15 Şubat 2011 Salı 00:00
388 Okunma
Sebeplere yapışmak ilahî kuraldır
Hakk'ın sohbeti olan yakınlık, ne sağ, ne sol, ne de arkada olur; önde ve aranan yerde bulunur ki, bu da yeter. Orada sine olur, sırt olmaz. Yakınlık olur, uzaklık olmaz ~|~ Hakk'ın sohbeti olan yakınlık, ne sağ, ne sol, ne de arkada olur; önde ve aranan yerde bulunur ki, bu da yeter. Orada sine olur, sırt olmaz. Yakınlık olur, uzaklık olmaz. Safa olur, keder olmaz. Hayır olur, şer olmaz.
Senin ümidin yaratılmışlarda! Onlardan korkman var ya, işte bu, Rabb'ine şirk olur. Onlar bir şey verince övmen vermeyince susman var ya, işte bu da Rabb'ine karşı şirk olur.
* * *
Yazık sana, yaptığın hatalı işlerin hangisi seni erenlere katabilir? Sende hayır yok. Tevhid hâlin yok. Kâinatta bulunan her şey Hak'tan alınır ve O'nda bulunur. Hakk'ın katında bulunan eşya için halka gidilmez.
Hak yola dönüş tadından almak, O'nun kapısına doğru hayli yol kat etmeden elde edilmez. İlk başta bazı sebeplere takılmak, sonra da onları bırakıp sahibine koşmak icap eder. Yola ilk giren, sebeplere yapışmalıdır. Düşün ki, bir kuş yavrusu uçabilmek için ana ve babasının yardımını ister. Büyüyüp uçunca onlardan bir talepte bulunmaz. Kanatları kuvvet bulur, rızkını yalnız başına temin eder.
* * *
Acaba sizden biriniz, halkı, sebepleri, gücünü, kuvvetini bir yana atarak Hakk'a tevekkül ederek bir lokma yedi mi?
Yazıklar olsun sizlere. Sizde mevcut olmayan şeyin varlığını nasıl iddia edebilirsiniz? Gücüne, kuvvetine ve halka dayandıktan sonra iman, ikan, tevhid ve islâm iddiasını nasıl yaparsın? Aklını başına al; bu iş, kuru iddia ile elde edilmez.
* * *
Sana acırım, şu yüce makama çıkar, halka öğütler verirsin. Sonra da acayip bir şekilde gülmeye başlarsın. Halkı güldürmek için hikâyeler anlatırsın. Hâl böyle olunca, ne sen felah bulursun, ne de onlar iflah olur.
Vaiz, edepli bir muallim, dinleyicileri ise öğrenmeye muhtaç çocuklar gibidir. Onlara bir şey öğretebilmek için ciddi olmak ve işi çığırından çıkarmamak icap eder. Bu usulün dışında terbiye, pek az kimselere nasip olmuştur. O da ilâhî bir himmete ermiş sayılır.
Sizden çoğu İslâmiyet'i dış manası ile anlar. Âdeta küffar güruhunun dediği gibi: "Hayat yalnız dünya hayatıdır; ölür, diriliriz. Bizim hâlimiz zamana bağlıdır, bizi helak eden odur." (el-Câsiye, 45/24)
Küfür ehlinin bu sözünü Hak Teâlâ bize haber verir. Sizin çoğunuz içinden öyle söyler, ama yaptığı bazı işlerle dıştan örtmeye çalışır. Onların yanımda sinek kanadı kadar kıymeti yoktur. Onların her hâli, yarın Hak katında açığa çıkacak. Onların iyiyi, kötüyü ayırt edecek kadar akılları da yok.
Hak, Yusuf Peygamber'in hikâyesini anlatırken onun ağzından şöyle buyurdu: "Biz, metaımızı kimde bulursak onu alırız; başkasına dokunmaktan Allah'a sığınırız." (Yûsuf, 12/79)
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100