İnsanımızın bir an durup olan biteni düşünmesini engellemek için her dakika suni gündemler oluşturmak zorundalar. İnanır mısınız, sırf bunun için milyonlarca lira harcanır bu memlekette. Gündemi meşgul edip aşikâr olan dertleri, sıkıntıları örtbas edebilmek için bilmem kaç tane danışmanları var. Bunların işi gece gündüz demeden oturup yeni yeni kavramlar, aslı astarı olmayan projeler, terimler bulmak bunları da medya yoluyla vatandaşın gündemine oturtmak. Bir nevi millete meşgale bulmak ya da günlük masal yazmak da diyebiliriz.  Medyadan tutun siyasetçilere kadar çok büyük ciddi mesai var bu işte.
Zaman zaman yazılarımıza konu olan ya da satır aralarında sıkça gördüğünüz algı yönetimi, toplum mühendisliği terimleri çatısında toplayabileceğimiz bu etkinliklerin sıklaşması ise büyük bir kaos ortamında olduğumuzun ispatıdır. Yani ne kadar dibe doğru gidiyorsa memleket o kadar fazla icraatı oluyor bu gündem uydurukçularının. Bir zavallılık göstergesi anlayacağınız.
Peki, bu sistem nasıl çalışıyor derseniz; bilinmeyenden korkar ya insan. Bu doğamızda var. Bu kadar bilinmeyen kavram, giderek artan yeni yeni terimlerle karşı karşıya gelen toplum da olan bitenden bir şey anlamaz. Tedirgin olur. Anlaşılmayan, bilinmeyen bir dilde konuşulan bir yerde de toplumsal iletişimsizlik baş gösterir. Bunun sonucunda da kör, sağır, dilsiz bir millet oluşturulur.
Fark etmişsinizdir; 7 Haziran öncesinde seçimi istendik yönde şekillendirmek amacıyla pek çok yeni kavrama, gündeme maruz kaldık. Seçim sonrasında daha da sıklaşarak o kadar çok olay üst üste gündem oldu ki biz birini konuşup masaya yatıramadan bir diğeri patlak verdi. Onu kavrayamadan bir başkası. Allak bullak olduk. TV ekranlarında haberlerden tutun tartışma programlarına kadar garip garip Ortadoğu haritaları, stratejileri, planları, alfabenin hemen hemen her harfini içeren neyin kısaltması olduğunu dahi bilmediğimiz silahlı grup isimleri, direniş grupları yok olmadı işimize gelmeyince terör örgütü isimlerine gark olduk. Varıp sorsan IŞİD (Türkçesi: Irak Şam İslam Devleti) ile DEAŞ’i (Arapçası: Ad- Devlah al İslamiyah fil-Irak ve eş-Şam) farklı farklı gruplar olduğunu sanan yahut YPG ile PYD’nin kim olduğunu ne olduğunu anlatamayacak kadar karmaşa içine girmiş bir güruh var karşımızda. Bunlar da kendilerine sağda solda söylenen “Hükümet bütün bu terörist gruplarla savaşıyormuş aman ha!” demekle yetinmekte.
Bir yandan Güneydoğumuzda 400’lü rakamları aşan can kayıplarıyla PKK ile ciddi bir savaş varken, tüm o bölgede göç yaşanıyorken, beldeler boşaltılıyorken, şehirler enkaza dönüşüyorken, kısa aralıklarla çok önemli şehirlerimizde bombalar patlıyorken biz nelerle meşgulüz? Mülteci problemine boğazımıza kadar batmışken, sınır ilimiz Kilis’te her gün bombalar füzeler uçuşuyorken, çocuklarımız tecavüze uğruyorken iktidarın-muhalefetin ortaya attığı zırva cümlelerle meşgulüz. Aman kim ne demiş, niye demiş falan. Yok, o örgütün adı böyle telaffuz edilmeliymiş, isminin içinde İslam geçemezmiş. DEAŞ deyince İslam geçmiyor çünkü(!) Yani tüm dünya liderleri ve hatta medyası ISIS (İngilizcesi: The Islamic State of Iraq and al Sham) derken bunlar DEAŞ yani Arapça kısaltmasını kullanınca her şey çözülüyor. Tek derdimiz de buydu zaten.
Bir yandan mutluluk tabloları da çiziliyor tabi. Toplu açılış mevsimi de geldi, milletin ‘çalıyor ama çalışıyorlar’ demesi için. Arada da Yeni Türkiye projelerini açıklıyorlar. Boğaza yürüyüş tüneli yapacaklarmış, mega projeleriymiş bu mesela. Yalnız hatırlatalım, bunu yaptılar zaten yeni bir proje değil bu. Vatandaşlar Marmaray’dan yürüyerek çıkıyordu geçenlerde. Aynı şey.
TV dizileri, eğlence programları da malumunuz. Nitel ve nicel olarak zirve yaptıkları bir dönemdeyiz. Biri bitmeden diğeri başlıyor. Bunca para bu kadar yeni diziye niye ayrılıyor, bu kaynak nereden ayrılıyor ve kimler bu bütçeyi sağlıyor diye sorgulayan yok nasılsa. Araştırılırsa piyasadaki ahlaka mugayir bu programların, dizilerin yapımcılarının toplamına yakının yabancı menşeli olduğunu da göreceksiniz. Bunların millete morfin etkisi yaptığı ortada değil mi?
Kahvehaneler, camiler ve hanımların günlerine bile maaşlı maaşsız atanmış fısıltı gazetecilerinin ikna operasyonlarını da es geçmeyelim. Tüm bu kargaşaya anlam veremeyen az çok irdeleyenleri de gerek maddi gerekse manevi unsurları öne sürerek pışpışlamayı görev edinenler var. ‘Çocuklarınız işten atılır, 80’lere geri döneriz maazallah, Allah’ın gücüne gider söylemeyin öyle şeyler’ gibi basmakalıp cümlelerle bastırılan insanlar görüyoruz.
Daha da örnekleri çoğaltmak mümkün olmasına mümkün ama milleti daha ne kadar sürükleyecekler bu yalan dehlizlerine? Hüzünle seyrediyoruz, maalesef kavram kavgalarının içinde suni gündemlerin peşindeki kalabalıkları… Bu milletin esas problemleri, dertleri ve çözümleri niye konuşulmuyor, milletimizi ve milli egemenliğimizi tehdit eden unsurlara niçin önlem alınmıyor diye soran aklı başında insanları mumla arıyoruz.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100