İnsanın dünya sahnesine gelmesinin gayesi; Allah'a kulluktur, ibadettir. İbadetin özü de zikrullahtır.

Cenab-ı Hak, Bakara Sûresi'nin 152. ayetinde, “Siz Beni zikredin ki, Ben de sizi zikredeyim" buyurur.

Demek ki, önce kul Allah'ı anacak…

Zikrullah; kulun kendini bilmesi, Allah'ı tanımasıdır. Allah ile kulun arasındaki münasebetin gelişmesini temin eden yegâne ibadettir. Namaz da Allah'ı zikir içindir, oruç da Allah ı zikir içindir, hac da Allah'ı zikir içindir.

Esasen zikir, Allah ı hiç unutmamaktır. Siz devamlı bir şeyi andığınız zaman, andığınız şeyi unutabilir misiniz? İşte devamlı Allah'ı anan da O’nu unutmaz.

İbadetin insana kazandıracağı hali şöyle anlatabiliriz: Şu anda bir çuvaldayız, bir et ve kemik kalıbında. Çamur kalıbı da diyebiliriz. İbadetle beraber bu kalıbı aştığımızda; ibadet de bize ağırlık vermeyecektir. Bizim bineğimiz, burağımız olacaktır.

Cenab-ı Hak, Hz. Âdem'in yaradılışından bahisle, "Ona kendi ruhumdan üflediğim zaman” buyurur.

Bizde meknuz olan benlik gelişigüzel olmayıp; hasletlerini Cenab-ı Hak'tan alan, Allah'a ait olan bir benliktir.

Kulun, Allah'tan gelen benliğini; nefis; “ruh-i hayvan”, ruhunu da “ruh-i sultan” olarak izah edebiliriz.

Nefis ve ruh dediğimiz şey bir bütündür. Onun ahlak-ı zemime merkezi olan hayvanî tarafını yani nefsi, ibadetler ile ahlak-ı hamideye tebdil etmemiz gerekiyor.

Tahrim Sûresi'nin 8. ayetinde Cenab-ı Hak, “Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter” buyurur. Kulun ibadetle, zikrullah ile, tevbe ile kulluk kapısında ısrar etmesi şarttır.

Bugün toplumun içinde bulunduğu buhran hâlinden, ahlakî çöküntüden herkes şikayetçi. Kulluk istikametini bırakan, ibadeti unutan bireylerin geldiği noktanın cemiyete yansımasıdır bu hâl…

İnsan beşerî sıfatlardan kurtulup, Rahmanî sıfatlara kavuşamaz ise; siz ona ne kadar doğruyu, hayrı, güzelliği gösterirseniz gösterin, kendi iç tabiatında doğruyu hayrı görmeye muktedir olamaz. Yani onun asıl problemi kendisiyledir.

Dostlarımızdan bazıları, "Hocam namaz kılmak istiyoruz ama kılamıyoruz” diyorlar. Kişinin namaza durabilmesi için; evvela namaz için arzunun, isteğin onun iç tabiatında; kalbinde, gönlünde oluşması zaruridir.

İçinde bulunduğumuz üç aylar iklimi, ibadet isteği ile Allah'a yöneleceğimiz; tevbelerin kabul olacağı, ahlak-ı hamide istikametinde ilerleyebileceğimiz özel günlerle dolu.

Unutmayalım, fert ve cemiyet bazında huzur, saadet, barış ancak Allah'a kulluk ile olabilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Selam Yahyayev 2018-03-30 03:30:22

Allahbsizden razi olsun Hocam

Avatar
Cemal 2018-03-30 13:34:07

Hayirlara vesile kapinizda istifade ediyoruz Degerli Hocam. Gecmislerinize rahmet saglik sihhat afiyet olsun

Avatar
N. H 2018-03-30 12:55:21

Hocam dediğiniz gibi şuan ahlaki çöküntünün olduğu bi ortamdayız ve sizin yazılarınızla kendimize ve çevremize sizi ve yazdıklarınızı örnek gösteriyoruz,Allah sizden razı olsun...

Avatar
Azize sökmen 2018-03-30 10:27:29

Elinize dilinize yüreğinize sağlık muhterem hocam. Yazılarınız fevkalade . Bizler çok faydalanıyoruz. Böyle güzel tespitler bize, gerçek anlamda insan ve kul nasıl olunur o yolu gösteriyor. Dilerim tüm müslüman alemi herzaman gösterdiğiniz bu doğru yoldan istifade ederler.

Avatar
Sibel Arslan 2018-04-03 20:58:14

Allah razı olsun hocam öğrendiklerimizle amel etmek nasip olur inşAllah

Avatar
Musa 2018-04-02 14:56:38

Dünyasını ahireti için yaşayan insanlığın hidayeti için çalışan Allah adamı haydar baş beye sevgi ve muhabbet lerimi sunarım

Avatar
mustafa 2018-03-31 18:22:39

Allah sizden razi olsun, ağziniza yüreği̇ni̇ze sağlık sayın baş.