Bu haber kez okundu.

Avrupa Birliği Maceramızı Tarih Affeder mi?
Avrupalıların Türk Düşmanlığı XIII

Avrupalılara göre Türkler barbar

Selçuklu Türkleri'nin yükselişiyle birlikte Türkler 'İslam'ın kılıcı' konumuna yükseldiler. Tarihin bundan sonraki bölümünde Türkler İslam'ın savunuculuğu ve liderliği görevini başka bir ulusa bırakmadı.

Avrupalılar'ın gözünde yeni tehdit 'Barbar ve Müslüman Türkler'den geliyordu. Çünkü Türkler Orta Asya'lı ve göçebe kabilelerden oluşuyordu ve aynı zamanda da Müslümanlardı. Yani Avrupalı'nın kötü olarak adlandırdığı her şeyi üzerlerinde taşıyorlardı.

Örneğin Gladstone'a göre 'Müslümanlaşmış Barbarlar' olarak Türkler, diğer tüm Müslüman halklardan daha tehlikeliydiler: "Türk ırkı ne idi ve şimdi ne? Bu sadece bir Müslümanlık sorunu değil, fakat Müslümanlığın bir ırka özgü bir karakterle birleşmesidir. Türkler, Avrupa'ya girdikleri o ilk kara günden bugüne, insanlığın insanlık dışı en büyük örneğini oluşturdular. Nereye gittilerse arkalarında geniş kanlı bir yol bıraktılar ve onların hükümranlıklarının ulaştı~|~ğı yerlerde medeniyet kayboldu."

Aynı şekilde rüşvet yüzünden görevden alınmış olan İngiliz devlet adamı ve filozof Francis Bacon için de Türkler "zalim, medeniyetsiz ve kana susamış bir millet" idi: "...Çok doğru bir şekilde söylenir ki, nereye Osmanlı atı adımını atarsa, orada insanlar çok incelmeye, zayıflamaya başlar."

Türk kelimesinin Avrupalı'da uyandırdığı ilk duygular korku ve dehşet idi. Osmanlılar'ın İstanbul'u fetihleriyle birlikte bu korku zirveye ulaştı.

Richard Knolles, Osmanlı'yı "sınırsız bir güç" olarak tanımlıyor ve Amerika' nın ne kadar şanslı bir kıta olduğunu şu sözlerle açıklıyordu: "Osmanlılar sadece Amerika'yı alamadılar. Amerika sadece zengin madenlerinden dolayı değil, çok büyük ve tehlikeli bir düşmandan yoksun olduğu için de çok şanslıdır."

İstanbul'un düşmesinin ardından Kardinal Bessarion, Venedik'e yazdığı mektupta Türkler'i "insanlık dışı en büyük barbarlar" olarak niteliyordu. Bu dönemde yazılanlardan anlıyoruz ki Türkler'in Avrupalılar nezdindeki görünümü daha önceki putperest türünden pek de farklı değildi, hatta denebilir ki çok daha kötü idi. Örneğin Norman şairi Ambroise'e göre Türkler'in bulunabileceği en iyi yer putperestler alemi idi.

Türklere karşı Haçlı Birliği

Orta ve Yeni Çağ'da Türkler en önemli uluslararası sorunların başında yer alıyordu Batı için. Politikacılar ve din adamları Türk tehlikesini hemen her tartışmalarının merkezine yerleştiriyorlardı. Örneğin Fransa'da 15. ve 16. yüzyıllar arasında Amerika'daki keşifler ile ilgili kitap sayısının tam iki katı kadar kitap sadece Türk tehdidi üzerine yazılmıştı.

Tüm bu yazılanlardan ve tartışmalardan çıkarılan sonuç, Türkler ile birleşmeksizin baş edebilmenin imkansızlığıydı. Bu 'şeytan'dan (!?) kurtulmanın yolu büyük bir Avrupa koalisyonuydu. Böylece Haçlı seferlerine ek olarak, Avrupalılar, Osmanlı'ya karşı oluşturdukları Kutsal İttifaklar sayesinde Avrupalı olduklarını en geniş anlamıyla hissedebildiler.

Avrupalıların ortak ülküsü: Türk Düşmanlığı

Türkler'in güneyde ve doğudaki ilerlemeleri Avrupa'yı Akdeniz dünyasından ve Doğu' dan soyutlarken, Avrupa fikri ve 'Avrupalı değerler' de oluşmaya başladı.

Başka bir deyişle Türk tehdidi Avrupa'nın birliği için belki de en önemli faktördü. Hatta sadece siyasi olarak Avrupa'nın değil, Hıristiyanlığın bütünlüğünde de bu tehdit büyük rol oynamıştı. Örneğin Timurlenk, Yıldırım Beyazıt'ı yenilgiye uğratıp da Türk tehdidi Avrupa üzerinde azalmaya başlayınca Hıristiyan mezhepler arasındaki ayırılıklar şiddetlenmiştir.

Laik Batı'da Hıristiyanlık yine ortak payda

Türk fobisinin Avrupalılar arasındaki birleştirici etkisi dinin etkisini azalmasından sonra da devam etti. Avrupa siyasi yapısı sekülerleştikçe Avrupa değerleri daha bir belirgin hal aldı, fakat din ve onun oluşturduğu kültür etkisini tüm ağırlığıyla devam ettirdi, özellikle söz konusu olan Türkler olunca.

Örneğin Burke'e göre tüm Avrupa kültürel ortaklığı bulunan büyük bir devletti. Bu devleti birarada tutan ise Hıristiyanlık, Roma hukuk mirası, Germenik gelenekler, feodal kurumlar ve monarkil hükümet ilkesiydi. Yine Burke'e göre bunlar 'Doğu'da olmayan, 'Batı'ya özgü' değerlerdi.

Aydınlanma çağının filozofu Voltaire'in Avrupası'nda da Avrupa'yı Avrupa yapan faktörlerin başında din geliyordu: "Bir çok devlete bölünmüş büyük, muhteşem bir cumhuriyet, kimi monarkil, kimi karışık... Fakat hepsi birbiriyle ilintili. Aralarında ufak farklar olsa da hepsi aynı dinsel temele sahip. Hepsi dünyanın diğer bölgelerinde bilinmeyen kamu hukuku ve siyasetine sahip..."

Denebilir ki bu denemeler, Avrupa Birliği fikrinin ilk nüveleriydi ve temelinde Türkler'i dışlayan değerler yatıyordu.

Kısacası Avrupa, geçirdiği tüm sekülerleşme sürecine rağmen Hıristiyanlık bir kültür ve ortak değerler olarak Avrupalı kimliği içindeki yerini kaybetmedi. Paul'un deyişiyle "Bir çok Avrupalıya göre, Hıristiyanlık Avrupalı olabilmenin en önemli şartını oluşturuyordu."

17. yüzyılda büyük bir Avrupa birliğinin planlarını yapan William Penn, Türkler'in de -eğer isterlerse bu birlik içerisinde yer almasının bir tek şartı olduğunu, bunun da dinlerini değiştirmeleri olduğunu söylüyordu. Neumann ve Welsh, daha önce andığımız makalelerinde Türkler'in Avrupa'ya girişi için tek şart olarak ortaya konan din değiştirme şartının bugün de Avrupa tarafından örtülü olarak Türklere dayatıldığını belirtiyorlar.

Ünlü tarihçi Fernand Braudel, Avrupalılığı, ateist bile olsa, Hıristiyanlıkla özdeşleştiriyor: "Bir Avrupalı, ateist bile olsa, çok derin bir şekilde Hıristiyan geleneğinden alır köklerini" Braudel, Batı Hıristiyanlığını Avrupa düşüncesinin en önemli parçası sayıyor.

NPQ'yer alan "Bir zamanlar Marksizm Hıristiyanlığın karşısındaki büyük tehlikeydi" başlıklı yazıda belirtildiği gibi "Eğer Avrupalı veya Amerikalıysanız, bir Hıristiyan kültürüne katılıyorsunuzdur. Bu nedenle, Avrupa'da Hıristiyan olmayanlar bile, Avrupa'nın Hıristiyan köklerine sahip çıkabilir. "Niçin Hıristiyan Olduğumuzu Söylemek Zorundayız adlı kitabı yazan büyük İtalyan filozofu Benedetto Croce'yi" düşünüyorum. Croce, Hıristiyan değildi, Katolik değildi, Tanrı'ya inanmıyordu. Ama batı uygarlığının Hıristiyanlıktan doğduğunu gösterdi."

Bu değerlendirmelere göre 'gerçek Avrupalı' Yunan, Roma ve Hıristiyanlık medeniyetlerinin çocuğudur, hatta gerçek anlamda Hıristiyan olmasa da. Örneğin filozof Erasmus, Avrupa uluslarını Türkler'e karşı yeni bir haçlı seferine çağırırken Hıristiyan Avrupa uluslarının tek bir medeniyetin çocukları olduğuna vurgu yapıyor, ortak değerlerin altını çiziyordu.

Avrupalıların zihnindeki Türk imajı

Avrupalı için Türkler kötü olan hemen her şeyi temsil ediyordu. Avrupa için Türkler 'cahil'di, 'adaletsiz, zalim, medeniyetsiz, putperest' bir toplumdu. Bu halleriyle de Avrupa gibi 'ileri' bir kültürel birliğe katılabilmeleri imkansızdı.

Çoğu Batılı yazarın eserlerinde Türkler 'akıllı, olgun, normal Avupalı'nın zıddı olarak sunuldular. Yani akılsız, olgunlaşmamış ve anormal olarak görüldü Türkler.

Almanca'da korku ve barbarlığı sembolize eden 'Türk' kelimesi', bazı dinsel şarkılarda Tanrı'nın cezası, Tanrı'nın kırbacı olarak tanımlandı. Hıristiyanlar günah işledikçe Tanrı Türkler aracılığıyla onları cezalandırıyordu. Bu durum Rönesans ve Reformasyon sürecinde de devam etmiştir. Osmanlı Devleti'nin Katolik hıristiyanlara karşı protestan hıristiyanları desteklemesine rağmen başlangıçta İslam ve Türkler hakkında nisbeten ılımlı kanaatler serdeden Martin Luther, daha sonraları klasik çizgiye çark etmiştir.

Avrupalıların gözündeki Türk imajı ilginçtir Cumhuriyet'ten hatta NATO'ya katılışımız ve AB'ye başvuruşumuzdan sonra da hemen hiç değişmemiştir. İleride değineceğimiz sosyal psikolojik anketler bunu kanıtlamaktadır.

Yarın: Protestan Hıristiyanlığın Önderi Martin Luther'in Türk Düşmanlığı

Ali KARATEPE /İbrahim BERK /Mustafa ÇİÇEK
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100