29 Mayıs 2011 Pazar 00:00
884 Okunma
Hayvancılıkta yanlış politika
Bugün Türk milleti olarak AKP hükümetinin Türkiye'deki problemleri doğru teşhis edememesinin ve yanlış adımlar atmasının bedelini her sahada ödüyoruz. Ödüyoruz da akıllanıyor muyuz? Elbette ki hayır? Biz de millet olarak her defasında çözümü olmayanları, ecnebiden alma akılla iş yapacağını açıkça beyan edenleri iktidar koltuğuna oturtarak aynı hataları yapıyoruz ~|~

Bugün Türk milleti olarak AKP hükümetinin Türkiye'deki problemleri doğru teşhis edememesinin ve yanlış adımlar atmasının bedelini her sahada ödüyoruz.
Ödüyoruz da akıllanıyor muyuz? Elbette ki hayır? Biz de millet olarak her defasında çözümü olmayanları, ecnebiden alma akılla iş yapacağını açıkça beyan edenleri iktidar koltuğuna oturtarak aynı hataları yapmaya devam ediyoruz.
Hayvancılık sektöründe yaşanan son gelişmeleri değerlendirerek ne demek istediğimizi anlatmaya çalışalım. Hayvancılık sektörünün yıllarca yaşadığı sorunlar belli: yem, enerji gibi maliyetlerin sürekli artması, sektöre devlet desteğinin olmaması, pazar daralması ve son zamanlarda yaşanan ithalat furyası?

Hayvan varlığı 85 milyondan 38 milyona düştü
Yaşanılan bu sorunların çözümsüz kalması sebebiyle Türkiye'de hayvancılık sektörü yıldan yıla eridi. 1980 yılından 2009 yılına Türkiye'nin nüfusu 20 milyondan fazla artmasına rağmen, toplam hayvan varlığı 85 milyondan 38 milyona kadar düştü.
Yine 1985 yılında 499 bin ton olan kırmızı et üretimi, 2009'da 413 bin tona geriledi. Kişi başına yıllık et tüketimi ise 10 kilodan 6,5 kiloya kadar düştü.
 Sektör temsilcileri, besiciler yıllardan beri yaşanan problemleri değişik ortamlarda dile getirdiler, hükümetin dikkatini çekmeye çalıştılar, anlattılar, anlattılar? Ama sonuçta ne oldu, hükümet çözümü(!) ithalatta buldu. Bir ekonomik hastalığa ancak bu kadar yanlış teşhis konulabilir ve ancak bu kadar yanlış çözüm sunulabilir, bundan ötesi yok.
İthalatın başladığı Nisan 2010'dan 2010 yılı sonuna kadar 46 bin ton et, 204 bin kasaplık canlı büyükbaş hayvan, 365 bin kasaplık küçükbaş hayvan ithal edildi, şimdi lop et ithalatının da önünü açtılar.

Sektörün devleri kepenk kapattı
Neticede, bırakalım normal çiftlikleri, sektörün devleri bile ardı ardına kepenk kapatmaya başladı. Önce Banvit, sonra Koç Holding, ardından da Türkiye'nin en büyük entegre tesislerinden olan Saray Çiftliği?
Bu dev kuruluşlar, kırmızı et üretiminden çekildiler ve canlı hayvan alımını durdurdular. Bu kuruluşların işi bırakması demek, artık bu sektörde hiçbir karlılığın kalmaması demektir.
Nitekim Saray Çiftliği Genel Müdürü Hüseyin Teber, et fiyatlarının yükselmesi sonucu canlı hayvan ithalatı ve et ithalatının başlamasının, besicilik sektöründe belirsizliklere neden olduğunu, et ithalatının sürmesinin de yerli üreticileri zor durumda bıraktığını belirtti.

Et ithalatı besiciliği bitirdi
Yem fiyatlarının sürekli artması sonucu canlı hayvan alımını durdurduklarını belirten Hüseyin Teber, şunları söyledi: "Besicilik sektörü önünü göremiyor. Biz, kullandığımız yemlerin büyük bölümünü kendimiz ürettiğimiz halde, artık mal alımında ve satımında çok dikkatli olmak durumdayız. Et ithalatı nedeniyle önümüzü göremiyoruz. Et ve canlı hayvan ithalatı ne kadar sürecek, fiyatlar hangi seviyede kalacak bu belli değil. Bu nedenle piyasadan canlı hayvan alımını durdurduk. Bizim gibi çok sayıdaki entegre kuruluş, sıkıntı içerisinde."
Gelinen bu durum AKP hükümetinin hayvancılık politikasının ne kadar yanlış olduğunu göstermesi açısından önemlidir.
Hayvancılık sektöründe öyle güvensiz bir ortam oluştu ki üretici ne yapacağını artık bilemiyor. Teber, konuşmasının devamında, "Hayvancılık alanında yatırım yapanlar, artık yeni yatırım yapmaya, işlerini genişletmeye çekinir hale geldi" diyor.

En büyük sorun maliyetler
Sektörün en büyük sorunu maliyet dedik. Sektör temsilcilerinin ifadesine göre Türkiye'de şu anda kırmızın etin üretim maliyeti 16-17 lira ve daha aşağıya üretmek mümkün değil, ithal etin hem de kemiksiz ve karkas olarak piyasaya maliyeti ise 11 lira?
Ticari açıdan düşünüldüğünde etin hiçbir emek sarf etmeden 11 liraya mal edilebildiği bir ortamda, kalkıp 16 lira bedel ödeyerek üretim çilesiyle uğraşmak hiç akıl karı değildir. Bu, otomatikman yerli üretimin sona ermesi demektir, kepenklerin neden kapandığının da en açık ifadesidir.
Besicilikte girdi yani üretim maliyetlerinin yüzde70-80'ini yem oluşturmaktadır. Yemin de hammadde ihtiyacının çoğu ithalatla temin edilmektedir. Geçen yıl 3,5 milyon ton yem hammaddesi ithalatı yapmışız ve bu her yıl sürekli artmaktadır. Yem için önemli bir ürün olan kepeğin fiyatı yüzde 130 artmış ve kepeğin tedarik edilmesinde de ciddi sorunlar yaşanıyor.
Kepek fiyatlarındaki bu artış arpa ve mısır fiyatlarını tetikliyor, ayçiçeği tohumu küspesini ve pamuk tohumu küspesini de artırıyor.
Yine yem için önemli bir ürün soyaya ihtiyacımız 1 milyon 600 bin ton ve hemen hemen hepsini dışarıdan ithal ediyoruz, bizim üretimimiz 30-40 bin ton kadar?
                                                        
Murat Çabas

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121