihayet Avrupa ekonomisinin tamamına yayılmıştır.

Teklif, Fransa tarafından resmen 9 Mayıs 1950'de masaya konuldu ve Almanya, İtalya, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg tarafından sıcak bir kabul gördü. İlk Avrupa Topluluğu'nu, yani Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu'nu veya AKÇT'yi kuran antlaşma, en sonunda, Nisan 1951'de imza edildi ve pratik başarılar AB'ye kapıyı açtı.

25 Mart 1957: Avrupa Ekonomik Topluluğu

Altı AKÇT Üye Devleti, bir ortak pazar kurmak yoluyla, yeni bir çığır açmaya ve bir ekonomik canlanma için harekete geçmeye karar verdiler. AET'yi kuran 25 Mart 1957 tarihli Roma Antlaşması, onlar vasıtasıyla hem ulusal çıkarların hem de bir Topluluk görüşünün ifade bulabileceği kurumlar ve karar-alma mekanizmaları oluşturdu.

1958 ve 1970 arasında gümrük vergilerinin kaldırılmasının çok ekonomik entegrasyon üzerinde olağanüstü etkileri oldu. Topluluk içi ticaret altı katına çıkarken dünyanın geri kalan kısmıyla AET ticareti üç kat arttı. Aynı dönemde AET'de gayri safî millî hasıla % 70 oranında büyüdü. ABD gibi, kıta ölçeğinde işleyen büyük pazarların oluşturduğu modeli izleyerek, Avrupa'daki ekonomik aktörler, Avrupa'nın sınırlarının açılmasının canlandırıcı etkilerinden istifade ettiler.

1986'da Avrupa Tek Senedi'nin imza edilmesi, Avrupa'nın, tamamen birleşmiş gerçek bir iç pazarın kurulmasını hâlâ geciktirmekte olan diğer düzenleyici ve malî kısıtlamaları da kaldırıp atabilmesi anlamına geliyordu.

Böylece Uluslarüstü Avrupalılık oluşmaya başladı.

20 Temmuz 1963: Yaounde

Küresel emperyalizme doğru

1963 gibi erken bir tarihte, Avrupa Birliği'nin kurucu ülkeleri, eski Afrika sömürgeleriyle bir sözleşme imza ederek, onlara bazı ticaret avantajları ve malî yardımlar garanti ettiler. Yaounde anlaşmasını takip eden Lome Sözleşmesi, şimdi, yetmiş Afrika, Karayib ve Pasifik ülkesini kapsamakta ve Avrupa Birliği'ni, en büyük resmî kalkınma yardımı vericisi kılmaktadır. İşbirliği, başka biçimlerde, Asya ve Latin Amerika ülkelerinden çoğuna da uzanmıştır. Böylece yeni sömürgecilik dönemi de başlamış oldu. Askeri güç kullanmak yerine ekonomik bağımlılık yoluyla sömürü mekanizmasını kurmuş oldu Avrupa ülkeleri.

28 Kasım 1995 tarihinde, 15 Avrupa Birliği ülkesi ve güney Akdeniz'e kıyısı olan 12 ülke, sosyal, kültürel ve insanî alanlarda işbirliği anlaşmalarıyla birlikte, bir serbest ticaret bölgesinin kurulmasıyla sonuçlanması hedeflenen bir ortaklık kurdular.

Adım adım, Birlik, ekonomik gücünü, politik etkisini geliştirmenin ve tek bir sesle konuşmanın bir aracı olarak kullanmaktadır. 1992'de imza edilen Avrupa Birliği Antlaşması, ortak bir dış politika ve güvenlik politikası hedefini koymakta ve bunun prosedürlerini tarif etmektedir. Bunun, sonuç olarak, ortak bir savunma politikasına götüreceğini öngörmektedir. Ancak bu konuda henüz yolun başındadır AB ülkeleri.

1 Ocak 1973: Avrupa Topluluğu'nun ilk genişlemesi

Avrupa Birliği, tüm Avrupa ülkelerine açıktır. Bir üyelik başvurusu üzerinde düşünülebilmesi için iki temel ön koşul vardır: ülkenin Avrupa'da olması ve hukukun üstünlüğüne bağlı bir devleti niteleyen tüm demokratik usulleri uygulaması. (46) İleride bu konuya dönmek üzere Avrupa'nın sınırlarının Avrupalılar açısından da kesin olmadığının altını çizelim. Örneğin Türkiye ve Rusya'nın Avrupalılığı hem coğrafya hvm de medeniyet açısndan hep tartışma konusu olmuştur.(47)

1 Ocak 1973'te, Danimarka, İrlanda ve Birleşik Krallık, Topluluğa üye oldular. Daha sonra, 1980'lerde, Yunanistan, İspanya ve Portekiz'in demokratik uluslar camiasında yerlerini almasıyla, daha güneyden yeni üyeler katıldı. 1995'te üçüncü kabul dalgası, İskandinavya ve Orta Avrupa ülkelerinin, iç pazarını konsolide etmekte olan ve Sovyet blokunun çökmesinden sonra kıtadaki tek istikrar odağı olarak açıkça yükselmekte olan bir Birliğe katılma arzularını yansıtıyordu.

Önce altıdan dokuza ve onikiye ve daha sonra şimdiki 15 üyeye genişleyen Avrupa Topluluğu, gittikçe artan bir etki ve güç kazandı.s

Yarın: Birleşik Avrupa Devletine Doğru
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100