Uzun zamandır ayrı kaldık. Ayrı kaldığımız süreçte Türkiye’de çok hayati gündemler oluştu. Şimdilik gündemleri bir kenara bırakarak hem sitem, hem de bir hayretimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Nasıl oluyor da herkesçe bu kadar açık olan gerçekler, devletimiz ve milletimiz açısından görülemiyor? Ayrıca bu gerçekleri çok önceden görüp, gelen tehlikeleri haber veren, çare ve çözüm önerilerini devlet ve milletimiz ile paylaşan en basit deyimle bir lideri nasıl olur da hem siyasi iktidar, hem medya, hem de milletimiz duymazlıktan, görmezlikten gelir!

Hepimizin çok iyi bildiği o lideri gelin bir daha tanıyalım; “İnsan gönüldür, gönül” sözü o liderin yani Prof. Dr. Haydar Baş’ın özetidir.

Hayatını insan eğitimine adamış, devlet ve milletimizin huzur ve saadeti için bir an bile durmamış büyük bir şahsiyettir Haydar Baş. Bu gayretinin sebebini de kendi sözüyle anlatacak olursak; “Bizim tek amacımız vardır; O da Allah’ın rızasını kazanmaktır.”

Evet, Sayın Baş yıllarca insanımıza maddi ve manevi alanlarda yardımcı olmaya çalıştı. Siyasilere, millete daha iyi hizmet etmek için fikir ve projeleriyle çözüm önerileri sundu.

Milletimiz fark etmese de, bölgemizdeki fitnelerin çoğunu ustaca hamlelerle engelledi. Bugün ülkemizin bir numaralı gündemi olan FETÖ konusunda hem milletimizi, hem siyasi iktidarı, diğer partileri ve cemaatleri uyaran ilk ve tek isim de oydu.

Maalesef milletimiz ve devleti yönetenler, Sayın Baş’ı duymamakta (!) ısrar ettiler. Sayın Baş da sesini daha geniş kitlelere ulaştırmak, devlet ve milletimizi bekleyen maddi ve manevi tehlikeleri haber vermek, çıkış yollarını göstermek için iman ve vatan sevgisinden gelen sorumluluk duygusuyla siyasete adım atmak zorunda kaldı.

Sayın Baş ve kadrosu, BTP çatısı altında her daim çözümün reçetesini yazdılar. Birliğin, beraberliğin, huzurun ilaçlarını milletimize sundular.

Mesela bugün, FETÖ’den herkes şikayetçi. Sayın Baş, 18 yıl önceden bu belayı haber vermiş, Dinlerarası Diyalog fitnesine karşı itikadî duruş ortaya koyan tek lider olmuş, her daim bu belayı anlatarak, kanser gibi milleti ve devleti çökertmesinin önüne geçmeye çalışmıştı. Ama bu konuda da yalnız bırakıldı, destek olunmadı. Bundan dolayı da sonuç ortadadır.

Örnekleri çoğaltacak olursak, Sayın Baş, Kuveyt harekâtının amacının Türkiye olduğu, akabinde bu harekatın ikinci ayağı olan Irak işgaline ‘hayır’ diyen, Meclis’e gönderilen tezkerenin siyasi, milli ve manevi sonuçlarını anlatan yine tek liderdi.

Yine AB için atılan imzayı iktidar ve muhalefet liderleri zafer sayarken, medya bin bir methiyeler düzerken bu imzaya karşı çıkan tek lider yine Haydar Baş’tı.

ABD ve İsrail’in, Ortadoğu’daki siyasi ve inançlarından gelen ideallerini çok iyi bilen Sayın Baş, hem siyasi iktidarı, hem de diğer siyasileri ABD’ye karşı uyarmış; Medeniyetler Arası İttifak’a ve BOP’a karşı çıkmıştır.

Bu kadar açık gerçekler karşısında bile devletimiz ve milletimiz, Haydar Baş’ı görmeme, duymama hususunda kör, sağır, dilsiz rolüne devam etmiştirler.

İlginçtir! Her hafta Beyazıt Meydanı’nda ABD bayrağı yakanlar, Allah-u Ekber, diyerek namaza duranlar neticede ABD’nin izni olmadan iktidar olunmaz, pozisyonuna kayarken, siyasete emperyalizm karşıtlığı ile başlayanlar, sürdürenler, hak, emek, özgürlük diyerek slogan atanlar bile Haydar Baş’ı, emperyalizmin kalesi AB ve ABD’ye karşı duruşunda maalesef yalnız bırakmışlardır.

* * *

Prof. Dr. Haydar Baş’ı siyasette farklı kılan neydi, diye sorabilirsiniz. Birincisi insanı tanıyan, insanın yaratılış gayesini bilen en önemlisi ise insanı yoktan var edeni bilen bir insan olmasıydı. Böyle bir insanın, insanların sorunlarına çözüm üretmesinden daha tabi ne olabilir ki!

Ehl-i Beyt Külliyatı, Milli Ekonomi Modeli, Sosyal Devlet-Milli Devlet projeleri Prof. Dr. Haydar Baş’ın nasıl bir ferasete sahip olduğunun ispatıdır.

Ne hazindir ki! Başka inançlara mensup olmasına rağmen bu deryayı fark eden devletler, milletler var. Haydar Baş ile bir kez görüşmeleri onların, Haydar Baş’ı anlamaları için yeterli olmuştur. Tebrik etmek lazım…

Dillerinden, dini, milli ve ulusalcı kavramları bırakmayan siyasetçilerimiz ve insanımız ise Sayın Baş’ı görmek istemedi. Duymak istemedi. Anlamak istemedi. Üç maymunu oynamanın ağır faturasını devlet ve milletçe ödüyoruz.

Son cümle olarak söylemeliyim ki, tarih boyunca, Hak ile haklı olanlar sayıca az olmalarına rağmen hak davalarından asla vazgeçmemişlerdir. İlginçtir! Her daim de yalnız bırakılmışlardır. Netice olarak Hakk’ın davasını temsil edenler gerçek galiplerdir.

Selam olsun onlara…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Abdurrahman Terzi 7 ay önce

Eline diline sağlık kardeşim....Yazılarının devamını bekliyoruz...çok güzel yazdın....

banner100