Bu haber kez okundu.

Küreselleşme, Vahşi Kapitalizmin Yeni Maskesi mi?
Bizim var olma hakkımız var mıdır?
SİZ HALA AMERİKANLAŞTIRILAMAYANLARDAN MISINIZ?
Küreselleşme, dünyayı "devâsâ bir köy" hâline getirmektedir. Bu "köy"de tüketim kalıpları, zevkler, ilgiler, kurumlar, gruplar birbirine benzeştirilmektedir. Bu benzeştirme süreci farklı kimlikleri ve farklı hayat tarzları yok etmektedir. Vakti zamanında Amerikalıların Kızılderilileri yok etmesi gibi.

Ekonomi eksenli benzeştirme süreci zamanla siyasal, sosyal ve kültürel alana da sıçramıştır. Bugün artık beslenmeden giyime, eğlenceden dinlenmeye kadar yaşamın hemen her alanında "tektipleşme" daha doğrusu "tektipleştirme" süreci yaşanmaktadır. Ancak bu tektipleşme ve aynılaşmada merkez Amerikan kültürü ve yaşam felsefesi olmaktadır.

KÜRESEL MEDYA YA DA BEYİN İĞFAL ŞEBEKELERİ
Başka deyişle yaşlı gezegenimizde giderek Amerikanvari yaşam biçimi egmen olmaktadır. Bu gelişmede elbette, küresel medyanın çok önemli bir rolü vardır. Medya adeta beyin yıkama şebekeleri olarak iş gö~|~rmekte ve Amerikan kültürünü ideal kültür olarak kitlelerin beyinlerine kazımaktadır.

Küreselleşme olgusunun özellikle ekonomik ayağı, yani uluslararası sermayenin egemenliği, bir yandan "marka cazibesi", öte yandan "moda" aracılığı ile günlük tüketim alışkanlıklarının denetleyerek, tek boyutlu bir kültürel kimliğe sahip olmaya doğru zorlamaktadır.

Hatta öyleki dünyanın dört bir tarafında özellikle kimi genç kızların tşörtlerini ?Türkiye'de de gözlemlendiği gibi? Amerikan bayrağı süslemektedir. Buna karşılık Türkiye'de, Türk bayrağı amblemli giysiler magandalık alameti olarak yansıtılmaktadır.

EKONOMİ NE DERSE O OLURMUŞ!
Amerikan kültürü ve yaşam felsefesi, çünkü küreselleşmede üstünlük aracı ekonomidir, herşeyin ölçüsü yine ekonomidir. Antikçağ'ın ünlü sofistlerinden Protagoras, "insan herşeyin ölçüsüdür"derdi. Ve eklerdi "Rüzgar, üşüyen için soğuktur, üşümeyen için değildir." Buna karşılık küreselleşme sürecinde "ekonomi ne derse o olur" denmekte; artık iyi ve güzel de ekonomik olarak kâr getiren şeylerdir. Kâr getirmeyen, sermaye birikimine katkıda bulunmayan hiçbir şeyin kıymeti harbiyesi yoktur. Hatta öyle ki vatan duygusunun bile.

Sanırım hemen aklınıza "Vatan doğduğun yer değil doyduğun yerdir" atasözünü tahrif ederek "Vatan dayak yemediğin yerdir" diyen zamâne bir yazar gelmiş olmalıdır. Usta yazar Hüseyin Mümtaz, zamâne yazarın ruhsal analizini yetkin bir biçimde daha evvel yaptığı için tekrara gitmeyeceğiz. Yeri gelmişken Emre Kongar ve Haluk Ülman'ı Sn Mümtaz'a şikayet edeceğiz. İlki küreselleşme karşısında fatalist bir tavırla, ikincisi de stratejik bir tercihle ulus?devleti "güle güle" diyor. (*)

KÜRESEL KÖYDE PARAYI ÇALAN DÜDÜĞÜ DE ÇALAR
Hoca Nasreddin'in sözünün tam sırası: "Parayı veren düdüğü çalar." Diyordu neşe kaynağımız, bilge insan. Ama ne yazık ki bugünkü para yalnızca alın teri ile kazanılmış temiz bir para değil gezegen ölçeğinde bir sömürünün de içinde olduğu kirli ve pis bir paradır. Öyleyse Hoca Nasreddin'den destur isteyerek sözünü yenileyeceğiz: "küresel köyde parayı çalan düdüğü çalar." Bilmiyorum Hoca Nasreddin'in çağdaş temsilcilerinden Müslim Karabacak ne der?

KÜRESEL KÖYDE BİZİM VAR OLMA HAKKIMIZ VAR MIDIR?
İlginçtir bu yalnızca İslam ülkeleri için değil bir Fransa'dan Hindistan'a bir Japonya'dan Brezilya'ya İzlanda'dan Güney Afrika'ya kadar gezegenimizin hemen her ülkesi için de geçerlidir. Coca Cola'nın farklılığını en çok koruyan ülkelerden birisi olan Çin'e de ayak basmış olduğunu bu bağlamda hatıra getirmek gerek. Malum olduğu üzere Coca Cola, yalnızca bir içeçek değildir, Amerikan zevkinin Amerikan yaşam tarzının nezaketsiz bir elçisidir. Her neyse...

Bakın bir polikitacı ne diyor: "Amerikalı dostlarıma sormak isterim: "Bizim var olma hakkımız var mıdır? Geleneklerimizi, mirasımızı, dillerimizi korumaya hakkımız var mıdır?"

Sağınızda solunuzda ayak üstü bir anket yapın, kendinize de sorun bu soruyu, yukarıdaki gelenekleriyle birlikte var olma hakkının olduğunu talep eden politikacı kim olabilir?

Taliban'ın lideri Molla Ömer mi? Irak lideri Saddam Hüseyin mi? Küba devlet başkanı Castro mu? Çin devlet başkanı Zemin mi? Azerbaycan devlet başkanı Haydar Aliyev mi? Kafatası Baba Bush'un özel kolleksiyonunda yer alan Apaçi Kızılderililerinin ünlü özgürlük savaşçısı Geranimo mu? Türkiye Hükümetinin Amerika Büyük Devletleri'nden söz eden Başbakanı Sn Ecevit mi?

Listeyi ister biz uzatalım ister siz uzatın ama fark etmez. Büyük bir olasılıkla doğru yanıta çok zor ulaşacaksınız. Evet ABD'ye yurttaşlarının hayatlarının bağışlanması için adeta yalvaran kişi ünlü Fransız politikacı Jacques Delors.

Ezcümle küreselleşme süreci ile Amerikan kültürü, Amerika'nın siyasal?ekonomik ve askeri kudreti sayesinde kendisine yakın kültürlere bile hayat hakkı tanımamakta, en küçük farklılıkları bile yok etmektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100