Bu haber kez okundu.

Uyuşturucu baronları raporu
Emniyet güçleri özellikle son yıllarda uyuşturucuyla mücadele konusunda önemli yol kat etti. Gerek şehir merkezlerinde polisin, gerekse kırsalda jandarmanın başarılı operasyonları sayesinde tonlarca uyuşturucu ele geçirildi. Son olarak Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanlığı tarafından yapılan operasyonda piyasa değeri 17 milyon TL olan 15 ton esrar ele geçirildi. Emniyet güçlerinin başarılı çalışmaları sonucunda uyuşturucu kaçakçılığı yapan birçok organize suç örgütü de çökertildi. “Baron” diye tabir edilen uyuşturucu kaçakçılığının en tepesindeki isimler de birer birer hapse atıldı. Yapılan operasyonların ardından İstanbul Narkotik Şube Müdürlüğü baronları ve onların özelliklerini anlatan bir rapor hazırladı. Raporda baronlarla alakalı birçok dikkat çekici özelliğe yer verildi.

Bazı baronlar polisi görünce ağladı
Raporda, yakalanan bazı baronların polis karşısında altına kaçırdıkları ve ağladıkları belirtildi. Raporda eski uyuşturucu baronlarının mesleğe sigara, yenilerin ise elektronik eşya kaçakçılığıyla başladıkları belirtiliyor. Ayrıca uyuşturucu baronlarının genellikle sahte kimlik kullandıkları, kimseye güvenemedikleri ve kendi üzerlerine herhangi bir mal varlığı almadıkları belirtiliyor.

Çatışma yaşadıklarında ‘cemaate' başvuruyorlar
Uyuşturucu ticareti yapan suç örgütlerinin kendi aralarında yaşadıkları çatışmaların başlıca nedeni ihanet. Uyuşturucu ticaretinden dolayı alacak verecek meseleleri, polis yakalamalarından doğan maddi zarar, anlaşmayı bozma, aldatma, uyuşturucu çalma ve ihbar edilme zannı da ihanetin en güçlü göstergesi olarak raporda yerini alıyor. Yaşanan itilaf sonrası örgütler sorunu kendi aralarında halledemezlerse devreye cemaat adı verdikleri konsey giriyor. Uyuşturucu dünyasında adı geçen kişilerden oluşan cemaat ismini verdikleri bu oluşum, iki örgütün uzlaşmasını sağlıyor. Uzlaşma sağlanamaması durumunda da infazlarla karşı karşıya kalınabiliyor.

İçici değil satıcılar
Çalışmada baronların ‘ticaretini yaptıkları uyuşturucuyu kullanmadıkları' belirtilirken, bağımlılığın zafiyet doğuracağını bildiklerini, kendilerininse güçlü kuvvetli ve uzun ömürlü olmak istedikleri söylüyorlar. Buna karşın baronların kendi çocuklarını sokak satıcılarına karşı uyardıkları da belirtiliyor. Baronların lüksü sevdikleri ve lüks bir hayat sürdürdükleri bilinse de istisnalar da mevcut. Bazı baronlar dikkat çekmemek ve nerede olduklarının bilinmesini engellemek amacıyla sıradan apartmanlarda oturuyor, sıradan arabalar kullanıyor. Örneğin; 2005 yılında ele geçirilen rekor 1 ton 51 kilo eroin operasyonunda yakalanan Ali Rıza Şen, Toros marka araç kullanıyordu, Hurşit Yavaş sıradan bir dairede oturuyordu ve küçük bir arabası vardı.

İşte raporda adı geçen bazı uyuşturucu baronları
Hurşit Yavaş; 2010'da 7 adamı ve 69 kilo 550 gram eroinle yakalanmıştı. 4 yıl İngiltere'de, 11 yıl İtalya'da uyuşturucu suçundan cezaevinde yatan Yavaş, yakalanmamak için bir cep telefonunu sadece bir defa kullanmıştı. Sık sık polise yakalanan baronlardan Abdullah Baybaşin ise en son 2011 yılında 281 Kilo 500 gram kokain ile birlikte yakalanmıştı. Baybaşin ‘İngiltere'yi haraca bağlayan Türk' olarak biliniyor. Kurnazlığı yüzünden ‘Tilki' lakabıyla anılan Selim Işık'ın ismi ilk defa Susurluk Meclis Araştırma Komisyonu'nda gündeme geldi. Komisyona sunulan ses kaydında Yeşil, Tilki Selim'i “Yalnız yeme kustururlar” diye tehdit ediyordu. Selim Işık, 2010 yılında Mersin'de düzenlenen bir operasyonla toplam ağırlığı 72 kilo olan 142 paket eroinle yakalanmıştı. EMİN GENÇ/İSTANBUL
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.