Bu haber kez okundu.

İşte örgütün gerçek yüzü
Van'da, 5 gün önce Jandarma Komutanlığı'na teslim olan terör örgütü PKK üyesi M.A. verdiği ifadede, "Örgütün kamplarında 13?15 yaş arasındaki kız çocukları zorla tutuluyor. Kızlar geceleri pişmanlıktan ağlıyor'' dedi ~|~

Başkale'nin Bilgeç Köyü'nde koyun otlattığı sırada terör örgütü PKK üyelerince zorlamasıyla 28 Ağustos 2006 tarihinde örgüte katılan 'Serhat' kod adlı 16 yaşındaki M.A, Jandarma Komutanlığı'nın ailesiyle yaptığı görüşmeler sonucu silahsız olarak 12 Ekim 2006 tarihinde teslim oldu. M.A. verdiği ifadesinde 1.5 ay önce köyünde arkadaşı R.K. ile çobanlık yaparken atlı ve silahlı 4 kişinin yanlarına yaklaşarak, "Burada çobanlık mı yapacaksınız. Bizimle gelin" dediklerini söyledi. Ancak onların tekliflerini kabul etmediklerini, bunun üzerine ellerini ve gözlerini zorla bağlayarak İran sınırına götürüldüklerini dile getiren M.A şöyle konuştu:

"Aralarında şifreli konuşuyorlardı. Beni ve arkadaşımı ayırdılar. Beni ormanlık bölgeye getirdikten sonra gözümü açtılar ve bir süre dinlenmeme izin verdiler. Sonra da 'Pirali' kod adlı birine teslim edildim. Beni, ismini bilmediğim bir İran Köyü'ne götürerek birine teslim ettiler. Oradan İranlı biriyle gittiğim otogarda beni sivil kıyafetli örgüt üyelerine teslim ettiler. Ardından 3 saat yürüyerek ismini bilmediğim 150 kişilik bir kampa gittik. Orada pişman olanların çoğu korkudan hiçbir şey yapamıyor. Kampta 25 kişiden oluşan 13?15 yaşlarındaki kız çocukları zorla tutuluyor. Kızlar, geceleri pişmanlıktan ağlıyor. Kızlar, akşamları ayrı yerlerde kalıyor. Pişman olduklarından onların sürekli ağladıklarına şahit oldum. Kızların başında 'Mizgin' kod adlı bir kadın vardı. Kampta tanıştığım kişilerin gerçek isimlerini bilmiyorum. Kampta iki öğün yemek yiyorduk. Her gün pilav, kuru fasulye ve tek çeşit çorba çıkıyordu. 4?5 kişiyle aynı tabaktan yemek yiyorduk. Bize, beyaz askeri bir araçla yiyecek ve malzemeler getiriliyordu. Bizi orada odun toplama, yemek ve ekmek yapma işlerinde çalıştırıyorlardı"

Örgüt içinde meydana gelen tartışmalarda örgüt üyelerinin 3?5 gün aç ve susuz halde 'nezarethane' diye tabir edilen çukurlarda bırakıldığını bildiren M.A, ''Bizim yanımızda 12 yaşında 'Agiri' kod adlı bir çocuğun ailesini özlediği için sürekli ağlıyor ve geceleri uyanıyordu. Çocuğun psikolojisi çok kötü durumdaydı. Ben kamptan ayrıldığım zaman o kaldı. Onun bu durumunu görmelerine rağmen bir türlü ailesine gitmesine izin vermiyorlardı. Onu da hepimiz gibi dağa getirmişlerdi" diye konuştu.

Kampa yeni gelenlerin sohbet eğitimi altında bir eğitime alınarak kandırıldığını bildiren M.A, "Sohbet eğitimlerinde Türkiye ve Türk askerinin köylerde insanlara zulüm ettiği, köylerde işkence ve sürekli baskınlarla işkenceler yaptığına inandırmaya çalışıyorlardı. Halbuki Türk askeri bizim köyün okulunu tamir etti. Acil hastalarımız için bizden daha fazla gayret sarf ediyordu. Devletse herkese yeşil kart verdi. Kız öğrencilere, okumaları için para veriyor. Askerler kışın kapalı olan yolumuzu açıyordu. Bugüne kadar kimseye kötü davrandığını görmediğimiz için anlatılanlara inanmıyordum" diye konuştu.

Kampa tanımadığı ancak örgüt kıyafetli yabancıların geldiğini söyleyen M.A. ifadesinde, ''Yabancılar kampta çok iyi ağırlanıyordu. Beni zorla kaçırdılar ve ben bunlara bir gün bile inanmadım. Örgüt içerisinde bunları anlatamıyorsun. Bildiğim en önemli şey sürekli yalan söyledikleriydi" şeklinde konuştu.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100