Önceki gün Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de gerçekleşen Putin-Trump zirvesinin yankıları devam ediyor. Her ne kadar Rusya-ABD ikili ilişkilerinin de ele alındığı birçok konu zirvenin gündeminde olsa da, şüphesiz bir numaralı gündem Suriye ve İran konusuydu. Liderler, zirve sonrası yaptığı açıklamalarda zirvenin gayet olumlu geçtiğini ifade ettiler.
ABD Başkanı Trump, "İlişkilerimiz hiç şimdiki kadar kötü olmamıştı ama bu durum 4 saat önce değişti" dedi. Açıklamasında, “Rusya ile diyalog yolunu seçiyorum. Bu adımın tüm siyasi risklerini de üstlenmeye hazırım" ifadelerini kullandı. Rusya Devlet Başkanı Putin ise, "İkili ilişkilerdeki zorluklar için objektif bir gerekçe bulunmuyor" açıklamasını yaptı.
Peki, gerçekten böyle mi, Rusya ve ABD gerçekten soğuk savaşı bitirip, dünya politikalarında bir müttefik gibi ortak hareket edebilirler mi? Elbette ki hayır…
Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki, ABD Başkanı Trump’ın Rusya’ya yakınlaşıyormuş gibi ortaya koyduğu görüntü, ABD sinsi dış politikasının bir başka örneğidir.
ABD’nin dış politikasını asla ve asla ABD başkanları belirlemez, onlar sadece kendilerine verilen rolü oynarlar, asıl politikalar ABD’nin “derin”lerinden çıkar. Trump’ın da rolü Rusya’ya karşı iyi polis olmak… Bu konuda az çok yol katetmedi de değil. Obama döneminde Rusya-ABD arasında esen sert rüzgarlar, ne hikmetse Trump koltuğa oturduğundan bu yana en azından söylem boyutunda ılımlı bir hale dönüştü.
Söylem boyutunda diyorum, çünkü Trump döneminde ABD’nin dış politikası uygulamada Obama’nın dönemini hiç aratmadı. Hatta Rusya’ya yönelik daha sert önlemler alındı. 
Örneğin, Rusya’ya karşı kurulan NATO’nun üyelerinin ellerini daha fazla taşın altına koyması istendi. Rusya’ya yakın ülkelerde yeni füze sistemleri yerleştirildi. ABD’nin Rusya’ya yönelik yaptırımları arttığı gibi, diğer ülkelerin de artırması için her türlü baskılar yapıldı. Ve daha niceleri…
Gelelim zirvenin en önemli gündemi Suriye ve İran konusuna… ABD Başkanı Trump, Putin ile Suriye meselesinde önemli bir adım attıklarını vurguladı. 
Bu adımın ne olduğu merak konusu, zaman gösterecek ama liderlerin Suriye konusundaki görüşleri oldukça farklıydı.
Zirvenin Trump için en can alıcı noktası, İran’ın, Suriye ve tüm Ortadoğu bölgesinde etkisinin yayılmasını engellemekti ve bu konuda Rusya’yı da yanına çekmekti. 
Ve Trump, “İsrail güvenliğinin sağlanması da hem bizim hem Rusya’nın görmek istediği bir durum” diyerek buradaki amacını da ifade etti.
Putin ise Golan Tepeleri'ndeki durumun 1974'te İsrail ve Suriye arasında yapılan anlaşmaya uygun hale getirilmesi çağrısında bulundu. Böyle olması durumunda İsrail Golan Tepeleri’ndeki işgaline son verip, buraları Suriye devletine teslim etmesi gerekiyor.
Putin, zirvede ABD tarafına Washington'un Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) olarak da bilinen, İran ve P5+1 ülkeleri arasında imzalanan nükleer anlaşmadan çıkmasından duydukları rahatsızlığı doğrudan dile getirdiklerini kaydetti. Rus lider, "ABD tarafı tutumumuzu gayet iyi biliyor, tutumumuzda bir değişiklik olmadı. İran'ın nükleer anlaşma sayesinde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından en fazla denetlenen ülke oldu" ifadelerini kullandı.
Putin ayrıca Kırım konusunda da ABD ile ortak bir noktaya varılamadığını belirtti.
Trump’ın zirvede bir kez daha dile getirdiği “tez zamanda Surye’den çekilme” vaadi de yine fos çıktı. Onu Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton yalanladı.Bolton, İran bölgede tehdit oluşturmaya devam ettiği müddetçe Amerikan askerlerinin Suriye'de kalacağını savundu.
Trump’ın, ABD’ye, ABD’li üst düzey yetkililerin Trump’a yaptığı sert eleştiriler ise tiyatrodan öte değil. Maksat Trump’ın Putin’le olan görüşmelerinde elini güçlendirmek. Dikkat ederseniz, Trump, “bak her türlü tepkiye rağmen seninle görüşüyorum” modunda…
Trump’ın bu zirveyle neyi amaçladığını en net ifade eden gazete ise, Rus gazetesi Nezavisimaya Gazeta oldu. Gazete, ABD'nin İran ve Çin konusunda Rusya'yı yanına çekmeye çalıştığını, Trump'ın Putin'i "ticaret savaşında" yanında görmek istediğini yazdı.
Rusya bu Trumplı tuzağa düşüp düşmeyeceğini göreceğiz ama Rus dış politikası böyle bir tuzağa düşmeyecek kadar sığ olmasa gerek… 
ABD derin sularda değişik kirli senaryolar peşinde koşarken, Rusya, bu derinliğin içindeki tehlikeleri dikkate alarak hareket etmezse ciddi sıkıntılar yaşayabilir, kazandıklarını kaybedebilir.
Neticede Suriye’de 2015 yıllarında yapılan ABD ile anlaşma, ABD’nin buraya 25 askeri üs açmasına ve 5 bin tır, 2 bin kargo uçağı ağır silah yığmasına neden oldu. Şimdi çıkartabilirsen çıkart, çok zor.
Milli Ekonomi Modeli’ni 2006 yılından bu yana uygulayarak Batılı ülkelerin ekonomik ve siyasi boyunduruğundan kurtulan Rusya, BRICS kapsamında oluşturduğu milli paralarla ticaret eksenli birlikteliğini ve Ortadoğu ükelerinde ABD’nin emperyalist politikalarına karşı yürüttüğü politikalarını devam ettirebilirse zirvedeki yerini koruyabilir.
ABD, kapıdan giremezse bacadan girmeye çalışacaktır; Rusya’yı bir potanın içine almaya, kurduğu birlikteliklerden soyutlamaya çalışacaktır ama Rusya bu oyunlara boyun eğmemelidir. Dün eğdi bunun bedelini ağır ödedi; önüne bir fırsat çıktı, bunu kaybetmemelidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.