Bu haber kez okundu.

Namazın hakikati ve ihsan hâli
Hz. Ali (k.v.) Efendimizin ayağına cihad meydanında ok saplanmıştı. Onu çıkarmak istediler. "Durun, ben namaza durayım, öylece çıkarın" buyurdular. Kendileri namaza durdu. Selam verince, "Ne oldu, çıkardınız mı?" diye sorunca, oku çıkardıklarını söylediler. Bacağına saplanan oku çekip çıkarırken oluşan acıları ve ıstırapları hiç duymayacak kadar derin bir huşû ile namaz kılmıştı.
Bu hal ile bizlerin ve umumun eda ettiği namaz arasında ciddi uçurumların olduğu muhakkaktır. Bu açığı kapatmaya çalışmak her müslümanın en önemli gayesi olmalıdır... ~|~ Hz. Ali (k.v.) Efendimizin ayağına cihad meydanında ok saplanmıştı. Onu çıkarmak istediler. "Durun, ben namaza durayım, öylece çıkarın" buyurdular. Kendileri namaza durdu. Selam verince, "Ne oldu, çıkardınız mı?" diye sorunca, oku çıkardıklarını söylediler. Bacağına saplanan oku çekip çıkarırken oluşan acıları ve ıstırapları hiç duymayacak kadar derin bir huşû ile namaz kılmıştı.
Bu hal ile bizlerin ve umumun eda ettiği namaz arasında ciddi uçurumların olduğu muhakkaktır. Bu açığı kapatmaya çalışmak her müslümanın en önemli gayesi olmalıdır.
Meşhur Cibril Hadisi'nde, imanı, İslam'ı ve ihsanı tarif eden Hz. Peygamber (s.a.v.), "İhsan, Allah'ı görüyormuşsun gibi O'na ibadet etmendir. Sen O'nu görmüyorsan da O seni görüyordur" buyurmuşlardır. Özellikle namazı bu hal ile kılmak en önemli ihsan göstergesidir ve tasavvufun en önemli gayesidir.
Namazdaki secde hali, kulun Rabbine en yakın olduğu andır. Bu yakınlığı ihsan duygusu ve huşû ile secdede elde edememek çok büyük bir kayıptır.
Rüku ve secdeler, görünüşte bedenle tevazudur. Hakikatte kalbin tevazuudur. Uzuvların en kıymetlisi olan başını ve yüzünü şey'lerin en aşağısı olan toprağa koymak, kendisinin topraktan olduğunu ve tekrar toprağa döneceğini anlamak, gururunu kırmak ve kendini zavallı ve muhtaç görmektir.
"Allahuekber" diyerek namaza başlayan mümin, ellerini kıbleye yönelterek ve elinin tersiyle dünyayı arkaya atarak, huzurullah'a çıkar, "namaz müminin mi'racıdır" hakikatini yaşar, kade-i ahirede sağa-sola selam verir. Sağ ve solundaki melekleri ve cemaati selamlar. Nereden gelmiştir de, etrafına selam vermektedir? Hak katından, mi'racdan, Hak sohbetinden gelmiştir.
Namazın bu hakikatini Prof. Dr. Haydar Baş hocamız çokça ifade ederek şunları söyler: "Namaza başlayıp selam verene kadar Allah'ı bir kez olsun hatırlamadan, çekini?senedini, hesaplarını, kavgalarını namazda yapan insanın hali, çektiği filmin banyosunu karanlık odada hazırlayanın hali gibidir. Gün boyu fotoğraf makinesine hangi görüntüleri çekmiş isen, film banyosunda ancak onlar çıkacaktır. Namaz dışındaki hayatımızı da Hak rızasına uygun, bir ibadet şuuru içinde geçirirsek, gönül dünyamızı Hakkın görüntüleri ile donatırsak, namazda da O'nunla olur, O'nu yaşarız."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100