Bu haber kez okundu.

Avrupa Birliği Maceramızı Tarih Affeder mi?
Entellektüel Haçlı Seferi : Oryantalizm

ENTELLEKTÜEL HAÇLI SEFERİ OLARAK ORYANTALİZM

Doğu ile Batı arasında olduğu gibi Türkiye ile Avrupa arasındaki başlıca entellektüel sorun oryantalizmdir. Oryantalizm ile Avrupa kendi kafasında "Hayali bir Doğu" icad etmiştir. Avrupa, her türlü kötülüğün kaynağı olarak Doğu'yu her türlü iyiliğin kaynağı olarak da kendini görmüştür. Buna göre Doğu barbar Batı uygardır, Doğu karanlık Batı aydınlıktır. Ezcümle Doğu, tümüyle Batı'nın karşıtıdır, daha da ötesi ezeli ve ebedi düşmanıdır. Popüler deyişle Doğu, Batı'nın "ötekisi"dir. Güya Doğu, yanlış adına, çirkin adına ne varsa hepsinin kaynağı, Batı ise doğru adına, güzel adına ne varsa hepsinin ana kucağı. Bu nedenle oryantalizm, bize göre emperyalizmin keşif kolu olmanın ötesinde halen devam eden entellekütel karakterli bir haçlı seferidir.

Batılılaşma süreciyle ilginçtir "Batılı" olmuş değiliz, ama kendimize "entellektüel haçlı olan oryantalistler" gibi bakar olduk. Bu yüzden de Bat~|~ıcı/Avrupaî aydınlarımız kendilerinden nefret eder hale geldi, tarihimizden, medeniyetimizden utanır oldu. Örneğin romanları Türkiye'de en çok satan -Hilmi Yavuz'un deyişiyle- Pamuk Prensimiz Türkiye'nin önünde iki seçenek var diyordu bir söyleşisinde: "Ya Avrupa Birliği yani uygarlık ya da barbarlık."

Sanırım şimdi Pamuk Prensimizin, "Beyaz Kale" gibi tümüyle oryantalist görüş açısına dayalı kitaplarının Batı dillerine niçin çevrildiğini Batı'da niçin el üstünde tutulduğunu daha iyi anlamışızdır.

Prof Dr Haydar Baş'ın ısrarla vurguladığı gibi sözde Türk aydınları (!?) için Batı'da popüler olmanın kestirme yolu Türk milletine, İslam medeniyetine "yabancılaşmak"tan geçmektedir. Bu da içselleştirdiğimiz oryantalizmdir. Başka deyişle Haçlı işbirlikçiliğidir.

İkinci kısmın bu alt bölümünde "oryantalizm"i ele alacağız.

Oryantalizm'in Temelleri

Modernlik, Descartes'la birlikte insanı, gezegenin yegane efendisi, F. Bacon'la birlikte bilgiyi bir güç ve tahakküm aracı olarak tanımladı. (1) Modern bilimin de nihai amacı "kontrol" başka deyişle "tahakküm"dür. Oryantalizm, böyle bir organizmanın ürünü olduğu için onu da bir tür "Doğu kültür ve medeniyetlerinin mühendisliği" olarak tanımlamak mümkün. Başka deyişle oryantalizm, Batı'nın Doğu üzerinde tahakküm kurmak, kendi çıkarlarına göre yeniden yapılandırmak amacıyla geliştirdiği bir yoldur. Yine bir oryantalistin ifade ettiği gibi "Oryantalistlere güven duyulmamasının sebeplerinden biri 'ne yaptıkları'dır. Milletleri araştırır, ne olduğunu, nasıl konuştuğunu, tarihini, dilini ve dinini, her şeyini öğrenir ve size anlatırlar. İnsanlara bu milletlerle ilgili konularda nasıl düşünmeleri gerektiğini salık verirler. O zaman bu, bir çeşit siyasi kontrol aracı olabilmektedir. Çünkü eğer siz bir toplumu bu kadar tanıyorsanız, bu bilginizi onları kontrol etmek ve onlardan bir şeyler kazanmak için kullanabilirsiniz. Bu tür şeyler oldu. Bu bir gerçektir." (2)

Oryantalizm İslam'ı beşerî bir fenomen olarak görür

Oryantalizmin gözlüğü modernizm olduğu ve modernizmin de hakim karakteri sekülarizm (:bu-dünyacılık) olduğu için İslam'ı "Vahy'e dayalı din" olarak değil de "tarihsel ve toplumsal bir fenomen" olarak görür. Gerçi pek çok oryantalist İslam'ın olağanüstülüğünü vurgularsa da yine de salt beşerî bir fenomen olarak tanımlamaktan vazgeçmez.(3)

Oryantalizmin yaslandığı bilgi anlayışının modern bilim olduğuna işaret etmiştik. Modern bilimin karakteristik özelliği pozitivist oluşudur. Pozitivizm, sekülarizmi vurgulamanın yanı sıra modern bilimin genel geçer, evrensel ve nesnel tek bilgi türü olduğunu da ileri sürer. Başka deyişle oryantalizm, bir anlamda bilgi ve bilim faşizmine yaslanır.

Emperyalizm'in keşif kolu olarak oryantalizm

Bu nedenle oryantalizmi Edward Said'in "Batı'nın Doğu üzerindeki bir egemenlik aracı" (4) olarak, Cemil Meriç'in "sömürgeciliğin keşif kolu" (5) olarak görmesi haklıdır. (6)

Bilimsel oryantalizm denen dönemin Sylvestre de Sacy'nin 1795'te Paris'te "Ezoles Bes Languages Oriantales"i kurması ile başladığı kabul edilir. Kendisi de Ernest Renan'ın arkadaşlığı olan Şinasi'nin "medeniyetin resûlü" (!?) diye övdüğü Tanzimat'ın sadrazamı Mustafa Reşit Paşa ile Sacy'nin dostluğu da ayrıca ilgi çekicidir. (7)

Oryantalizmin disiplin olarak belirdiği zamanlarda emperyalizmin de boy göstermiş olması dikkat çekicidir. Bu da oryantalizmin, emperyalizmin ihtiyacı olan bilgi desteğini sağladığını gösterir. Bunun çarpıcı örneklerinden birisi de Napolyon'un Mısır'ı işgal sırasında pek çok bilim adamının da yanında götürüp Mısır hakkında 23 ciltlik kitap yazdırmasıdır. (8)

Bu bağlamda oryantalizmin bir toplum ve kültür mühendisliği olduğu söylenebilir. Başka deyişle oryantalistler, Müslüman halkları Batı uygarlığının çıkarlarına göre yeniden yapılandırmayı amaçlıyordu.

Burada şunu da belirtelim: Bazı oryantalistlerin iyi niyetli olsa bile onların emperyalizmin keşif kolu olarak kullanılmasına engel ol(a)maz. Örneğin ünlü oryantalist Louis Massignon, Fransız Dışişleri Bakanlığında çalışmış, sonra da Fas'taki Fransız sömürge yönetiminde görev almıştır. (9)

Emperyalizmin bir başka keşif kolu da "Antropoloji" özellikle "Sosyal/Kültürel Antropoloji" olduğu unutulmamalı. Her hangi bir standart Antropoloji kitabında örneğin Bozkurt Güvenç'in "İnsan ve Kültür" çalışmasında bu durum açıkça dile getirilir. İkinci derecede olmakla birlikte "sosyoloji"nin de böyle bir işlevi söz konusudur. Doğu halklarının yeniden yapılandırılması bir anlamda "toplumsal mühendisliğin" dayanağı olan sosyolojiye ihtiyaç duyurmaktadır.

Bu bağlamda pozitivist sosyolojinin kurucusu sayabileceğimiz, en azından sosyolojinin isim babası olan August Comte'un Tanzimatçılarımızın önderi Mustafa Reşit Paşa'ya yazdığı bir mektupla İslam'ın yerine geçmek üzere "Pozitif Politika Sistemi" adı altında önerdiği "insanlık dini projesi" anılmaya değer. Bu dinin tanrıçası da Comte'un aşık olduğu ama öldüğü için evlenemediği bir kadındı.(9)

O. V. Grunebaum İslam'ın incelemesinde antropolojik ve sosyolojik araştırmaların önemini vurgulamıştır. Bu bağlamda Taha Akyol'un izini sürdüğü bir sosyolog oryantalist olarak Max Weber de anılmaya değer. (10)

Oryantalislerin Azınlık Tuzağı

Sadece masa başında İslam hakkında araştırma yapan oryantalizm dönemi artık geride kalmıştır. Oryantalistler artık sahaya inmiş durumdadır.

Oryantalizm ve toplumsal antropoloji farlılıkları vurgulayarak ve abartarak Müslüman halklar arasına fitne tohumları ekmektedir. Bizden bir örnekle yetineceğim, Türkiye de Alevilik ile ilgili yabancı çalışmalar yerli çalışmalarla kıyaslanamayacak kadar çoktur.(11) Ve bu çalışmalar farklılıkları olağanüstü derecede abartmaktadır. Bu çalışmalarda Aleviliğin Hıristiyan etkisiyle oluştuğu iddiası da yer almaktadır. Başka deyişle Alevilik güya, içi hıristiyanlık dışı müslümanlık olan eklektik bir inanıştır.(12)

Son zamanlarda Aleviliği daha çok bir "azınlık" olarak görme eğiliminin bir ürünü olarak yapılan oryantalist çalışmalar da vardır. Üstelik bu çalışmalara ev sahipliği yapan da bizleriz. İstanbul'daki İsveç Araştırma Enstitüsü'nün 25-27 Kasım 1996 tarihleri arasında düzenlediği "Osmanlı ve Modern Türkiye Alevilerinde Din, Kültürel Kimlik ve Toplumsal Örgütlenme" başlıklı konferansa sunulan tebliğlerde hem Alevilik hem de Bektaşilik bir tür azınlık olarak tanımlanmaktadır. Bunun da ötesinde Sabetaycılık, Ehl-i Hak, Nusayrilik, Dürzilik gibi bazı marjinal heterodoks akımlar da Türkiye'nin bir tür azınlıkları olarak gösterilmektedir.

İsveç'in PKK'ya verdiği entellektüel propaganda desteğini hesaba kattığımızda AB sürecinde İsveç Araştırma Enstitüsü'nün Türkiye'deki faaliyetlerine göz yumanların gaflet değilse ihanet içinde olduğunu söylememiz gerekmez mi?

Oryantalistlerin azınlıklar konusundaki görüş açıları ile Avrupa Birliği'nin azınlık politikası arasındaki uyuma dikkat çekmeye gerek var mı bilmiyorum.Oryantalizm bu defa Avrupa Birliği'nin Türkiye'yi yıkıp kendi kafasına göre yeniden yapılandırma aracı oarak iş görmektedir. "Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az" diyor ya atalarımız.

Yarın: Oryantalizmin bir paranoya mı?

Dipnotlar:

1 Capra, Fritjof, Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası / The Turning Point-Science, Suciety And The Cising Culture- , çev., M. Armağan, 2. Bası, İnsan Yay., İst.- 1992.

2 Katolik Universitesi Sami ve Mısır Dilleri Bölüm Başkanı Prof. Sidney Griffith, 1.2.1998 tarihli Zaman Gazetesi'ndeki söyleşisi.

3 Albert Hourani, Batı Düşüncesinde İslam, çev. Celal.A. Kanat, İst.-1994, Sarmal yay. Hourani, Albert , İslam in European Thought, Cambridge; 1. bas. 1991. Richard W. Southern, Ortaçağ Avrupasında İslam Algısı, çev., Ahmet Aydoğan, İstanbul 2000, Yöneliş Yayınları.

4 Edward Said, Oryantalizm, çev. S. Ayaz, İst.- 1991, Pınar yay.

30 Cemil Meriç, Kültürden İrfana, İst.-1986, İnsan yay., s. 61

5 Oryantalizm hakkında ayrıca bkz., Prof Dr Haydar Baş, Dini ve Milli Bütünlüğümüz, II. Bölüm.

6 Bkz., Bernard Lewis, Modern Türkiye'nin Yeniden Doğuşu, çev., M. Kıratlı, Ank.-1970, s. 106.

7 A. Hüseyin vd, s. 20.

8 A. Hüseyin vd, s. 20.

9 Mektup ve konu hakkında bilgi için bkz., Murteza Korlaelçi, Bazı Tanzimatçılarımızın Pozitivistlerle İlişkileri, Tanzimat'ın 150. Yıldönümü Uluslararası Sempozyumu, Ankara: 31 Ekim-3 Kasım 1989, Ank.-1994, Türk Tarih Kurumu yay.; s. 25-43; ayrıca bkz., aynı yazar, Pozitivizmin Türkiye'ye Girişi ve İlk Etkileri, İst.-1986, İnsan yay.

10 Bilgi için bkz. A. Hüseyin, s. 20 vd; Turner, s. 35; Max Weber'in temel düşünceleri için bkz., Max Weber, Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu, çev. Zeynep Aruoba, İst.-1997, 2. Bası, Hil yay.; Sosyoloji Yazıları, çev., Taha Parla, İst.-1993, Hüriyet Vakfı yay.

11 Son zamanlarda Aleviliği daha çok bir "azınlık" olarak görme eğiliminin bir ürünü olarak yapılan çalışmalar da vardır. Editör: T. Olsson , C. Raudvere , Elisabeth Özdalga, Alevi Kimliği (Alevi Identity), çev., H. Torun, B. K. Torun , İst.-1999, Tarih Vakfı Yurt Yayınları.

12 Bu konuda geniş bilgi çin bkz., Prof Dr Mehmet Eröz, Türkiye'de Alevilik-Bektaşilik, Ank.-1990, Kültür Bakanlığı yay; Prof Dr Orhan Türkdoğan, Alevi-Bektaşi Kimliği, Sosyo-Antropolojik Araştırma, İstanbul 1995, Timaş Yayınları. Modern bir Alevi akademisyenin görüşleri için bkz., Fuat Bozkurt, Aleviliğin Toplumsal Boyutları, İstanbul 1993, Tekin Yayınevi, Nejat Birdoğan, Alevi Kaynakları -

1, İstanbul 1996, Kaynak Yayınları.

Ali KARATEPE /İbrahim BERK /Mustafa ÇİÇEK

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100