2017 yılına daha mutlu başlamayı arzu ederdik ama tamamen zifiri bir karanlık içinde, geçen 2016 yılından daha kötü başladı.

Yılbaşının daha ilk saatlerinde İstanbul’da bulunan Reina’ya düzenlenen terör saldırısında 39 kişi hayatını kaybetti, 4’ü ağır 65 kişi de yaralandı.

Reuters, IŞİD’in yazılı bir açıklamayla saldırıyı üstlendiğini duyurdu.

Hayatını kaybedenlerden 11’inin Türk, 25 kişinin yabancı uyruklu; 25’inin erkek, 14’ünün kadın olduğu; bu yabancıların da 7'sinin Suudi Arabistan, 3'ünün Lübnan, 2'şer kişisinin Tunus, Hindistan, Fas, Ürdün ve Irak, birer kişisinin ise Kuveyt, Kanada, İsrail, Suriye ve Rusya Federasyonu vatandaşı olduğu açıklandı.

Yani ağırlıklı olarak Ortadoğu ve İslam ülkelerinin vatandaşları…

Eylemi gerçekleştiren terörist, dakikalar içinde katliamını yaptı, 4 şarjör değiştirip 120 mermi boşalttı ve ardından da o kadar güvenlik görevlisinin arasından elini kolunu sallayarak çıkıp gitti. Bu saldırının şekli, 13 Kasım 2015’te Paris’te gerçekleşen, Bataclan tiyatrosunu hedef alan ve 89 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısına benziyor. Terör örgütü IŞİD’in üstlendiği saldırıda kalabalıkların üzerine rasgele ateş açılmıştı.

Türkiye maalesef terörle yatıyor, terörle kalkıyor. İngiltere’nin meşhur gazetelerinden Daily Telegraph’ta yayınlanan Mark Almond imzalı makalede, "Türkiye Avrupa'nın yanı başındaki hasta adama mı dönüşüyor? Suriye'deki radikal cihatçıların Taliban benzeri bir tehdit yarattığı bir Pakistan örneğine mi benzemeye başladı?” sorularını sordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör eyleminin ardından yayınladığı mesajında, “Ülkemize yönelik tehditleri ve saldırıları, kaynağında yok etme konusunda kararlıyız” dedi, Türk askeri terörün kaynağında, El Bab’da IŞİD’le mücadele ediyor ama problem şu: IŞİD İstanbul’da, Ankara’da, Gaziantep’te, Kayseri’de, ülkemizin birçok ilinde…

Üstelik IŞİD’in, PKK’nın ya da diğer terör örgütlerinin arkasındaki küresel desteği dikkate aldığımızda, terörün kaynağı gerçekten Ortadoğu mu, düşünmek gerekir.

Hatırlarsanız, Fırat Kalkanı Operasyonu başladığı sıralarda, Prof. Dr. Haydar Baş, Türkiye’nin iç güvenliğini ve de sınır güvenliğini sağlaması lazım, doğru politikalarla vatandaşlarının can, mal ve namus güvenliklerini sağlaması lazım demişti.

Gerçekten de bugün net olarak anlıyoruz ki, ülkemizde yaşanan terörün çözümü için sınır güvenliğinin, iç güvenliğin sağlanması lazım, istihbaratın milli ve etkin olması lazım. Terörün bir örtü olarak kullanıldığı mülteci sorununun çözülmesi lazım, terörün destekçisi, ülkemiz ve bölgemiz üzerinde menfur hesapları olan ülkelerle değil, Prof. Dr. Baş’ın her zaman altını çizdiği gibi üzerimizde hesabı olmayan ülkelerle işbirliği yapmamız lazım.

Çıkan haberlerde, Reina’ya saldırı yapılacağı ABD istihbaratı tarafından günler öncesinden söylendiği ifade ediliyor. MİT ve Emniyet İstihbaratın, terör örgütü IŞİD’in yılbaşı gecesi Ankara, İstanbul, Adana, Antalya ve Mersin illerinde eğlence mekanlarına, kutlama noktalarına, halkın yoğun bulunduğu alanlara yönelik “bombalı”, “canlı bomba” veya Atatürk Havalimanı’nda benzer silahlı eylem yapacağı bilgisi aldığı söyleniyor.

Bu ihbarlar olmasına rağmen gerekli önlemlerin alınmaması iç güvenlikteki ve istihbarattaki zafiyeti gösteriyor.

Moskova’da mutabakata varılan Türkiye-Rusya-İran-Suriye mekanizmasıyla, barış süreci devam ettirilir, ateşkesin neticesinde Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik bir barış sağlanabilirse, Suriye yönetimi ile de ilişkiler normalleştirilirse, mülteciler kendi ülkelerine gönderilir ve terörün üzerinde bir örtü olan mülteci sorunu çözülür.

IŞİD olsun, PKK olsun, FETÖ olsun terörün beslendiği kaynak mezhepsel ve etnik ayrılıklar, Ehl-i Beyt düşmanlığı ve Atatürk düşmanlığıdır. Prof. Dr. Baş’ın “Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt” tezi, “Türk-Kürt kardeşliği” tezi, “Dindar Atatürk” tezi bir devlet politikası haline getirilmelidir.

Terörün beslendiği diğer önemli kaynak ise, açlık, yoksulluk, gelir adaletsizliği, işsizlik gibi ekonomik nedenlerdir. Prof. Dr. Baş’ın Milli Ekonomi Modeli ve bu modelin bir projesi olan Vatandaşlık Maaşı ile ve de diğer sosyal devlet projeleri ile bu sorunlar tamamen aşılabilir.

Terörün beslendiği bir kaynak da zayıf ve vatandaşına hizmet etmeyen dışa bağımlı, aciz devlet anlayışıdır. Prof. Dr. Baş’ın Sosyal Devlet-Milli Devlet teziyle milletine her konuda hizmet eden güçlü bir baba devlet anlayışı ortaya konulabilir.

Terörün çözümü vardır ama siyaset ve millet olarak çözümsüzlükte inat etmeye devam edersek, bugün zifiri karanlıkta can çekişen Türkiye’ye Osmanlı gibi “hasta adam” demeye başladılar, bunun bir sonrası “güncel Sevr’le” ölü adam olmaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100