TSK yönetmelikleri, hastane raporları ve kanunların “GAZİ’ saymadığı bu devlet, bu millet için hayatını ortaya koymuş, vücudu yara almış, uzuvlarının bir kısmını kaybetmiş 10 binden fazla GAZİ SAYILMAYAN GAZİLERİMİZ VAR. Sadece üçünün hikâyesini aktarayım;
Ahmet Doğrudil, Şırnak'ta atılan el bombası ile yaralandı. Karnına 60 dikiş atıldı. Resmi olarak % 33 engelli tespiti yapılmış. % 40 olmadığı için gazi sayılmıyor. 
Ahmet Doğrugil’in bir isteği var; “Devletimizin 15 Temmuz gazilerine dediği gibi, tırnakları kanayanları gazi saydığı gibi bizi de gazi saymasını istiyoruz. Çünkü bizim her yerimiz kanadı. İçimiz de kanıyor." 
Erol Göl anlatıyor; "1997 yılında Kuzey Irak'ta bulunan Malakhta Tepe Bölgesi'nde 100-150 kişilik terörist gurubu ile girilen silahlı çatışmada bacağımdan vuruldum ve bacağıma giren kurşunun sakat kalma ve bacağımı kaybetme ihtimali olduğundan çıkartılamadığı için yıllardır terör kurşunuyla yaşıyorum.” 
Ali Deren; "1992 yılında Şemdinli Komando Taburu saldırıya uğradı. 29 arkadaşım şehit oldu. Benimle birlikte 33 arkadaşım yaralandı. Omzuma kanas mermisi girdi. 3 tane kırık var omzumda. Kalbime girmeye 1 milim kalmıştı. Diyarbakır Asker Hastanesi'nde 28 gün tedavi gördüm. 
Daha sonra askerliğime 5.5 ay kalmasından dolayı 2.5 ay hava değişimi ve geri kalanı da hastanelerde geçtiği için askere çağrılmadım. Halen rahatsızlığım devam etmekte. Bu arada askere gitmeden 2 katlı evim vardı. Tedavi amaçlı bunları sattım ve tedavim için harcadım...
Para pul derdinde değiliz. Maaş devletin olsun, madalyamızı versinler. Vatan, bayrak için vurulduk. Çoluğumuza çocuğumuza 'gazi olduk' diyecek şekilde kendimizi ispatlamak için gazi sayılmak istiyoruz" diyor.
10 binden fazla gazimizi asıl yaralayan ise ‘gazilik’ unvanının birçok görülmüş olmasıdır. Bu vatan evlatları hükümetin ikili duruşundan ötürü daha da yaralanmış vaziyette. Neden yaralandıklarını anlatayım;
Başbakan Binali Yıldırım şöyle diyor; (15 Temmuz’da hayatını kaybedenlerin aileleri ve yaralananlar için) “O meydana inenler, tırnağı bile yaralanmışsa onlar da, gazi olacak ve gazilik haklarından yararlanacaklar. Çünkü onlar Türkiye’nin geleceğini kurtardılar.”
Ardından 667 sayılı KHK’de “Demokrasi Şehitleri” olarak adlandırılanların ailelerine ve gazilere öğrenim durumuna göre 3 bin 200 TL ile 5 bin TL’nin biraz daha üstünde bir aylık bağlandı. MAAŞ BAĞLANIRKEN HERHANGİ BİR SAKATLIK ORANI ŞARTI DA KONMADI.
Bu maddeye göre 15 Temmuz’daki Şehit Ailelerine 239 bin lira civarında nakdi tazminat, bakıma muhtaç malul gaziye 327 bin lira, sakat kalanların dışında diğer malullere ise 101 bin lira tutarında tazminat ödemesi yapılmaktadır.
Niye bağlandı, diye sormuyoruz, sormayız da. Sorumuz; Bu vatan için dağlarda canını ortaya koymuş, yaralanmış, yıllardır vücudunda mermi ile yaşayan veya organının bir kısmını kaybeden vatan evlatlarının neden gazi sayılmadığıdır? 
Hayatını kaybedenlerin ailelerine aynı miktarlarda tazminat, gazi sayılarlara ise aynı miktarlarda bakım hizmeti ve tazminat artı maaş verilmediğini hepimiz biliyoruz. İşte sorumuz bu noktada; Neden şehit ve gazilerimize ayrımcılık, seçicilik yapılıyor?
Efendim yönetmelikler şöyle böyle. Geçin kardeşim. Kanunların bile pamuk şekeri olduğu günümüzde ne yönetmeliğinden bahsediyorsunuz. Mesela hak vermekse herkesin hakkı verilmelidir. 
Yönetmelik ve yorumlara bakınca insanın, vay anasını… Diyesi geliyor.
Şöyle örnekler veriliyor; Diyelim ki, vücudunuzda iki kurşunla yaşıyorsunuz ama sakatlık oranınız yüzde 39’sa size maaş bağlanmıyor. 
Terörle mücadelede yaralananlar için verilen maaşlar dereceye göre belirleniyor. Mesela iki elini, bir bacağını diz üstünden kaybetmiş ve bir gözü de kör olmuş, 1. dereceden bir Gazi 3 bin 200 lira maaş alabiliyor. Eğer bir bacağı diğerinden 10 santim kısa kalmış 6. derece engelli bir Gazi’yseniz alacağınız maaş yaklaşık 2 bin 350 TL oluyor.
Bu adaletsizliğin bir an önce giderilmesi diliyor ve bekliyorum…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ayten 2018-01-13 21:10:47

Sn hocam çok canalıcı bir konuya değinmişsiniz bu ülkede çifte standartlar çok can acıtıyor.Maalesef gerçek gazilerimixin sesini duyan yok. Bir an önce bu haksızğın giderilmesi önemlidir.Paylaşımınız için teşekkür ederim

banner137