İspanya’daki son İslam devleti olan Beni Ahmer Devleti yıkılınca burada yaşayan Müslüman ve Yahudiler, kilise mahkemesi olan Enginizasyon mahkemelerinde yargılanmıştır. Kilise mahkemeleri, Yahudileri sürgüne gönderme kararı çıkarırken, 3 milyon Müslüman’ın ise katledilmesine hükmetmiş ve Müslümanlar katledilmiştir.
1490’lı yıllarda gerçekleşen bu olaylar sırasında Osmanlı tahtında II. Beyazıd oturmaktadır. Osmanlı, İspanya’da yaşanan bu zulme karşı herhangi bir tepkide bulunmamıştır. Akdeniz’de bulunan bazı korsan Müslüman gemiciler, İspanyolların zulmünden kurtulan Müslümanları alıp Kuzey Afrika sahillerine taşırken, Yahudileri de, II. Beyazıd’ın izniyle Anadolu’ya getireceklerdir.
II. Beyazıd, Yahudileri Anadolu’ya yerleştirmedeki amacının, ülkenin daha da zenginleşmesi olarak hedefliyordu. Anadolu’ya getirilen 200 bin civarındaki Yahudi, başta İstanbul ve Edirne olmak üzere İzmir, Manisa, Bursa, Amasya gibi yerlere yerleştirilecekti. 
Osmanlı’nın hüküm sürdüğü topraklara ve özellikle Anadolu’ya getirilen Yahudiler kısa sürede kendi içlerinde organize olarak ticarette güçlendiler ve Osmanlı’nın ticaretinde söz sahibi oldular. Çok zaman geçmeden de başlattıkları lobi faaliyetleriyle Osmanlı sarayında da etkin olmaya başladılar. 
Yavuz Sultan Selim’in, Mısır seferinden sonra Memluklu Devleti’nin yıkılmasına en çok memnun olan o bölgedeki Yahudiler olacaktır. Memluklu Devleti’nin yıkılmasıyla Filistin coğrafyası da Osmanlı hâkimiyetine girecektir.
Memluklu baskısı altında yaşayan Yahudiler artık rahat bir nefes alacak ve Yavuz Sultan Selim’in bölge halkına gönderdiği Adaletnâme sonrası güçlenmeye başlayacaklardır. 
Yine o yıllarda Yavuz, İstanbullu Yahudi Abraham Kastro’yu,  Mısırın sarraf başı olarak atayacak, Jozef Hamon ise sarayın Hekimbaşısı olacak her daim padişahın yanında bulunacaktır. 
Yahudilere tam bir güveni olan Yavuz Selim para basma ve sarraflık gibi birçok mali işleri de Yahudilere bırakacaktır.
Yahudilere bu sahiplenme ve güven Yavuz Selim’in ardından tahta geçen Kanuni devrinde de devam edecektir. 
Kanuni Sultan Süleyman’ın, İran seferleri sonucunda Tebriz ve Bağdat alınmış ve İran’ın baskısı altında olan Yahudiler rahat bir nefes almışlardır. Bu dönemde Kanuni, Yahudi Yasef Nassiy’i başdanışman olarak saraya alacak ve Filistin’de Tiberya gölü civarını Nassiy’e verecektir.
16. yüzyıldan itibaren Osmanlı yıkılana kadar ülkedeki ticaretin tamamı nerede ise Yahudilerin eline geçmiştir. İstanbul, Edirne, Selanik, Bursa, İskenderiye önemli ticaret merkezleri haline gelecek ve buralardaki ticaretin kontrolü tamamen Yahudilerin eline geçecektir.
Yahudiler, Osmanlı sayesinde kendilerini güvene almış, bir başka tabirle yok olmaktan kurtulmuş ve yine Osmanlı eliyle ticaretle zenginleşmişlerdir. Tabi bu güven ve zenginleşme sonrası lobi faaliyetlerini arttırmışlar, padişahların desteğini de alarak sistemli bir şekilde koloniler halinde Filistin’e yerleşmeye başlayacaklardır. 
Nasıl yani, diyenler için 1864 yılında çıkartılan Vilayet Nizamnamesi ile daha önce Filistin’de Yahudilere toprak satışı yasağı kaldırılmış ve Yahudilerin bu yasa ile toprak satın almalarının önü açılmıştır. Bu kanun sonrası Filistin topraklarında Yahudi yerleşimci sayısı gün geçtikçe artmış ve bugün geldiğimiz noktanın adeta tohumları o gün atılmıştır.
Daha sonra (1883 yılında) Osmanlı bir toprak kanunu daha çıkardı… 
(Devamı yarın)…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
veli doğan 1 ay önce

Sn Tahsin bey araştırma ve bizlere faydalı bilgiler aktardığınızdan dolayı teşekür edrim.

banner100