İzmir'in düşman işgalinden kurtulduğu 9 Eylül 1922 günü Hükümet Konağı'ndan Yunan bayrağını indirip şanlı Türk bayrağını asan Diyarbakırlı Çavuş Mehmet Raşit Nazlı dedemiz hiç şüphesiz bu ülkenin harcının ne kadar zor koşullarda atıldığının ispatı. Bu satırlara vesile olan onun ve tüm şehitlerimizin ruhları şad olsun.
Büyük Taarruz sonrası İzmir’e ilk giren askerlerden olan Mehmet Raşit, Diyarbakır'ın Ergani kazasının Memelan köyünde dünyaya geldi. Kürt Reşo ve ağabeyi olmak üzere 2 kardeştiler. Ağabeyi Şehmuz, Balkan Harbi’nde şehit düşmüştü. Kürt Reşo 15 yaşında askere alındı ve tam 8,5 yıl askerlik yaptı. Doğu cephesinden başlayarak sırasıyla Sakarya Meydan Muharebesi, Kütahya Dumlupınar ve Afyon Muharebelerine katıldı. Kısacası ülkenin her karışında emeği olan bir Türk evladı. Bazıları için şaşırılacak durum ise, Kürt Reşo'nun Fahrettin Altay Paşa’ya bağlı birlikler ile 9 Eylül sabahı İzmir’e ilk giren süvarilerden olması. O arkadaşlarıyla birlikte İzmir’in her yerini Türk bayraklarıyla donattı. Kürt Reşo, ölünceye kadar memleketi Diyarbakır’ın Memelan Köyü’nde her yıl 9 Eylül sabahı köylüleri meydana toplayarak, hep birlikte İzmir Marşı’nı söyledi.
Kürt Reşo dedemiz aslında bizler için, 72 milleti kardeş yapan Atatürk'ün önderliğinde başlayıp zaferle biten mücadelenin altında yatan sırrın, etnik köken ayırmaksızın Türk milleti kavramı olduğunun örneğidir. 
Bizler topraklarımızda yaşayan kardeşlerimizi Alevi, Laz, Kürt, Çerkez, Boşnak vs. etnik köken, mezhep ayırmaksızın Müslüman Türk kardeşimiz olarak severken, 14 yıl önce fitne tohumları atmaya başlayanların aldığı sonuçları Kürt Reşo dedemizin memleketinde görebilirsiniz.
Kürt kardeşlerimizi sözde ya da icraatta bizden ayırmak isteyenler Büyük İsrail Projesi'nin sadık hizmetkarıdırlar. Ne alakası var kardeşim diyecek olursanız tabii ki ona da cevabımız var. Dünyanın en zengin ailelerinden olan Nickholas Rockefeller'ın 22 Mart 2010’da kendisiyle çekilen belgeselde, “Dünyanın sahipleri bizleriz, yeryüzü Muhammed’e iman edenlerin kanıyla sulanmalı, çiçekler Müslüman kanıyla sulanıp tomurcuklanmalı. Asırlardır Türklerin Muhammed’in dinine inananları bir insan vücudu gibi bir arada tutmalarını engelleyemedik. Ama biz bu vücudu, Kürtlere özbenliklerini unutturup onları Türklere düşman ederek, ikiye bölebiliriz. Dünyanın her yerinde Müslüman kanı akmalı” sözleri bile ayıkmaya vesiledir aslında.
Lozan görüşmelerinde masa başında Güneydoğu bölgemizi bizden ayırmak isteyenlere Mustafa Kemal Paşa’nın, “Kürtler azınlık değildir, azınlık olan ancak gayrimüslimlerdir. Topraklarımızda Müslüman olarak yaşayan herkes Türk milletidir” sözleriyle verdiği cevap bizleri birbirimize düşman etmek isteyenlere karşı panzehir olarak yeterlidir. 100 yıl önce bu kardeşliği Hacı Bektaş Veli'nin bizlere miras bıraktığı “Türk Milleti” ifadesini şiar edinerek tesis eden Mustafa Kemal Atatürk iken bugün bu sancağı taşıyan isim Prof. Dr. Haydar Baş'tır.
Türk tarihinde en fazla birlik beraberlik, kardeşlik, Türk milleti ifadelerini kullanan siyasi lider olmakla birlikte, “Benim bir kolumu kesseniz Kürt kanı bir kolumu kesseniz Türk kanı akar” diyerek tarihe damgasını vurmuştur. Türk milletinin görevi de Kürt Reşo'nun ve Atatürk'ün tüm silah arkadaşlarının bizlere miras bıraktığı bu cennet vatanın üzerinde bizleri ayırmaya çalışanlara fırsat vermemek, bizleri kardeş yapanları başımıza Baş yapmaktır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.