‘Tuvalete gidişin fiyatı 1 milyondu. Nerelerden nerelere getirdik ülkeyi’ açıklaması üzerine çok şeyler yazılabilir. 
Hayat standardı artık tuvalet ücretleri ile ifade edilir oldu. Milletin beklentisini bu kadar aşağılara çekmek neyin nesi oluyor acaba? Döviz kurunu, et fiyatını, benzin ücretini indirdik diyemeyenler tuvalet ile meşgul oluyorlar. 
Paradan 6 sıfır atmayı başarı kabul edenler, paranın alım gücünün ne kadar düştüğünü dikkatlerden kaçırmaya çalışıyorlar. Bu açıklamayı yapanları, gelir seviyesi ile tuvalete gitme sayısı arasındaki bağlantıyı açıklamaya davet ediyoruz.
* * *
Geçen haftanın önemli gündem maddelerinden bir tanesi de faiz tartışmaları idi. 
Faiz gündemi memleketimizin kronikleşmiş önemli sorunlarından birisidir. İşin ilginç tarafı bizzat uyguladıkları ekonomik sistemin bel kemiği olmasına rağmen, milletin gözünün içine baka baka faiz tartışmasını açmanın sebebini bulmak gerekir.
* * *
Sayın Erdoğan, Ak Parti’nin son MYK toplantısında, “Benim arkamdan iş çeviriyorlar” dedi. 
Sözde, faiz ile ilgili uyarıları dikkate alınmıyormuş. Merkez Bankası’na ve ekonomi yönetimine karşı sert çıkıyor.
Elbette faizin nemenem bir bela olduğunu bilmeyen kalmadı, ama maalesef söz ve hareket arasında tutarsızlıklar var.
* * *
Bir kere AKP’nin uyguladığı ekonomi politikası, serbest pazar ekonomisidir. Bu modelde döviz kuru, faiz oranları ve piyasadaki fiyatlar serbesttir. 
Özal’la başlayan ve Kemal Derviş’le devam eden kapitalist ekonominin bütün kararları, yıllardan beri AKP hükümetleri tarafından uygulana geliyor. 
Hem serbest pazar ekonomisi uygulayacaksın, hem sistemlerinin ana gövdesi olan faize hayır diyeceksin, bu mümkün değildir. Faize karşıysan, faizsiz olan ekonomi sistemini uygulayacaksın.
* * *
Dünyada geçerli olan faizsiz tek sistem Prof. Dr. Haydar Baş Hocamıza ait olan Milli Ekonomi Modeli’dir (MEM). 
Faiz, ekonomilerin dengesini bozan ve sermayenin belli ellerde tekelleşmesine yol aç¬mak sureti ile sosyal adaletin gerçekleşmesine mani olan iktisadi bir yaradır. 
Ayrıca, günümüzde ortaya çıkan resesyon, stagflasyon, deflasyon, enflasyon, işsizlik gibi bir çok hastalığın ana kaynağı yine faizdir. 
Üretici veya pazarlamacı, paranın maliyetini ürettiği ürüne veya hizmete yansıtmak zorundadır. Bu da maliyet enflasyonuna sebep olacaktır. Yani faiz o¬ranları arttıkça, fiyatlar genel düzeyi de maliyetlerden dolayı artacaktır.
* * *
Faizin sıfırlanması ancak MEM ile mümkündür. Milli Ekonomi Modeli’nin para politikası ile mümkündür. 
Devlet emek ve üretim karşılığında senyoraj hakkını kullanarak emisyon hacmini genişletecek.
Devlet proje mukabili üreticiye, sanayiciye ve esnafa ihtiyaç duyduğu parayı sıfır faizle verecek.
Vatandaşa ise sosyal devlet kapsamında ihtiyaç duyduğu para, asgari ücret olarak, vatandaşlık maaşı, ev hanımı maaşı ile halka verilecek.
* * *
Son söz olarak şunu hatırlatmak isterim. Fil hortumuyla, gövdesi ile dişi ile kuyruğu ile fildir. Tek başına hiçbiri fil değildir. Hepsi bir ve bütün olduğunda bu fildir. Siz MEM’den ne kadar (ç)alıntı yapmaya çalışırsanız çalışın, başarmanız mümkün değildir. 
Corç’un ağzına bakarak değil, Haydar Baş Hocanın dizinin dibine gelerek çözüm bulabilirsiniz.
Bu isteseniz de böyledir, istemeseniz de…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.