Kimse, yakın tehlikenin farkında değil. Bu güne kadar Türkiye, sanal bir zenginlik içindeydi. Dışarıdan gelen sıcak para ile vatandaş, Türkiye’nin refah içerisinde olduğunu sandı. 
Sanal cennetten, gerçek cehenneme az kaldı!
Hükümet her şeyin farkında ama ellerinde gelen bir şey yok. Sayın Erdoğan kapitalist ve liberalist ekonomi uyguladıklarını bir an unutup “yurt dışına para kaçıranlar var, bunlara müsaade etmeyeceğiz” mealinde söz eder etmez, maliye bakanı Şimşek “liberalizme bağlılıklarını” deklare etmek zorunda kaldı. Ve sonra da Erdoğan’ın tam tersi açıklaması…
Anlayacağınız kafaları karışık.  “Soyulduk ey millet” diyecekler, diyemiyorlar. Korkuyorlar ki, millet “kim soydu?” sorusu soracak. 
Bu millet öyle bir soru sormayacak, kimsenin endişesi olmasın. Şuan tepkisiz ama bu da kimseyi aldatmasın. Boş teyp gibi her şeyi kayıt ediyor. Türkiye gümlediği an, Allah muhafaza eylesin, çok kötü sorular sorulacak. 
Bankalar en büyük emlakçi oldular. Hatta en büyük galerici oldular. Evler arabalar hep gidiyor. Birikimler bir çırpıda elden çıkıyor. İktidarın “kira öder gibi ödeyip, ev sahibi olun” dediği olay, şimdi ödenmiş bütün taksitleri de, yok ediyor. 
Eskiden adamın evi arabası yoksa da, borcu yoktu. Şimdi ev araba elden çıktığı gibi, bir de borcu var.
Bu anlattığım sadece olayın bir boyutu. Daha önce yazmıştım Türkiye’nin 2023’ye kadar 500 milyar dolara yakın bir parayı ödemesi gerektiğini. Sadece bir yıl içinde Türkiye 220 milyar dolar ödeyecek. 
Peki, nerde para?
Dışarıdan sıcak para geliyordu, Türkiye BOP yolunda olduğu için… AKP gelirken hatırlayın “ben daha iyi borç alırım” diye geldi. Doğru, çok iyi borç aldı, önümüzdeki elli seneyi dahi yedi. 
Türkiye’ye para verenler, Suriye yanlışını işletti. Irak ve Libya yanlışını işletti.
Şimdi yolun sonuna gelindi.  Yol bitti, para da bitti. 
Hangi babayiğit bir yıl içinde 220 milyar dolar bulacak. Ya ABD’nin tekrar yoluna girilecek, karşılığında sıcak para gelecek, yahut Türkiye iflas edecek.
Peki, başka bir yol yok mu?
Bu dediğim, AKP ile birlikte tüm kapitalistler için geçerli. Kapitalist sistemin Türkiye’yi getirdiği iflas, ortada… Demiştim “NATO kapitalizmi korumak için var” diye. Bu sebeple Türkiye NATO’dan çıkmadan önce, kapitalizmden çıkmalı ve bunu da ne bu iktidar ne de Türkiye’de başka bir parti yapabilir.
Ne mi demek istiyorum: Türkiye yeni bir sisteme girmek zorunda. Bu yeni sistem, kapitalizm ve sosyalizm dışında, bir sistem olmak zorunda… Çünkü bunlar dünyada bitti. Lafı dolandırmsayayım, Türkiye, Haydar Hoca’ya muhtaç.
Dünyanın iktisatta bir numara insanları ne dediler: Dünyanın, Prof. Dr. Haydar Baş’a ihtiyacı var. Bu adamlar durup dururken, bunu söylemediler. Dünya Sayın Baş’ı anladı, bizim Man kafalar anlamadı. 
Anlamayın!
Keyfiniz bilir!
Nasıl olsa bu işi anahtarı Haydar Hoca’da… Sabahtan akşama kadar “milli ekonomi” deyin, “Milli Paralarla Ticaret” deyin, Türkiye düzelmez. Milli Ekonomi Modeli’nin bir matematiği var. Verilenleri ve istenenleri var.
Bir el öpmeyle Yiğit olunmaz. Ruslar boşuna mı yıllardır geldi gittiler, Haydar Baş’ın kapısına. Ramazan ve oruç dinlemediler, Baş Hoca’nın peşinde Antep’e kadar koştular. Konferans ve mitinglerde dinlediler.
Haydar Hoca’yı meydanda dinleyen halk, bir makarna ve kömüre geleceğini satarken, Ruslar onu dinleyip geleceklerini, kurtardılar. Çin, ABD’yi şimdi hop indirip, hop kaldırıyor. 
Bütün bunlar, Sayın Haydar Baş’ın “ekonomilere devlet müdahalesinin şart olduğu” teziyle başardılar.
“Her arz kendi talebini yaratır” kapitalist görüşü, safsatadır. Okuyun Prof. Baş’ı da ekonomi ne imiş öğrenin. Ekonomi ile alakalı bütün öğrendiklerinizi unutun. Buna iktisadın tanımı da dahil. 
“Kaynaklar sınırsız, ihtiyaçlar sınırlı” diyor Haydar Hoca. “Tüketim en büyük kaynaktır” diyor Baş Hoca. Hey gidi!.. Bu kavramları, bu tanımları, dünya bir tek insandan öğrendi. Hırsızlığı bırakın da, Baş Tezlere “çare” olarak sarılın. Müşriklerin kaçak Kur’an dinlemesi, onları “Müslüman” yapamadı.
Türkiye ekonomiye müdahale etsin, ABD Türkiye’ye müdahale eder!
Türkiye, önce Merkez Bakası’nı millileştirsin, baksın neler oluyor. Emin olun abartmıyorum, bunlar sizin işiniz değil. Hiç kimsenin değil. Bir tek adamın işi… 
“Ne AB, Ne ABD, Bağımsız Türkiye” diyenin işi. “Ben son nefes için siyaset yapıyorum diyen, Baş Türk’ün işi… 
Türkiye işte o zaman iyi olacak. Bağımsız olmayı  “şemsiye” edindiği zaman… AB ve ABD’den “himmet”  istemediği zaman… Küresel tefecilerden borç, dilenmediği zaman…
Buğdayı dahi ithal eden Türkiye, hangi bölgesel sorunda etki sahibi olur. Haydar Baş’ın sistemi, Türkiye’de eğitim dahil bütün, sistemini değiştirmeyi gerektirir. Tarım mesela A’dan Z’ye değişir. Gümrük Birliği tarihe karışır.
Trenin hızın artırıp “hızlı tren” dediler, tren devrildi, insanlar öldü hatırlayın. Sonra hızlı tren rayı döşediler de, Ankara-İstanbul arası çalışmaya başladı. Önce kafayı değişmek gerekir. 
Kapitalizm, liberalizm, yerine, Haydarizm demek farz oldu!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121