29 Ekim’i Trabzon’da kutladım. Akçabaat’ta daha doğrusu… Akçaabat Söğütlü’de 5 bin insan, çocuklar gibi şendik. Horonlu, davullu, zurnalı, bir kutlama yapıldı. Zaten adı üstünde, bayram… 
Tam bir bayram yaşadık. Prof. Dr. Haydar Baş’ın da onur konuğu olduğu kutlamalar, büyük bir şenliğe dönüştü. Prof. Dr. Ali Ünal Emiroğlu hocamız, çok heyecanlı bir kapanış konuşması yaptılar, sağ olsun.
Kim ne derse desin, Prof. Dr. Haydar Baş, Türkiye’de yeni bir dönemi başlattı. Atatürk ve Cumhuriyeti, belli çevrelerin tekelinden kurtarıp, bütün bir Türk milletine mal etti. İslam ve milliyetçilikte, belli çevrelerden kurtarıldığı gün, Türkiye “Bağımsız” olur.
Eskiden Anıtkabir’de örtülü hanımlar, aksakallı hacılar görülür müydü? Bugün, her şey çok farklı… Toplumun bütün kesimleri artık “Atatürk” diyor. Sayın Baş, gerçek dindarla Atatürk’ü barıştırdı. Atatürk’ü karalayan ajan çevrelerine, büyük bir set çekti. Atatürk ile din ve İslam arasına örülmüş, duvarları yıktı.
İnsanların değişimi gibi toplumların, değişimleri de söz konusudur. İşte lider, bu değişimleri gerçekleştirenlere denir.  Kendisine vatan bırakmış insana, bir “Fatiha okumak caiz mi?” diye ikilem yaşayan milyonlar var bu ülkede. Ne oldu, Haydar Hoca sayesinde, değil Fatiha şimdi hatimler indiriliyor artık.
Bir taraftan Papa’dan “dua” istemekten tutunda, “gayri Müslime mevlit” okumaya kadar “diyalog” fitnesiyle uçuruma sürüklenen bir toplum,  diğer taraftan öz be öz Müslüman, öz be Türk ve de Türk’ün atası bir insana,  “Müslüman” deyip dememekte,  tereddüt yaşayan bir toplum…
Yazıklar olsun bu ülkeyi bu hale getirenlere!
Bütün bu oyunları bozan Prof. Baş’a minnettarız. Üstelik Sayın Baş, bunu inandığı için yaptı. Atatürk hakkında ömrümde ilk güzel sözleri, 1986’da Haydar Baş Hoca’mdan duydum.
Yani o, hayatı boyunca Atatürk’ü hayırla yâd etmiş, mübarek anasına bir evlat gibi sahip çıkmış bir insan. Kendilerine “Hoca Atatürk” denmesi de, bu sebepten olsa gerek. 15 yıldır ilk defa, iktidara yakın gazeteler 29 Ekim ile ilgili olumlu manşetler attılar.
Sayın Erdoğan bile “Mustafa Kemal Paşa” demeye başladı. Yakında, “Atatürk”  diyecektir bundan eminim. Zaten Reis “Atatürk” dediği zaman, fitne söndü demektir. O taban, yıllardır Mısıroğlu gibilerin fitnesiyle zehirlendi.
Türkiye’de, Sayın Haydar Baş’ın dediğine gelmek, bir yol oldu artık. Türkiye değil, dünya Haydar Baş’ın dediğine geldi. Komünist Çin, “insan odaklı” ekonomiden söz ediyor. "İnsan odaklı ekonomi" dünya da bir tane, o da, Haydarizm.
Tüketim eksenli modeldir, insan odaklı model… Bunun sosyalizm olmadığını kendileri söylüyor, kapitalizm hiç değil, e, bu hangi model o zaman? Tabi ki, tüketim kabiliyetini kazandırmak için, insanın cebine para koyan sistem. Yani Haydar Baş sistemi.
Rusya, Sayın Baş’ın tezini aldı, Putin dünya lideri oldu.
Şimdi Çin lideri Şi, Sayın Baş’ın ekonomi kurallarını Çin Sosyalizmine ekleme yaptı, kendi malı gibi kullandı ve Mao’dan onra gelen lider seviyesine çıktı. Dünya ekonomide Haydar Baş dönemini yaşıyor. 
Bir kitap yazdı, dünyayı değiştirdi Baş hoca, şimdi yeni bir kitap yazdı, Türkiye değişecek:  Haydar Baş’ın Atatürk kitabı… 10 Kasım’da elimizde. 
Göreceksiniz bu kitap, Türkiye’yi değiştirecek. Türkiye, Baş’ın yazdığı Milli Ekonomi Modeli ile değişip, Çin ve Rusya’nın şimdi yerinde olacaktı ama değişime hem halk hem iktidar direndi. Şimdi halkta, iktidar da yerlerde sürünüyor.
 “Milli Paralarla Ticaret” demek zorunda kaldılar, Rusya, İran, Çin bastırınca. Sanki milli paraları varmış gibi. Fakat ne yapsa engelleyemezler ancak geciktirirler. Dünya da Haydar Baş dönemi yaşanıyor.
Ekonomi konusunda, Türkiye en son değişecek ülke olacak. Çünkü NATO, Türkiye’nin kılcal damarlarına kadar girmiş. Fakat Baş’ın Atatürk kitabının etkisi çok büyük olacak.  Demek ki nasip, önce Atatürk konusunda değişmek ve tövbe etmekmiş. Allah’ın cilvesi…
Yurtta ve dünyada Haydar Baş dönemi başlamıştır, hayırlı olsun. Türkiye’nin dört bir yanında başı kapalı hanımların, açık hanımlarla, el ele kol kola, “Atatürk” demeleri, “Bağımsız Türkiye” ve “Haydar Baş” demeleri, toplumsal barışın Baş’tan görünümüdür.
Siz bana bu ülkede veya dünyada, ikinci bir insan gösterin; kitapları dünyayı değiştirsin, tezleri halkları barıştırsın, fikirleri ve görüşleri kavgaları sonlandırsın. “Söz ola kese savaşı/Söz ola kestire başı” demiş, Yunus.
Dünya baş kesti, Haydar Baş’a…
Böylesine Yunus gönüllü, Hacı Bektaş nefesli,  Ali meşrepli ve Atatürk kafalı bir insan, var mı başka? “Gidek, elini öpek!” Malatya ifadesiyle…
“Atatürk” kitabıyla, Atatürk aramıza gelecek. Onu daha çok seveceğiz. Atatürk'ü yaşayacağız. Bizden olduğunu göreceğiz. Düşmanlarının ise ne kadar yabancı ve yalancı olduklarını göreceğiz.  Sadece düşman ve karga kovalamadığını, Allah’ına yalvardığını, Peygamberine sarıldığını öğreneceğiz. Ekonomiden anladığını, milli taraımın ve milli sanayiinin temellerini attığını bileceğiz.
Ne kadar, “cihat Müslüman’ı” olduğunu fark edeceğiz. “Ya İstiklal ,ya ölüm!” demenin, büyük bir imanın, sonucu olduğunu anlayacağız.
Bekleyin, hasret bitecek.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet Ali Gunaydin Karabük 2017-10-31 12:50:54

Ne güzel demişsin bravo

Avatar
cemal 2017-11-01 16:29:17

iste haydar hoca farki.

banner100