Milli para ve milli paralarla ticaret, gerek isim, gerekse anlam olarak ilk kez 2005 yılında Prof. Dr. Haydar Baş tarafından ortaya konulan Milli Ekonomi Modeli’yle gündeme gelmişken;

Ve de o gün bugündür başta Rusya olmak üzere BRICS ülkeleri Model’in sahibi Sayın Baş’a danışarak bu projeleri hayata geçirmişken;

Siyasilerimizin ısrarla bu projelerin sahibini gizleyerek kendilerine mal etmeleri oldukça dikkat çekici… Üslup çok yanlış…

Rusya bile Milli Ekonomi Modeli’nin başta milli para ve milli paralarla ticaret olmak üzere projelerini hayata geçirirken bu gerçeği gizlemiyor, Prof. Dr. Baş’ı ve kadrosunu Duma’ya davet ederek, 4,5 saat Sayın Baş’a Model’ini anlatma fırsatı vererek, tüm dünyaya “Ben bu dahi insanın modeliyle kurtuldum” gerçeğini ilan ediyor.

Rus milletvekilleri katıldıkları MEM toplantılarında, “Rusya’nın Haydar Hoca’ya ihtiyacı var”, hatta daha da ötesi “Dünyanın Haydar Hoca’ya ihtiyacı var” diye haykırıyorlar.

Dünyanın bir numaralı iktisat matematikçisi olan Prof. Dr. Valery Lebedev, Model’i her okuduğunda kodlarla karşılaştığını ve bu kodların sadece bugüne değil, geleceğe de ışık tuttuğunu ifade ediyor.

BRICS temsilcisi Prof. Dr. Vladimir Gorbanovsky, MEM kongresine katılarak, “Hindistanlı, Çinli arkadaşlarımız yeni iktisadi uygulamalar için Rusya’ya bakıyorlar, Rusya ise Haydar Hoca’ya bakıyor” diyor ve “Sizin Rusya’da çok seveniniz var. Size tekrar teşekkür ediyorum ve size Hocam demek istiyorum” diyor.

Gorbanovsky ayrıca, BRICS ülkeleri olarak emek ve üretim karşılığı olan “milli para” ile ilk defa 2005 yılında yapılan MEM Kongresinde tanıştıklarını, sonra da yine Prof. Dr. Baş’ın “milli paralarla ticaret” formülüyle ABD’nin kağıttan imparatorluğunu darmadağın edecek bir argüman kazandıklarını belirtiyor.

9 adet MEM kongresine Rusya’dan, Fransa’dan, İtalya’dan, Hollanda’dan, Almanya’dan, İngiltere’den, Avusturya’dan, Macaristan’dan ve daha birçok ülkeden katılan 500’ü aşkın yabancı bilim adamı da Prof. Dr. Baş’ın ekonomi tanımına, milli para tanımına, tüketimi teşvik projelerine, arz-talep dengesine yönelik projelerine, tarım projelerine ve daha nice çözümlerine hayranlıklarını gizleyemiyorlar ve sundukları tebliğlerde açıkça belirtiyorlar.

Doğulusu Batılısı yiğidin hakkını yiğide vererek Prof. Dr. Haydar Baş’ı ve Modelini takdir ederken, temelinde haklıya hakkını vermenin, haksıza da haddini bildirmenin oluşturduğu mübarek dinimizin mensupları olduğunu söyleyen siyasilerimiz, maalesef bir Rus’un, bir Fransız’ın, bir Alman’ın, bir Çinli’nin gösterdiği erdemi gösteremiyor.

Onların büyük olduğundan bahsetmiyorum, bizlerin ne kadar dini ve milli değerlerimizden uzak olduğumuzu, bugün elimizde bulunan maddi gücün büyüklüğüne aldanarak ne kadar küçüldüğümüzü ifade etmeye çalışıyorum.

Usul de yanlış dedik. Neyi kastettiğimizi izah etmeye çalışalım.

“Milli para” tanımının gerçek sahibi Prof. Dr. Baş, bir paranın milli olabilmesi için halkın ürettiği emek ve üretim karşılığı olması gerekmektedir demektedir. Yani milli para halkın parasıdır.

Siyasilerimiz, Çin’le, Rusya’yla, İran’la milli paralarla ticaret yapmaya başlayacaklarını söylüyorlar. Hatta 30 Kasım 2016 tarihinde Çin ile ilk para takas işlemi yapıldığı, 450 milyon lira büyüklüğünde kullanımın gerçekleştirildiği ifade ediliyor.

Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmeliğe göre, genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin, kendi bütçeleri veya tasarrufları altında bulunan her türlü mali kaynaklarını Merkez Bankası (TCMB) veya muhabiri olan bankada açılacak TL cinsi vadesiz hesaplarda tutmakla yükümlü olacağının altı çiziliyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, “Türkiye özellikle enerji politikalarında yeni dönemde büyük enerji hacmi oluşturduğu ülkelerle millî parayla ticarete başlıyor” diyor.

Yapılan teşvikle özel şirketler, şahıslar dolarlarını bozdurarak TL mevduata geçiyor.

Ve tüm basın yayın organları, hep bir ağızdan yapılan bu işleme “milli paraya geçiş” diye duyuruyor, mimarının ise Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu söylüyor.

Peki, bahsedilen TL neyin karşılığı? Merkez Bankası’nın rezerv para olarak tuttuğu, faizle alınmış Doların… Yani Sayın Baş’ın ısrarla altını çizdiği gibi “TL, Doların tercümesi…”

Daha Türkçe olarak şöyle izah edelim:

Cebimizdeki TL milli para değil.

TL miktarının artışı demek, Dolar borcumuzun artışı demek.

Cebimizde, yastık altında ya da bankadaki mevduatımızda Dolar değil de TL bulunması demek, TL’nin değerini biz belirliyoruz anlamına gelmemektedir.

İster cebimizde, isterse bankada olsun TL’nin değerini ABD belirliyor.

Bu gerçeklerden yola çıkıldığında, siyasilerimizin ve yetkililerimizin yukarıda ortaya koyduğu usulün Türkiye’yi olumlu bir neticeye götürmesi mümkün değildir.

ABD’li istihbarat örgütü Stratfor, Türkiye’de uygulanan bu Doları TL’ye çevirme kampanyasının diğer ülkelere de örnek olabileceğini ifade etmiş.

TL, hala Doların tercümesiyken, bu konuda gerçekten bir mili para hamlesi yokken, bu dönüşüm Türkiye’yi örnek mi yapacak yoksa ibretlik mi yakında göreceğiz.

Doğru usul nedir diye sorarsanız, hala anlamayanlar için paranın milli emek ve üretim karşılığı basılmasıdır diye cevap verelim. Ama projenin gerçek sahibi Prof. Dr. Haydar Baş’a danışarak, yiğidin hakkını yiğide vererek, doğru bir üslupla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100