15 Haziran 2011 Çarşamba 00:00
477 Okunma
Karanlığın ardından aydınlık gelir
Belâ sana üç cihetten gelir: Mal ile gelir, dedikodu ile gelir, hastalık ile gelir. Bu üçünden biri ile gelir. Bazan üçü birden gelir; bu zordur. Sana şimdi biri geldi. Sabret, isyan etme. Sonu hayırlıdır. Bilmez misin ki, doğum için sancı gerek.
Karanlık, güneşi getirir. Bir de bakarsın güneş doğdu, etraf göründü. Karanlığın örtüsü kalktı. Her şey ortadadır... ~|~ "Şimdi iyi dinle. Denileni tut ve unutma. Unutur ihmal edersen, başladığın yerden tekrar edersin. Halbuki sen yolcusun, yürümen gerek. Bu yolda çeşitli manialar olur. Onlara gözün takılmasın. Boş sözlerden kulağını sakındır. Aksi halde öyle bir zaman gelir ki artık geriye dönüş olmaz. Sonra... Evet sonra hoş sesler duyarsın, güzel iş aretler alırsın.
"Ben sizin Rabb'mız değil miyim?" (A'raf, 7/172) Bu ses ile bu âyetteki tecelliye erer, ötelere geçer, onları seyredersin. "Aradığım bu", "Evet bu" dersin. Ve Rabb'mm hitabına karşılık; "Sen bizim Rabb'ımızsın" (A'râf, 7/172) diye verdiğin cevabı, tarifsiz bir zevk ile yaşamaya başlarsın. Sonra bir hasrettir başlar... Geldiğin âlem güzeldi; güzellerin güzeli bütün saltanatı ile orada sana göründü. Şimdi ise bir çuvaldasın veya bir et ve kemik kalıbındasın. Çamur kalıbı da diyebilirsin. Geldiğin âleme olan hasretinden dolayı istersin ki, çuval yırtılsın, hakikat yaşansın.
"Hakikat ülkesine geçmek istersen eğer..."
Doğru, ama hakikat ülkesine geçmek istersen bu zorluk, bu çile zarurîdir. Bak, iyi gör: Bir dane eğer başak olacaksa toprak altında çatlaması şarttır. Çatlayıp kendinden geçecek ki başak kaabiliyeti ortaya çıksın. Sen de öyle... Can tende iken kalıbına ait olanları terk et ki, gizlenen, zahir olsun.
Asıl vatan hatırlanınca ruhun ezelde uçup gezdiği yerler göz önüne gelir. Artık sevginin hududu taşmıştır. Öte âlemleri sevmeye başlarsın. İbadetinden zevk alırsın. Çamur kalıptan çıktığın için o sana ibadette ağırlık vermez. Artık o senin bineğin, burağın olmuştur. Seni taşımaya başlar. Sana yük olmaz, külfet olmaz.
"Rabb'inin yollarında boyun eğerek yürü!" (Nahl, 16/69) âyetindeki gizli sırlar çözülür. Bundan sonra senin kanadın iki olmuştur. Biri dünyada, diğeri de ahirettedir. Ama ikisi de atbaşı yürür. Peygamberimiz buyurdu:
"Mümin iki kanatlı kuş gibidir. Bir kolu dünyada diğeri de ahirettedir."
Bundan sonra dünya ve ahiret nimetleri önüne konur; "Her meyveden ye" (Bkz. A'râf, 7/19) denir. Bu emir seni güçlendirir. O zaman arslan olursun; nefsini mağlup eden erkek. Cenab?ı Peygamber buyurdu: "Pehlivan, rakibini yenen değil, kızdığında nefsini mağlup edendir." (Buharî ve Müslim'den Kütüb?ü Sitte Muhtasarı, Hadis no: 4312, c: 12, s. 294).
Her işin bir sermayesi vardır külfet olmadan nimet olmaz
Biz, erkek denince bunu anlıyoruz, bunu anlamamız lâzım, hem de çok.
Sen onların konusu olursun. Seni eleştirirler. Bu normaldir. Her ne kadar bastığınız arz aynı ise de gönül ülkeleriniz farklıdır. Dün seni sevenler, sana itimat edenler şimdi seni tenkit ederler. Bu işin kanunu budur. Hak seni gizlemek için bunları araya bahane koymuştur. Dikkat et, sen ameli bozuk biri olsaydın onların gündeminde olmayacaktın. Senin şimdi hatân aranıyor. Hatalı olanın hatâsı aranmaz, "Hatalıdır" denir geçilir.
Hatırına tuhaf şeyler gelir; "Peki ama bu dedikoduya ne gerek var" dersin. Şimdi düşün, idrak et. Her işin bir sermayesi vardır, külfet olmadan nimet olmaz. "Ama ben ibadetle belli bir külfete katlandım, dahasına ne gerek var?", diye düşünebilirsin. Evet, doğru. Ama bu külfet seni sadece Cennete ulaştırır. Halbuki sen Cemâlullah'ı istedin. ( Cemâlullah hakkında bkz. En'am, 6/52; Bakara, 2/272; Ra'd. 13/22; Rûm, 30/38; İnsan, 76/8; ) Onun sermayesi de nefistir. Onu harcayacaksın. Yani aradan çıkaracaksın. İşte fitne belâsı bunun içindir; onu aradan çıkar.
Hazreti Musa:
"Ya Rabbi, bana cemâlini göster, sana bakayım" (A'râf, 7/143) dediğinde; Cenab?ı Hak: "Beni göremezsin" (A'râf,7/143 ) buyurdu.
"Allah, sevdiğine belâ verir."
Arifler, "Sen, sende iken Beni göremezsin, denildi" diyorlar. Onun için "ben"in ortadan kalkması şart. O zaman belâ gerek. Hazreti Peygamber buyurdu: "Allah, sevdiği kuluna belâ verir." (Tirmizrden Riyâzussalihîn, Hadis no: 43, Bâb, 3; Bu anlamda başka bir hadis için bkz. Buharı'den Riyazussalihin, Hadis no: 39, Bâb, 3; Ahmed ibn Hanbel, Kitâbü'z?Zühd, ç: M. Emin Ihsanoğlu, Ank. 1993, Hadis no: 288, 294)
Dikkat et, bu haller geçicidir. O zaman yüzüne bir renk gelir. Bu, dost rengidir. Hemen seni diğer nâstan ayırır.
Belâ sana üç cihetten gelir: Mal ile gelir, dedikodu ile gelir, hastalık ile gelir. Bu üçünden biri ile gelir. Bazan üçü birden gelir. Bu zordur. Sana şimdi biri geldi. Sabret, isyan etme. Sonu hayırlıdır. Bilmez misin ki, doğum için sancı gerek. Karanlık, güneşi getirir. Bir de bakarsın güneş doğdu, etraf göründü. Karanlığın örtüsü kalktı. Her şey ortadadır.
"Bugün senin için perdeler aralandı... Biz açtık, gözlerin de keskin görür." (Kaf, 56/22)
Artık kalbin zulümâttan kurtulmuştur. Nur âlemine geçebilirsin. Bu halde ne gaflet vardır, ne cehalet. Hepsi geçmişte olan bir hadise halini alır.
Bundan ötesi vuslat âlemidir. Kokular, renkler, sesler; herşey aslındandır. Hakikatler yaşanır, vehim ortadan kalkar. Şüpheler zail olur".
(Prof. Dr. Haydar Baş, "Kutsal Hasret ve Vuslat", Makâlât adlı eserinden)
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100