Bu haber kez okundu.

Küreselleşme, Vahşi Kapitalizmin Yeni Maskesi mi?
BM'in raporları ışığında küresel kâbus

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Haklarının Korunması Alt Komisyonu Raporu: KÜRESELLEŞME BİR KÂBUS

Küreselleşmenin insanlık için büyük bir bela olduğunu yalnızca küreselleşme karşıtları söylemiyor. Örneğin küresel bir organizasyon olan Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Haklarının Korunması Alt Komisyonu, Türkiye'nin de üyesi bulunduğu Dünya Ticaret Örgütü'nün, kalkınmakta olan ülkelerin "kâbusu" olduğunu belirtiyor ve örgütün BM'nin gözetimine sokulmasını öneriyor.

Dizimizin dünkü bölümünde ele aldığımız üzere Dünya Ticaret Örgütü, küreselleşmenin mızrak?ucu olan uluslarüstü şirketlerin tahakküm aracı olan bir kurumdur. BM Komisyonu'nun araştırma ekibinin raporu Dünya Ticaret Örgütü hakkında şunu belirtiyor: WTO'nun açık, serbest ticaret kuralları, büyük ölçüde adaletsiz ve hatta önyargılı varsayımlara dayandırılmıştır."

Yine dün ele aldığımız üzere kısa adı MAI olan "Çok Taraflı Yatırım Anlaşması (Multilateral Agreement on Investment)" ke~|~limenin tam anlamıyla kapitülasyonları dayatmaktadır. Bir farkla ki bu defa karşımızda ülkeler değil uluslarüstü şirketler vardır. Bu durum yalnızca Türkiye için değil elbette küresel devlerin dışındaki tüm ülkeler için geçerlidir.

Raporda ticaret liberalizasyonu sisteminin eşdeyişle küreselleşme sürecinin tümüyle çok köklü bir biçimde gözden geçirilmesi isteniliyor. Rapora göre, küreselleşme sürecinin nimetlerinin zengin ve yoksul ülkeler arasında adil ölçüde paylaştırılıp paylaştırılmadığı esaslı biçimde sorgulanmalı.

Raporu hazırlayanlar küresel devlerden çekindiklerinden olsa gerek çok hafif bir dil kullanmışlar. Küresel nimetlerin küresel devlerce sömürüldüğü konusunda yeterli akademik çalışma yapılmıştır. Esasen bu çalışmalardan bağımsız olarak üçüncü dünya ülkelerinin sefalet içinde küresel güçlerin sefahat içinde yüzdüğünü görmek için akademik birikime de gerek yoktur, çıplak gözle gözlem yapmak yeterlidir.

Küreselleşmenin insan haklarına etkisinin irdelendiği raporda özetle şöyle belirtiliyor: "WTO'nun kuralları, sadece baskın şirket çıkarlarına hizmet eden bir gündemi yansıtıyor, bu şirketler, uluslararası ticaret alanını tekelleştirmekteler. WTO'nun belgelerinde insan haklarına çok az yer veriliyor, bunun net sonucu, Güney'in kalkınmakta olan ülkeleri başta olmak üzere, insanlığın bazı kesimleri için WTO'nun hakiki bir kâbus olmasıdır.

Worldwatch Enstitüsü ile BM Çevre Programı'nın Ortak Raporu: VAHŞî KAPİTALİZM, EKOLOJİK DENGEYİ BOZUYOR

İlginçtir insanlık için adeta kâbus olan küreselleşme fiziksel çevremiz için de olağanüstü bir kâbustur.

Bunun için Worldwatch Enstitüsü'nün BM Çevre Programı (UNEP) ile birlikte hazırladığı "2001 Yılının Hayati İşaretleri: Geleceğimizi Biçimlendirmekte Olan Eğilimler" başlıklı rapora bir göz atalım.

Raporda gelişmiş ülkelerde nüfusun çoğunluğunun yararlandığı konfor araçlarının dünyanın ekolojik dengesi üzerinde olumsuz etkileri olduğu bildirildi.

Raporu hazırlayan ekibin yöneticisi Michael Renner, bu durumu "gelişmiş ülkelerin seçtiği yaşam biçimi, çoğu kez hem bizlerin, hem de üzerinde yaşadığımız gezegenin sağlığı için olumsuz sonuç veriyor" sözleriyle özetledi.

Worldwatch'ın raporuna göre, gelişmiş ülkelerin yaşam biçimi büyük dengesizliklere ve dünya ekolojisinin tahribine neden oluyor. Otomobillerin sayısı artarken, ormanlar hızla azalıyor. Dev barajlar ırmakların akış rejimlerini bozarak çevre tahribatına neden oluyor, sulak alanların kurutulması kısa vadede tarımsal üretimi artırırıken, uzun vadede bu artışın çok üzerinde çevresel kayıplara yol açıyor.

Gelişmiş ülkelerde yaşayan insanlar istediklerini yiyebilme şansına sahip olurken, bu bolluğun bedelini tükettiği ürünlerin kirlenmesiyle ödüyor. Ezici çoğunluğu gelişmiş ülkelerde yaşayanların oluşturduğu 1 milyar insan aşırı beslenmenin getirdiği oburluktan kaynaklanan sağlık sorunları yaşıyor.Buna karşılık, yine ezici çoğunluğunu gelişmekte olan ülkelerde yaşayanların oluşturduğu 1.2 milyar insan da açlık sınırında yaşam kavgası veriyor.

Rapora, dünyadaki otomobil sayısının 2000 yılında 532 milyona çıktığı bildiriliyor. Çoğunluğu gelişmiş ülkelerde kullanılan bu otomobiller sahiplerine rahatlık sağlarken, bu rahatlığın neden olduğu hareketsizlik oburluk sorununu daha da ağırlaştırarak uzun vadeli sağlık sorunlarına neden oluyor.

İnsanların sağlık sorunlarının artması eczacılık sanayiinin ve ilaç pazarının sürekli büyümesine neden oluyor. Ancak bu büyüme, milyonlarca insanın bu büyüyen pazardan sistemli biçimde uzak kalması gerçeğini değiştirmiyor. Dünya nüfusunun üçte birini oluşturan yaklaşık 2 milyar insan temel sağlık hizmetlerine ulaşamıyor. İlaç şirketleri yoksul ülkelerde yaşayan insanların sağlık sorunlarını ihmal ederek alım gücü yüksek gelişmiş ülkelerin taleplerine göre çalışıyor.

Raporda, 21. yüzyılda insanlığın önündeki temel görevin çevreyi tahrip etmeyen bir ekonomik büyüme sağlamak olduğu vurgulanıyor. Uzmanlar ekolojik dengeyi gözetmeyen bir ekonomik kalkınmanın eninde sonunda ekonomik gerilemeye dönüşeceğini belirtiyorlar.

(Worldwatch Enstitüsü'nün BM Çevre Programı (UNEP) ile birlikte hazırladığı raporun özeti için bkz., http://www.ntvmsnbc.com/news/84666.asp?0m=S23C)

KIZILDERİLİ REİS'TEN VAHŞİ KAPİTALİST AMERİKALILARA İNSANLIKVE UYGARLIK DERSİ

Vahşi kapitalizmin ilk kurbanları herhalde masum ve mazlum kızılderililerdir. Hani şu Amerikan filmlerinde vahşi ve kafatası yüzücüsü olarak gösterilen kızılderililer. "Kurtlarla Dans" filmini beklemek gerekiyormuş kızılderililerin aslında masum ve mazlum aynı zamanda bilgelik tutkunu olduklarını anlamak için.

1854 yılında ABD Başkanı yazdığı bir mektupla Amerika'ya gelen beyaz göçmenlere toprak bulmak amacıyla Kızılderililerden toprak istemiş, ve "bu isteği kabul edilecek olursa, Kızılderililere rahatlıkla yaşayabilecekleri bir bölgenin ayrılacağını bildirmiştir.

Topraklarının büyük bir bölümü zaten beyazlar tarafından zorla ellerinden alınmış olan Kızılderili Reisi Seattle bir söyleviyle ABD Başkanına yanıt vermiştir. Bu mektup baştan sona bir insanlık ve medeniyet dersidir. İlginçtir Kızılderili Şef'in kapitalizmin geleceği ile ilgili kehanetlerini küreselleşme süreci yüzünden artık gezegenimiz ölçeğinde bizzat yaşıyoruz. Şimdi bu mektubun bir özetine yer vereceğiz. Mektubun tümü için 8/MAYIS/2000 tarihli Yeni Mesaj Gazetesinin Kültür Sanat Sayfasındn okuyabilirsiniz.

ŞEF SEATTLE'IN MEKTUBU

"Yüzyıllardır halkımın üzerine merhamet gözyaşları döken su sonsuz gökyüzü bir gün değişebilir. Bugün açık gözüken gökyüzü yarın bulutlarla kaplanabilir. Sözlerim, asla yer değiştirmeyen yıldızlar gibidir. Şef Seattle her ne söylerse, Washington'daki büyük Şef ona, güneşin ya da mevsimlerin dönüşüne inandığı ölçüde inanabilir.

Washington'daki büyük Şef bize dostluk ve iyilik dilekleriyle birlikte bizden topraklarımızı satın almak istediğini bildirmiş. Onun, bizim arkadaşlığımıza çok fazla ihtiyacı olmadığını biliyoruz. Merak ediyoruz ki gökyüzünü ve toprağın sıcaklığını nasıl satın alabilir yada satabilirsiniz? Bunu anlamak bizler için çok güç.

Bir zamanlar insanlarımız bu topraklara tıpkı rüzgarda kıvrımlanan deniz dalgalarının kabuklu kuru yüzeyleri kapladığı gibi yayılmışlardı. Çok uzun zaman geçti ve o büyük kabileler artık hüzünlü bir anı oldu. Bu toprakların her parçası halkım için kutsaldır. Çam ağaçlarının parıldayan iğneleri, vızıldayan böcekler, beyaz kumsallı sahiller, karanlık ormanlar ve sabahları çayırları örten bugu; halkımın anılarının ve geçirdiği yüzlerce yıllık deneylerin bir parçasıdır.

Ormandaki ağaçların damarlarında dolaşan su, atalarımızın anılarını taşır; biz buna inanırız. Beyazlar için durum böyle değildir. Bir beyaz, öldükten sonra yıldızlar alemine göç ettiği zaman, doğduğu toprakları unutur.

Bizim ölülerimiz ise bu toprakları unutmaz. Çünkü kızılderili, gerçek anasının toprak olduğuna inanır.(...)

Beyaz adam topraktan istediğini alınca başka serüvenlere atılır. Beyaz adam annesi olan toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne, alıp satılacak, işlenecek, yağmalanacak bir şey gözüyle bakar. Onun bu ihtirasıdır ki, toprakları çölleştirecek ve her şeyi yiyip bitirecektir.(...)

Toprak satmamız için yaptığınız öneriyi inceleyeceğiz. Eğer önerinizi kabul edecek olursak, bizim de bir koşulumuz var: Beyaz adam bu topraklar üzerinde yaşayan bütün canlılara saygı göstersin.

Ben bir vahşîyim ve başka türlü düşünemiyorum. Yaylalarda cesetleri kokan binlerce buffalo gördüm. Beyaz adam trenle geçerken vurup öldürüyor bu hayvanları sadece eğlenmek için. Dumanlar püskürten bu demir atın bir buffalodan daha değerli olduğuna aklım ermiyor.

Biz sadece yaşayabilmek için avlardık buffaloları. Bütün hayvanları öldürecek olursanız nasıl yaşayabilirsiniz?

(...) Unutmayın, bugün diğer canlıların başına gelen yarın insanın başına gelir. Çünkü bütün hepsinin arasında bir bağ vardır. Şu gerçeği iyi biliyoruz: Toprak insana değil, insan toprağa aittir.

Ve bu dünyadaki her şey, bir ailenin fertlerini birbirine bağlayan kan gibi, ortaktır ve birbirine bağlıdır. Bu nedenle de dünyanın başına gelen her felaket insanoğlunun da başına gelmiş sayılır. (...)

Siz Tanrınızın başka olduğunu düşünmekte serbestsiniz. Ama hepimizi yaratan Tanrı için kızılderili ile beyazın farkı yoktur. Ve Kızılderililer gibi Tanrı da toprağa değer verir. Bu toprağa saygısızlık, Tanrı'nın kendisine saygısızlıktır. (...)

Gündüz ve gece bir arada olamaz. Kızılderililer her zaman beyazlardan tıpkı sabah sislerinin güneşten kaçtığı gibi kaçmışlardır. Bütün bunlara rağmen, teklifinizi tartışacağız. Ve umuyorum ki, halkım bunu kabul edecek ve Büyük Beyaz Şef'in vaadettiği üzere beraber barış içinde yaşayacağız. (...)

Beyaz adamın, benim insanlarıma saygı göstermesini sağlamalısınız, çünkü; ölüler güçsüz değildir.

Ölü mü dedim? ... ! Ölüm diye bir şey yoktur ki, sadece dünya değiştirir insan. Şef Seattle, 1854
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100