Yıllardır, hatta Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatından sonra bugüne kadar yürütülen ABD merkezli siyaset anlayışı ve bu anlayışın oluşturduğu tam bağımlılık maalesef artık vazgeçilmezimiz haline gelmiş.
Halbuki Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni “tam bağımsızlık” esası üzerine kurmuştu ve bizler İstiklal Mücadelesi’ni ABD’nin desteğiyle değil, ABD’ye rağmen gerçekleştirdik. ABD, bağımsızlık tapumuz olan Lozan’ı ve Lozan’ın bize kazandırdığı Misak-ı Milli sınırlarımızı hala imza atıp kabul etmiş de değil. Düşünebiliyor musunuz, bağımsızlığımızı rafa kaldırarak tam bağımlı hale geldiğimiz irade, sınırlarımızı dahi kabul etmeyen bir irade…
ABD’nin dolarını borç alarak Merkez Bankası’na koyuyoruz ve bu paranın karşılığı TL’mizi basıyoruz. Prof. Dr. Haydar Baş’ın ifadesiyle paramız doların tercümesi…
Özelleştirdiğimiz ve sonrasında hizmet beklediğimiz kamu kuruluşlarının çoğunu ABD merkezli şirketler işletiyor. Başta petrolümüz, altınımız olmak üzere zengin maden yataklarımızın çoğunu ABD’li küresel maden şirketleri işletiyor.
Başta İncirlik olmak üzere 40’ı aşkın NATO kapsamında ABD üssü ülkemizin dört bir köşesine dağılmış vaziyette… 2 milyonu aşkın ABD ajanı, her sokağımızda, her kahvemizde, her köşe başında vazifeli ve Türkiye’nin gündemini belirliyor, toplumun nabzını tutuyor.
FETÖ operasyonlarından da açıkça gördük ki, yıllarca ordumuz, yargı kurumlarımız da dahil olmak üzere tüm devlet kurumlarının en etkin kişileri, ABD ile bağlantılı, ABD’nin taşeronluğunu yapan iradeler olmuşlar. 
Kozmik odalarımıza girmişler, devletin bütün sırlarına vakıf olup ABD’ye taşımışlar. ABD’ye tam bağımlı politikalar Türkiye’yi ABD için BBG evine çevirmiş.
Türkiye’nin de her noktasını gözetleyen ABD radarı hala Malatya Kürecik’te…
Ve bu şartlarda bizler vize krizi yaşıyoruz, “Biz size muhtaç değiliz” deyip racon kesiyoruz. Sizce ABD’ye bağımlılıktan kurtulmak için hangi adımları attık ki bu krizi devam ettiren taraf olabilelim?
Rusya’yla ilişkilerin gelişmesi, İran’la milli paralarla ticaret diyebilirsiniz ama siyasetimizde de paramızda da milli olamadık ki bu adımlar bizi bir noktaya götürsün.
Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, ABD Ticaret Odası’nda yaptığı konuşmada, “Bu anlaşmazlığın (vize krizi) geçici olduğunu ve kısa sürede aşılacağını düşünüyorum. Biz bu krizin bir saniye daha sürmesini istemiyoruz… Hükümetimiz ABD ile ilişkimizi genişletip derinleştirip ilerletme hedefine bağlıdır” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "ABD ile vize meselesi bir günde halledilebilecek bir konu. Sayın Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) da talimatları çerçevesinde bu konunun çözülmesiyle ilgili Amerikalıların teklifini aldık" dedi.
Dışişleri Bakanlığı, Rusya'dan Türkiye'ye basketbol müsabakası için gelecek iki ABD'li sporcuya vize verildiğini açıkladı. Daha önce bu sporculara vize verilmeyeceği açıklanmıştı. 
ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir heyet, vize kriziyle ilgili görüşmeler için önümüzdeki hafta Türkiye'ye gelecek. Heyete Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Johnathan Cohen başkanlık edecek. Krizin çözümü için Türkiye'nin ABD'ye ortak bir komisyon kurulmasını teklif ettiği belirtildi.
ABD Savunma Bakanı James Mattis, "Kriz askeri operasyonları etkilemedi. Türkiye ve ABD yakın çalışmaya devam edecek" açıklamasında bulundu. Mattis "İncirlik tamamen açık. Ayrışma (iletişim) kanalımız açık. Kuzey Irak, Kuzey Suriye ve Türkiye’nin güneyinde operasyonlarımız olduğu için hava kuvvetlerimiz birbiriyle konuşuyor" ifadelerini kullandı.
Evet açıklamalar bu yönde…
Tabi, vize krizinin en azından tarafımızdan devam etmeyecek olmasının asıl nedeni Türkiye siyasetinin yukarıda bir kısmını ifade ettiğimiz ABD’ye olan tam bağımlılığıdır.
Peki, Türkiye böyle bir bağımlılığa mahkum mudur? Elbette ki hayır… Dedik ya, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti ABD’ye rağmen kurulmuştur. O halde Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal’in ortaya koyduğu fabrika ayarlarına dönmelidir.
Bu da ancak Atatürk gibi bağımsız bir karakter, bağımsız bir ekonomi, bağımsız bir siyaset ve bunları taçlandıracak milli projelerle mümkündür.
Tekrar ifade edelim ki bugün bunun adı; Milli Ekonomi Modeli, Sosyal Devlet Milli Devlet tezi ve Atatürk’ün ayak izlerine basarak yürüyen, “Atatürk vatandır” gerçeğini önümüze koyan Prof. Dr. Haydar Baş’tır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100